Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega ve eşi Başkan Yardımcısı Rosario Murillo yönetimi, muhalefeti sindirme operasyonlarına bir yenisini ekledi. Hükümet, ülkenin önde gelen insan hakları avukatlarından oluşan bir grubun avukatlık ruhsatını iptal ederek bu kişilerin mesleklerini icra etmelerini engelledi. Yetkililer, söz konusu avukatların “yasa dışı faaliyetler” yürüttüğünü iddia etse de, karar uluslararası toplumda yeni bir insan hakları ihlali dalgası olarak yorumlandı. Bu son hamle, Ortega’nın 2018’den bu yana sürdürdüğü, üniversiteleri, sivil toplumu ve bağımsız medyayı hedef alan baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı
Orta Amerika’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Nikaragua’da, Ortega ve Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FSLN) yönetimi son yıllarda giderek otoriterleşti. 2018’de sosyal güvenlik reformlarına karşı başlayan kitlesel protestolar, güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle bastırılmış, yüzlerce kişi hayatını kaybetmişti. O tarihten bu yana hükümet, muhalifleri “terörist” ilan ederek hapse atmakta, sivil toplum örgütlerini kapatmakta ve bağımsız yayın organlarını susturmakta beis görmüyor.
Son olarak, 30’dan fazla avukatın ruhsatının iptal edilmesi, bağımsız yargıya yönelik en ağır darbe olarak değerlendiriliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), bu adımın “avukatları sindirme ve hukuki savunmayı çökertme amacı taşıdığını” duyurdu. HRW’nin Amerika direktörü Juanita Goebertus, “Ortega yönetimi, kendisini eleştiren herkesi susturmak için hukuku bir silah olarak kullanıyor” dedi. Ruhsatı iptal edilen avukatlar arasında, hükümeti insan hakları ihlalleriyle suçlayan ve uluslararası mahkemelerde dava açan isimler de bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Nikaragua’daki bu gelişmeler, Latin Amerika’daki demokrasi gerilemesi endişelerini yeniden gündeme getirdi. Venezuela, Küba ve Bolivya’yı örnek alan Ortega, bölgesel otoriterleşmenin öncülerinden biri haline geldi. ABD, Nikaragua’ya yönelik yaptırımları artırırken, Avrupa Birliği de insan hakları ihlalleri nedeniyle üst düzey yetkililere seyahat yasağı ve mal varlığı dondurma kararları aldı. Öte yandan, Rusya ve Çin’in desteklediği Nikaragua, Batı’nın baskılarına rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nde yapılan son oylamada, Nikaragua’nın insan hakları durumunu kınayan karar tasarısı, Rusya ve Çin’in karşı oylarına takıldı.
Uzmanlar, avukat ruhsatlarının iptalinin yalnızca bir başlangıç olduğunu, sırada sivil toplum örgütleri ve üniversitelerin olduğunu belirtiyor. Nikaragua’da 2026’da yapılması planlanan başkanlık seçimleri öncesinde muhalefetin tamamen etkisiz hale getirilmesi hedefleniyor. Bu durum, bölgede demokrasi mücadelesi veren diğer ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nikaragua’daki gelişmelerin Türkiye’ye doğrudan bir yansıması bulunmamakla birlikte, Latin Amerika’da artan otoriterleşme, Türkiye’nin bu bölgedeki ticari ve diplomatik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ülkeleriyle ekonomik işbirliğini artırmış, özellikle inşaat ve savunma sanayi alanlarında ortak projeler yürütmüştür. Bölgedeki istikrarsızlık, Türk yatırımcılar için risk oluşturabilir. Ayrıca, insan hakları ihlallerine karşı duyarlılık gerektiren bir dönemde, Türkiye’nin denge politikası izlemesi önem taşıyor. Küresel ölçekte ise, otoriter eğilimlerin yayılması, uluslararası hukukun ve insan haklarının zayıflamasına yol açarak tüm ülkeler için olumsuz sonuçlar doğurabilir.