Nijerya'nın ekonomik başkenti Lagos'ta, kıyı şeridindeki yoksul mahallelerde yaşayan binlerce kişi, hükümetin yasadışı tahliye girişimlerine karşı direnişini sürdürüyor. Bölge sakinleri, yetkililerin mahkeme kararlarını hiçe sayarak evlerini yıktığını ve arsaları zengin yatırımcılara sattığını iddia ediyor. Son olarak, Makoko ve Tarkwa Bay gibi yerleşimlerde yaşayanlar, federal mahkemenin geçici tedbir kararına rağmen polis ve belediye ekiplerinin müdahalesiyle karşılaştı. Tahliye edilen aileler, yıllardır yaşadıkları topraklardan zorla çıkarıldıklarını ve herhangi bir tazminat almadıklarını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Lagos, Afrika'nın en hızlı büyüyen şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bu büyüme, özellikle kıyı bölgelerinde yaşayan düşük gelirli topluluklar için ciddi sorunlar doğuruyor. Şehir yönetimi, gecekondu bölgelerini temizleyerek altyapı projelerine yer açmak istediğini savunuyor. Ancak sivil toplum örgütleri, bu gerekçenin perde arkasında gayrimenkul spekülasyonu olduğunu öne sürüyor. Nijerya İnsan Hakları Komisyonu verilerine göre, 2010'dan bu yana Lagos'ta en az 100 bin kişi bu tür tahliyeler nedeniyle evsiz kaldı. Tahliye edilen bölgelerde daha sonra lüks konut projeleri veya ticari merkezler inşa ediliyor. Mahalle sakinleri, hukuki mücadelelerine rağmen çoğu zaman sonuç alamıyor; çünkü mahkeme kararları uygulanmıyor veya siyasi baskıyla geri çekiliyor.
Son olayda, İkoyi bölgesindeki bir yerleşimde ikamet eden 500'den fazla aile, federal yüksek mahkemenin tahliyeyi durdurma kararına rağmen polis tarafından zorla çıkarıldı. Ailelerin avukatı Chidi Odinkalu, "Mahkeme kararı var ama devlet kendi kararını uyguluyor. Bu, hukukun üstünlüğüne açık bir darbe" dedi. Hükümet ise söz konusu alanın çevre felaketlerine açık olduğunu ve bu nedenle tahliyenin zorunlu olduğunu savunuyor. Ancak çevre uzmanları, tahliye edilen bölgelerde altyapı yatırımı yapılmadığını, aksine yeni inşaatların çevreyi daha da riskli hale getirdiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nijerya'daki bu tahliyeler, Afrika genelinde kentleşme ve arazi mülkiyeti sorunlarının bir yansıması. Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) verilerine göre, Sahra Altı Afrika'da kentsel nüfusun yüzde 60'ı gecekondularda yaşıyor. Hükümetler, bu alanları "geliştirme" adı altında boşaltırken, yoksulların barınma hakkı sıklıkla ihlal ediliyor. Lagos örneğinde, tahliyelerin hız kazanmasının bir nedeni de 2023'teki Nijerya genel seçimleri öncesinde hükümetin şehri modernize etme vaatleri. Ancak eleştirmenler, bu sürecin yolsuzluğa ve rant kavgalarına yol açtığını söylüyor.
Küresel ölçekte, iklim değişikliği nedeniyle yükselen deniz seviyeleri, kıyı topluluklarını daha da kırılgan hale getiriyor. Nijerya'nın Atlas Okyanusu kıyıları, erozyon ve sel riski altında. Uzmanlar, tahliyelerin çevresel gerekçelerle yapıldığını ancak asıl amacın arazi değerini artırmak olduğunu belirtiyor. Benzer durumlar, Gana, Kenya ve Güney Afrika'da da yaşanıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, Nijerya hükümetine mahkeme kararlarına uyması ve tahliyelerde uluslararası standartları gözetmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijerya'daki bu gelişmeler, Türkiye'nin Afrika politikası açısından iki noktada önem taşıyor. Birincisi, Türk inşaat ve altyapı firmalarının Nijerya'da üstlendiği projeler (örneğin Lagos-İbadan demiryolu) bu tür arazi anlaşmazlıklarından etkilenebilir. İkincisi, Türkiye'nin kentsel dönüşüm ve gecekondu sorunlarına yaklaşımı, Nijerya gibi ülkeler için ilham kaynağı olabilir. Ancak Türkiye'nin de benzer tahliye tartışmaları yaşadığı (örneğin İstanbul'da Sulukule ve TOKİ projeleri) göz önüne alındığında, bu haberin Türk kamuoyunda kentsel dönüşüm politikalarına dair bir sorgulamayı da beraberinde getirmesi mümkün. Ayrıca, Nijerya'daki gelişmeler, Türkiye-Afrika ilişkilerinde insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularının gündeme gelmesine neden olabilir.