Nijerya Senatosu, 24 Haziran'da eyaletlere kendi polis güçlerini oluşturma yetkisi tanıyan bir yasa tasarısını onaylayarak ülkede on yıllardır tartışılan polis reformu sürecinde kritik bir adım attı. Merkezi hükümetin tekelindeki kolluk kuvvetlerinin yetersiz kaldığı güvenlik krizleri, özellikle kuzeydeki terör ve çete şiddeti ile güneybatıdaki kaçırma olayları, reformu acil hale getirdi. Ancak uzmanlar, 36 eyaletli federatif yapının her birinde ayrı polis teşkilatı kurulmasının etnik gerilimleri artırabileceği ve yolsuzluk riski taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Reformun arka planı ve mevcut güvenlik krizi
Nijerya, 1960'ta bağımsızlığını kazandığından beri merkezi bir polis gücüyle yönetiliyor. Anayasa, polis teşkilatını federal hükümete bağlı kılıyor; eyalet valileri yerel güvenlikten sorumlu olsa da doğrudan kolluk kuvveti kuramıyor. Bu yapı, özellikle kuzeydoğuda Boko Haram ve ISWAP terör örgütlerinin, orta kuşakta çoban-çiftçi çatışmalarının ve güneyde petrol hırsızlığı ile organize suçun tırmanmasıyla sorgulanmaya başlandı.
Son dönemde güvenlik endişeleri ülkenin görece güvenli kabul edilen güneybatısında yaşanan kitlesel okul kaçırma olayıyla yeniden alevlendi. 20 Mayıs'ta Ekiti eyaletinde bir okula düzenlenen baskında 20'den fazla öğrenci kaçırıldı. Bu olay, eyalet yönetimlerinin kendi güvenlik önlemlerini almak istemesini hızlandırdı.
Senato'nun onayladığı tasarı, eyalet polis güçlerinin kurulmasını öngörmekle birlikte, federal polisin ülke çapındaki yetkisini koruyor ve eyalet polislerinin federal standartlara uygun eğitim almasını şart koşuyor. Tasarı ayrıca, eyalet polis şeflerinin atanmasında federal hükümetin onayını zorunlu kılan bir madde içeriyor. Muhalif milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşları, bu maddenin eyalet özerkliğini sınırladığını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Nijerya'nın polis reformu, yalnızca iç güvenlik dinamiklerini değil, aynı zamanda Batı Afrika bölgesindeki istikrarı da etkileme potansiyeli taşıyor. Nijerya, Ekonomik Topluluk (ECOWAS) ülkeleri arasında en büyük nüfusa ve ekonomiye sahip olması nedeniyle bölgesel güvenlik mimarisinde kilit rol oynuyor. Ülkede artan şiddet, komşu ülkelere sığınmacı akışına ve silah kaçakçılığına yol açıyor.
Küresel düzeyde ise Nijerya, terörle mücadele ve deniz güvenliği konularında uluslararası iş birliğine bağımlı. ABD ve Birleşik Krallık, Nijerya polisine eğitim ve istihbarat desteği sağlıyor. Reformun başarısı, bu ülkelerin Nijerya'ya yönelik güvenlik yardımlarının etkinliğini de belirleyecek. Ayrıca, Nijerya'nın petrol zengini Nijer Deltası bölgesinde eyalet polis güçlerinin kurulması, petrol hırsızlığı ve sabotaj eylemlerini azaltarak küresel enerji piyasalarını olumlu etkileyebilir. Ancak reformun finansmanı ve denetim mekanizmaları henüz netleşmiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijerya'daki polis reformu, Türkiye'nin Afrika açılımı ve güvenlik iş birlikleri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Nijerya'da savunma sanayii anlaşmaları, insani yardım ve terörle mücadele alanlarında varlık gösteriyor. Reform süreci, Nijerya'nın iç güvenlik yapısını merkezden uzaklaştırarak yerel aktörlerin rolünü artıracak olması, Türk şirketlerinin ve resmî kurumlarının hangi eyaletlerle iş birliği yapacağını etkileyebilir. Ayrıca, Nijerya polisindeki reform, Türkiye'nin Afrika'da uyguladığı güvenlik sektörü reformu modellerine benzerlik taşıyor; bu deneyimlerin paylaşılması iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri derinleştirebilir.