Nijer hükümeti, başkent Niamey'deki kritik bir askeri hava üssüne cumartesi günü düzenlenen isyankar asker saldırısının ardından kontrolü yeniden ele geçirdiğini açıkladı. Bu olay, askeri yönetici Abdourahamane Tiani'nin hükümetinin cihatçı isyanla mücadelede zorluk yaşadığı bir dönemde yönetime yönelik en son meydan okuma olarak kayıtlara geçti.
Olayların Arka Planı ve Güvenlik Zafiyeti
Nijer Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, hava üssüne yönelik saldırının 'bir grup isyankar asker' tarafından gerçekleştirildiği ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle üssün kontrolünün yeniden sağlandığı belirtildi. Bakanlık, saldırı sırasında ölen veya yaralananlara ilişkin henüz resmi bir bilgi vermedi. Ancak yerel kaynaklar, olayda can kaybı yaşandığını ve bazı isyancı askerlerin gözaltına alındığını öne sürüyor.
Bu isyan girişimi, Tiani'nin 2023 yılında seçilmiş cumhurbaşkanını devirerek yönetime el koymasından bu yana yaşanan en ciddi askeri itaatsizlik vakalarından biri olarak değerlendiriliyor. Ülke, 2012'den bu yana Sahel bölgesinde faaliyet gösteren İŞİD ve El Kaide bağlantılı grupların saldırılarıyla mücadele ediyor. Ancak Tiani yönetimi, devraldığı güvenlik krizini çözmekte yetersiz kalırken, ordu içindeki huzursuzluk da giderek artıyor.
Uzmanlar, hava üssüne yapılan bu saldırının, ordunun moral ve disiplin eksikliğinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor. Özellikle askerlerin maaşlarının zamanında ödenmemesi, lojistik destek eksikliği ve cihatçılarla mücadelede alınan başarısız sonuçlar, askerler arasında hoşnutsuzluğu körüklüyor. Nijer ordusunun, ülkenin doğu ve batı bölgelerinde artan cihatçı saldırılarına karşı etkili bir direniş gösterememesi, askeri yönetimin meşruiyetini sorgulanır hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam
Nijer'deki siyasi istikrarsızlık, Batı Afrika'nın geniş Sahel bölgesinde güvenlik mimarisinin giderek zayıfladığı bir ortamda yaşanıyor. Nijer, Fransa ve ABD askerlerinin çekilmesinin ardından Rusya ile yakınlaşma sinyalleri vermişti. Bu durum, bölgedeki jeopolitik dengeleri değiştirirken, Nijer'in Batılı müttefikleri ile arasındaki gerginliği artırıyor.
Cihatçı grupların kontrol ettiği alanların genişlemesi, Mali ve Burkina Faso ile birlikte Nijer'de de ciddi bir insani krize yol açıyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Nijer'de 3 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Sınır ötesi hareketlilik, silah kaçakçılığı ve göçmen akınları, bölge ülkeleri ve Avrupa Birliği için güvenlik riski oluşturuyor.
Nijer'deki askeri isyan girişimi, sadece ülkenin iç siyasetini değil, aynı zamanda uluslararası toplumun Sahel'deki terörle mücadele stratejilerini de doğrudan etkiliyor. ABD ve Fransa'nın bölgeden çekilmesiyle oluşan güç boşluğu, Rusya'nın Afrika Kolordu yapılanmasıyla doldurulmaya çalışılıyor. Bu durum, bölgesel güvenlik iş birliği mekanizmalarını zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nijer'deki askeri isyan, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası bağlamında ele alınabilecek önemli bir gelişmedir. Türkiye, son yıllarda Sahel bölgesiyle askeri iş birliği ve savunma sanayi alanında ilişkilerini derinleştiriyor. Nijer'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki askeri varlığı ve ekonomik yatırımları açısından risk teşkil edebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afrika'daki terörle mücadele yaklaşımı ile Nijer yönetiminin Rusya'ya yakınlaşması, çok yönlü ilişkilerde yeni denklemler ortaya çıkarabilir. Bu bağlamda, Ankara'nın bölgedeki politikalarını gözden geçirmesi gerekebilir.