İngiliz popülist siyasetçi Nigel Farage'ın Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) yönelik eleştirileri artık ABD'de de kurumsal bir zemine kavuşuyor. Farage'ın liderliğini yaptığı Reform UK partisinin Avrupa Parlamentosu'ndaki eski grubuyla bağlantılı olan 'Action on World Health' (AWH) adlı kampanya, yeni bir yönetim kurulu ve genişleyen lobi ağıyla Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyet göstermeye başlayacak. Bu gelişme, Farage'ın neden ABD merkezli bir baskı grubunun içinde yer aldığı sorusunu gündeme getiriyor.
Gelişmenin arka planı: DSÖ'ye yönelik eleştirilerin yeni adresi
Nigel Farage, Brexit sürecinde Avrupa Birliği karşıtı söylemleriyle tanınan bir siyasetçi olarak son dönemde DSÖ'yü hedef aldı. Özellikle COVID-19 pandemisi sırasında DSÖ'nün ulusal egemenliği zedelediği ve aşı politikalarında aşırı yetki kullandığı iddialarını dillendiren Farage, bu söylemleriyle küresel sağlık yönetişimine karşı çıkan muhafazakar çevrelerde destek buldu. Action on World Health grubu, başlangıçta Avrupa'da DSÖ'nün yetkilerinin sınırlandırılması için kampanya yürütürken, şimdi ABD'de de benzer bir etki alanı oluşturmayı hedefliyor. Grubun yeni yönetim kurulunda, eski ABD'li diplomatlar ve sağlık politikası uzmanlarının yanı sıra, bazı Cumhuriyetçi Parti bağlantılı isimler de yer alıyor. Farage'ın bu yapılanmadaki rolü, onun Amerikan siyasetindeki muhafazakar kanatla olan bağlarını daha da derinleştiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sağlık egemenliği tartışmaları yeniden alevleniyor
Farage'ın DSÖ karşıtı kampanyasını ABD'ye taşıması, küresel sağlık yönetişimi konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. DSÖ, pandemi döneminde üye ülkelerin sağlık politikalarına müdahale ettiği gerekçesiyle özellikle ABD'deki Cumhuriyetçi çevrelerde eleştiriliyor. Eski Başkan Donald Trump'ın DSÖ'den çekilme kararı, bu eleştirilerin en somut örneğiydi. Biden yönetimiyle birlikte örgüte yeniden katılan ABD'de, Farage'ın kampanyası sağlık egemenliği kavramını yeniden gündeme getiriyor. Bu durum, Avrupa'da da yankı buluyor. Özellikle Macaristan ve Polonya gibi sağlık politikalarında ulusal öncelikleri vurgulayan ülkeler, DSÖ'nün küresel sağlık düzenlemelerine şüpheyle yaklaşıyor. Farage'ın ABD'deki yeni yapılanması, bu ülkelerle potansiyel bir işbirliği zemini oluşturabilir. Ancak eleştirmenler, bu tür kampanyaların küresel sağlık krizlerinde uluslararası işbirliğini zayıflattığını ve aşı adaletsizliği gibi sorunları derinleştirdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nigel Farage'ın DSÖ karşıtı kampanyasının ABD'ye taşınması, Türkiye için dolaylı da olsa bazı etkiler barındırıyor. Türkiye, DSÖ ile işbirliği içinde pandemi yönetimi ve sağlık politikalarını yürüten bir ülke olarak, bu tür popülist kampanyaların etkisini yakından izlemeli. Sağlık egemenliği vurgusu, Türkiye'nin son yıllarda sağlıkta yerelleşme ve ulusal ilaç üretimi gibi alanlarda attığı adımlarla örtüşebilir. Ancak DSÖ'ye yönelik sistematik bir karşıtlık, Türkiye'nin küresel sağlık diplomasisindeki konumunu zayıflatabilir. Öte yandan, ABD'deki bu tür lobi faaliyetleri, Türkiye-ABD sağlık işbirliklerinde yeni dinamikler yaratabilir. Ankara'nın, DSÖ reformu tartışmalarında dengeli bir pozisyon alması, hem ulusal çıkarlarını korumak hem de uluslararası işbirliğinden kopmamak açısından kritik önem taşıyor.