New York Belediye Başkanı Eric Adams’a hitaben yayımlanan bir mektupta, Kent Konseyi üyelerinin çoğunluğu, yapay zeka (AI) teknolojilerinin şehir genelindeki okullarda kullanımının derhal durdurulmasını talep etti. Mektup, AI’nın öğrenci öğrenimi ve ruh sağlığı üzerinde “ciddi riskler” oluşturduğunu, özellikle de kişiselleştirilmiş öğrenme araçları ve otomatik değerlendirme sistemlerinin çocukların veri gizliliğini ihlal ettiğini ve öğretmen-öğrenci etkileşimini zayıflattığını iddia ediyor. Toplam 51 üyeli konseyin 35’i tarafından imzalanan mektup, 2024 yılının Aralık ayında kamuoyuna duyuruldu.
Gelişmenin Arka Planı
New York şehri, 2023 yılında eğitimde AI kullanımını teşvik eden bir pilot program başlatmıştı. Bu kapsamda, bazı okullarda öğrencilerin bireysel öğrenme hızına uyum sağlayan yazılımlar ve yapay zeka destekli rehberlik sistemleri test ediliyordu. Ancak konsey üyeleri, bu teknolojilerin yeterince denetlenmediğini, özellikle düşük gelirli bölgelerdeki okullarda AI’nın öğretmen açığını kapatmak için kullanılmasının eğitim kalitesini düşüreceğini savunuyor.
Mektupta ayrıca, AI sistemlerinin büyük dil modelleri aracılığıyla ürettiği içeriklerin yanlış bilgi yayma potansiyeline vurgu yapılıyor. New York Eğitim Bakanlığı’na (NYC Department of Education) çağrıda bulunan konsey üyeleri, okullarda AI kullanımının etik kurallarla belirlenene kadar askıya alınmasını istiyor. Belediye Başkanı Adams’ın ofisinden yapılan yazılı açıklamada ise, teknolojinin eğitime entegrasyonunun kaçınılmaz olduğu ve “sorumlu bir şekilde uygulanması” için çalışıldığı belirtildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
New York’taki bu adım, ABD genelinde okullarda AI kullanımına yönelik artan bir endişeyi yansıtıyor. Kaliforniya ve Teksas gibi büyük eyaletlerde de benzer tartışmalar sürerken, Avrupa Birliği’nin yapay zeka düzenlemeleri (AI Act) eğitim alanında sıkı kurallar getiriyor. UNESCO’nun 2024 raporuna göre, dünya genelinde okullarda AI kullanımı hızla artsa da, bu teknolojilerin pedagojik etkinliği ve uzun vadeli etkileri konusunda yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor.
New York’taki konsey üyelerinin talebi, federal düzeyde de yankı buldu; Kongre’de eğitimde AI’nın düzenlenmesi çağrıları yapılıyor. Ancak öte yandan, teknoloji şirketleri ve bazı eğitim uzmanları, AI’nın öğretmenlerin iş yükünü hafifletebileceğini ve öğrencilere kişiselleştirilmiş destek sunabileceğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’de de eğitimde yapay zeka kullanımına yönelik tartışmalara ışık tutuyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın dijital dönüşüm hamleleri ve FATİH projesi kapsamında AI tabanlı uygulamaların yaygınlaşması, veri gizliliği ve öğretmen istihdamı gibi konularda benzer endişeleri gündeme getirebilir. Küresel olarak, AI’nın eğitimdeki etik ve pedagojik boyutunun tartışılması, Türkiye’nin de ulusal bir strateji belirlemesi için önemli bir fırsat sunuyor. Ayrıca, AB ile dijital dönüşüm alanında iş birliği yapan Türkiye, AB’nin sıkı düzenlemelerinden etkilenerek kendi standartlarını oluşturma yoluna gidebilir.