New York Federal Rezerv Bankası tarafından yayımlanan Tüketici Beklentileri Anketi, ABD’li hanelerin mali durumlarına ilişkin endişelerinin Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını ortaya koydu. Merkez bankasının aylık anketinde enflasyon görünümü büyük ölçüde değişmezken, genel ekonomik koşullara dair algının belirgin şekilde kötüleştiği görüldü. Anket, tüketicilerin iş piyasası, hane geliri ve harcama planlarına yönelik beklentilerini değerlendiriyor.
Finansal Kaygılar Derinleşiyor
New York Fed’in anketine göre, hanelerin bir yıl sonraki mali durumlarına ilişkin olumsuz beklentileri %29,7’ye yükselerek serinin en yüksek noktalarından birine ulaştı. Bu oran, Temmuz 2022’de kaydedilen %30,3’lük zirveye oldukça yakın. Olumlu beklentiler ise %38,6’dan %36,1’e gerileyerek düşüş eğilimini sürdürdü. Ortalama hane gelir büyüme beklentisi %2,9’a düşerken, harcama artış beklentisi %5,1 ile son dört ayın en düşük seviyesinde kaldı. Tüketiciler, bir yıl içinde işsiz kalma olasılıklarını ortalamada %14,5 olarak değerlendirdi; bu oran Ekim 2020’den bu yana en yüksek değer.
Ankette dikkat çeken bir diğer veri ise borç ödeme güçlüğü beklentileri oldu. Hanelerin üç ay içinde borçlarını ödeyememe olasılığı %12,5’e yükselerek serinin en yüksek seviyesine ulaştı. Bu oran, özellikle düşük gelirli ve genç hanelerde daha belirgin bir artış gösterdi. 40 yaş altı tüketicilerde borç ödeme güçlüğü beklentisi %15’in üzerine çıkarken, yüksek gelir gruplarında da hafif bir yükseliş kaydedildi. Ortalama borç ödeme başarısızlık olasılığı ise geçen yılın aynı dönemine göre 2,4 puan arttı.
Enflasyon Görünümü ve Bölgesel Etkiler
Enflasyon beklentileri ankette nispeten istikrarlı seyretti. Bir yıllık enflasyon beklentisi %3,0’da kalırken, üç yıllık beklenti %2,6’dan %2,5’e geriledi. Beş yıllık enflasyon beklentisi ise %2,8’de sabit kaldı. Ancak tüketiciler, özellikle gıda ve kira fiyatlarının önümüzdeki yıl sırasıyla %4,5 ve %5,8 oranında artacağını öngörüyor. Benzin fiyatlarında ise %4,4’lük bir artış bekleniyor. Sağlık hizmetleri ve üniversite eğitim maliyetlerinde de sırasıyla %6,1 ve %8,2’lik artış beklentisi bulunuyor.
Küresel ölçekte benzer eğilimler gözlemleniyor. Avrupa Merkez Bankası’nın verileri, euro bölgesinde tüketici güveninin düşük seyrettiğini ve hanehalkı tasarruf oranlarının arttığını gösteriyor. İngiltere’de ise artan faiz oranları ve yüksek yaşam maliyeti, hane bütçelerinde ciddi baskı oluşturuyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise döviz kuru dalgalanmaları ve yüksek enflasyon, borçluluk oranlarını yukarı çekiyor. Bu küresel tablo, merkez bankalarının faiz indirim döngüsüne girmekte tereddüt etmesine neden oluyor. ABD’de Fed’in önümüzdeki dönemde faizleri sabit tutması beklenirken, Avrupa’da da benzer bir duruş söz konusu. Ekonomistler, tüketici güvenindeki zayıflamanın talebi baskılayarak ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’de hanelerin mali endişelerinin artması, küresel risk iştahını azaltarak Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için daha zorlu bir dış finansman ortamına işaret ediyor. Küresel tüketici güvenindeki bozulma, talebin daralmasına yol açarak Türkiye’nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Özellikle otomotiv ve tekstil gibi sektörlerde ABD talebindeki yavaşlama, ihracat gelirlerini düşürebilir. Ayrıca, Fed’in faiz indirimine gitmemesi TL üzerindeki baskıyı artırabilir ve Türkiye’nin cari açığını finanse etme maliyetini yükseltebilir. Ancak, Türkiye’nin ihracat pazarlarında çeşitlilik sağlaması ve Avrupa ile Asya’ya yönelmesi bu olumsuz etkiyi kısmen hafifletebilir. Yurt içinde ise yüksek enflasyon ve faiz ortamı, benzer mali kaygıların Türk hanelerinde de derinleşmesine neden oluyor. Bu küresel tablo, Türkiye’nin makroekonomik istikrarı sağlama ve yapısal reformları hızlandırma gerekliliğini bir kez daha ortaya koyuyor.