New York Belediye Başkanı Eric Adams, geçtiğimiz haftalarda verdiği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC) tutuklama emri doğrultusunda gözaltına alma sözünü geri çekti. Adams, yaptığı yeni açıklamada belediye başkanı olarak bu konuda yasal yetkiye sahip olmadığını belirterek, konuyu ABD federal makamlarına havale etti. Yetkililerden ICC kararını uygulamasını talep etti.
Gelişmenin Arka Planı
Geçtiğimiz ay Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında Gazze Şeridi'nde işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar gerekçesiyle tutuklama emri çıkarmıştı. ICC'nin bu kararı, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmış ve birçok ülke yetkilisi kararı memnuniyetle karşılarken, ABD ve İsrail kararı sert bir dille eleştirmişti.
New York Belediye Başkanı Eric Adams, ICC kararının ardından yaptığı ilk açıklamada, Netanyahu'nun New York'u ziyaret etmesi halinde yerel polis gücüyle tutuklanması talimatını vereceğini söylemişti. Ancak bu açıklama, hukuki ve diplomatik çevrelerde tartışmalara yol açmıştı. Belediye başkanlarının uluslararası tutuklama emirlerini uygulama yetkisi bulunmadığı gibi, federal yasalar bu tür durumları düzenleyen açık hükümler içermiyor.
Adams'ın bu açıklamayı geri çekmesi, özellikle New York'taki Yahudi toplumu ve İsrail yanlısı grupların yoğun lobi faaliyetleri sonrasında geldi. Belediye başkanı, bu gruplarla yaptığı görüşmelerde hukuki danışmanlarının kendisini bu konuda yetkisiz olduğu konusunda uyardığını aktardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ICC'nin Netanyahu hakkındaki tutuklama emri, uluslararası hukukun üstünlüğü ve egemenlik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. ABD, ICC'yi tanımamakta ve mahkemenin Amerikan vatandaşları veya müttefikleri üzerinde yargı yetkisi olduğunu kabul etmemektedir. Bu nedenle federal düzeyde ICC kararının uygulanması beklenmiyor.
New York Belediye Başkanı'nın tutuklama sözünden geri adım atması, uluslararası ceza hukukunun uygulanabilirliği konusundaki belirsizlikleri bir kez daha gözler önüne serdi. Bir yandan mahkemenin kararlarının bağlayıcı olduğu, diğer yandan devletlerin egemenlik haklarının sınırları arasındaki gerilim, bu tür vakalarda kendini net bir şekilde gösteriyor.
Adams'ın çağrısına rağmen ABD yönetiminin ICC kararını uygulaması olası görünmüyor. Biden yönetimi daha önce ICC'nin İsrail liderleri hakkındaki soruşturmasını 'yersiz' olarak nitelendirmiş ve mahkemeye yönelik yaptırımları gündeme getirmişti. Bu durum, uluslararası hukukun seçici uygulanmasına yönelik eleştirileri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve ICC'nin Gazze'deki savaş suçlarına ilişkin soruşturmasını memnuniyetle karşılamıştı. Ancak New York Belediye Başkanı’nın geri adım atması, uluslararası mekanizmaların süper güçler karşısında ne kadar zorlandığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu tür gelişmeleri uluslararası hukukun eşit uygulanması talebi çerçevesinde izlerken, kendi dış politikasında ICC kararlarını referans almakta ancak ABD'nin tutumunun benzer davalarda emsal oluşturabileceğini de göz önünde bulundurmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası hukuk arayışının önündeki yapısal engelleri bir kez daha hatırlatıyor.