Trump yönetimi döneminde kurulan Barış Konseyi'nin başkanı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun reddettiği Gazze planının bölgede kalıcı barış için 'tek yol' olduğunu belirtti. Konsey başkanı, mevcut anlaşma aşamasının ABD, Hamas ve Konsey arasında bir taahhüt içerdiğini vurgulayarak, İsrail'in bu süreçte yer almadığını açıkça ifade etti. Bu açıklama, Gazze'deki ateşkes ve esir takası müzakerelerinin kritik bir dönemecinde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Barış Konseyi başkanının bu çıkışı, Netanyahu yönetiminin Gazze'deki askeri operasyonlarını sürdürme kararlılığına rağmen, uluslararası toplumun artan baskısı altında gerçekleşiyor. Konsey, Trump döneminde Orta Doğu barış sürecini canlandırmak amacıyla kurulmuştu. Ancak Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte Konsey'in etkinliği tartışma konusu olmuş, hatta bazı üyeleri istifa etmişti. Buna rağmen Konsey, Gazze'deki son gelişmelerde arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Anlaşmanın tarafları arasında İsrail'in yer almaması dikkat çekici. Konsey başkanı, bu durumun bilinçli bir tercih olduğunu ima ederek, Netanyahu hükümetinin mevcut plana yanaşmayacağının açık olduğunu, bu nedenle doğrudan Hamas ile müzakere edildiğini söyledi. Bu açıklama, İsrail'de muhalefet tarafından sert eleştirilere yol açarken, Netanyahu cephesinden henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani kriz her geçen gün derinleşirken, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğundaki müzakerelerde tıkanıklık yaşanıyor. Hamas, kalıcı ateşkes ve İsrail askerlerinin tamamen çekilmesini talep ederken, Netanyahu hükümeti Hamas'ın askeri kanadının imhası hedefinden vazgeçmeyeceğini yineliyor. Bu çıkmaz, bölgede yeni bir çatışma dalgası riskini artırıyor.
Konsey başkanının açıklamaları, ABD'nin Gazze politikasında bir kırılmaya işaret ediyor olabilir. Özellikle 2024 ABD başkanlık seçimleri öncesinde, Trump'a yakın isimlerin barış sürecinde daha aktif rol alma çabası, Biden yönetimini zor durumda bırakabilir. Öte yandan, İran ve Hizbullah'ın da dahil olduğu geniş bölgesel denklemde, Gazze'deki bir anlaşmanın İsrail-İran gerilimini etkilemesi bekleniyor. Uzmanlar, bu planın uygulanabilirliği konusunda şüpheci; ancak diplomasi masasında yeni bir seçeneğin gündeme gelmesi, tıkanan sürece bir nebze olsun nefes aldırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde Gazze'de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Bu planda Türkiye'nin doğrudan yer almaması dikkat çekici; ancak Ankara'nın bölgesel aktörlerle temasları, sürecin dışında kalmadığını gösteriyor. Türkiye, uluslararası toplumun Gazze'ye yönelik insani yardım koridorlarını açması ve iki devletli çözüm temelinde kalıcı barışın tesis edilmesi gerektiğini savunuyor. Bu gelişmenin Türkiye'ye etkisi, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği ve İsrail'le son yıllarda normalleşen ilişkiler bağlamında şekillenecektir.