İsrail'de ana muhalefet partilerinden Ulusal Birlik'in önde gelen isimlerinden eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümeti "İsrail tarihinin en kötü hükümeti" olarak nitelendirerek seçmenlere bir sonraki seçimlerde bu yönetimi devirme çağrısı yaptı. Eisenkot'un bu açıklaması, ülkenin Gazze savaşı sonrası siyasi geleceği ve Netanyahu'nun koltuğunu koruyup koruyamayacağına dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Eisenkot'un Çıkışı ve Siyasi Arka Plan
Gadi Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmış, ardından siyasete atılarak Benny Gantz'ın liderliğindeki Ulusal Birlik (Mavi-Beyaz ittifakının devamı) partisine katılmıştı. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği saldırıların ardından kurulan savaş kabinesinde gözlemci üye olarak yer alan Eisenkot, geçtiğimiz aylarda hükümetin savaş yönetimini eleştirerek kabineden ayrılmıştı. Eisenkot, özellikle Netanyahu'nun savaşın gidişatına dair şeffaf olmadığını ve siyasi hedeflerin net olmadığını savunuyor. Son açıklamasında ise doğrudan seçmenlere seslenerek, mevcut hükümetin ülkeyi uçuruma sürüklediğini ve değişimin şart olduğunu vurguladı. Anketler, Netanyahu'nun Likud partisinin hala en büyük parti olmasına rağmen, muhalefetin sandalye sayısını artırabileceğini gösteriyor. Ancak İsrail'de siyasi istikrarsızlık ve sık seçimler, net bir tablo çizmeyi zorlaştırıyor.
Eisenkot'un "en kötü hükümet" ifadesi, İsrail kamuoyunda yankı uyandırdı. Muhalefet, Netanyahu'yu yolsuzluk davaları, 7 Ekim istihbarat başarısızlığı ve savaşın uzaması nedeniyle zaten yoğun şekilde eleştiriyor. Ancak Eisenkot'un askeri geçmişi ve görece merkez sağ çizgisi, onu hem sol hem de sağ seçmen için cazip bir alternatif haline getirebilir. Yorumcular, Eisenkot'un bu çıkışının erken seçim çağrılarını güçlendirebileceğini belirtiyor. Netanyahu ise henüz doğrudan bir yanıt vermedi; ancak hükümet sözcüleri, muhalefetin "sorumluluktan kaçtığını" ve "savaş zamanında siyasi kaos yaratmaya çalıştığını" söyleyerek karşılık verdi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Gazze'deki savaşın geleceği ve bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Netanyahu hükümeti, ABD ve diğer müttefiklerle ilişkilerde zaman zaman gerginlik yaşıyor; özellikle Refah saldırısı ve insani yardım konularında Washington'dan gelen eleştiriler artmış durumda. Eisenkot'un liderliğinde bir hükümet değişikliği, İsrail'in savaş sonrası Gazze politikasını ve iki devletli çözüm konusundaki tutumunu etkileyebilir. Ancak İsrail siyasetinde seçimlerin zamanlaması belirsizliğini koruyor; anayasal olarak bir sonraki seçimlerin 2026'ya kadar yapılması gerekiyor, ancak erken seçim olasılığı koalisyon içi çekişmelere bağlı. Uluslararası toplum, İsrail'deki siyasi istikrarsızlığın Gazze'deki insani krizi ve ateşkes müzakerelerini olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor. Ayrıca, Eisenkot gibi eski askeri yetkililerin yükselişi, İsrail siyasetinde güvenlik odaklı bir söylemin güçleneceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'de muhalefetin yükselişi ve Netanyahu'nun olası zayıflaması, Türkiye'nin bölgesel diplomasisinde yeni fırsatlar ve riskler doğurabilir. Türkiye, Gazze savaşı sürecinde İsrail'e karşı sert eleştiriler yöneltmiş, ticaret kısıtlamaları uygulamış ve Hamas ile diyalogunu sürdürmüştü. Eisenkot'un öne çıkması, İsrail'in savaş sonrası daha pragmatik bir çizgiye kayabileceği sinyalini verse de, Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi kolay görünmüyor. Ankara, Filistin devletinin tanınması ve insani yardım konusundaki tutumunu koruyacaktır. Öte yandan, İsrail'deki siyasi değişim, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve bölgesel güvenlik mimarisini de etkileyebilir. Türkiye, gelişmeleri yakından izleyerek diplomatik kanalları açık tutmayı sürdürecektir.