İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Batı Şeria'da iki İsrailli ve dört Filistinlinin ölümüyle sonuçlanan kanlı bir çatışmanın ardından, bölgede yeni yerleşim birimleri kurulması ve mevcut olanların yasallaştırılması talimatı verdi. Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamada, bu adımların güvenlik ihtiyaçları ve yerleşimci topluluklarına destek amacı taşıdığı belirtildi. Karar, uluslararası toplumun yanı sıra Filistin yönetimi tarafından da sert bir şekilde kınandı.
Gelişmenin arka planı
Ölümcül çatışma, Perşembe günü Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarında bir grup silahlı Filistinlinin bir araca ateş açması sonucu iki İsrailli yerleşimcinin hayatını kaybetmesiyle başladı. Ardından bölgede güvenlik güçleri ile Filistinliler arasında çıkan çatışmalarda dört Filistinli öldürüldü. Olayların ardından Netanyahu başkanlığında toplanan güvenlik kabinesi, yerleşimlerin genişletilmesine yeşil ışık yaktı.
Netanyahu'nun talimatı, Batı Şeria'daki mevcut yerleşim yerlerinin yakınında yeni karakolların (outpost) kurulmasını ve daha önce İsrail hukukuna göre yasa dışı kabul edilen bazı yerleşimlerin resmen tanınmasını öngörüyor. Bu, İsrail'in son yıllarda Batı Şeria'da yerleşim faaliyetlerini artırma politikasının bir parçası olarak görülüyor. 1967’den bu yana işgal altında olan Batı Şeria'da şu anda yaklaşık 500 bin İsrailli yerleşimci yaşıyor ve bu sayı her geçen yıl artıyor.
Filistin tarafı ise bu kararı 'savaş ilanı' olarak nitelendirirken, Filistin Başmüzakerecisi Saeb Erekat yaptığı açıklamada, 'Bu, İsrail'in uluslararası hukuku ve BM kararlarını hiçe sayarak işgali derinleştirme çabasıdır. Bu kararlar, iki devletli çözümü imkansız hale getiriyor' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in bu hamlesi, bölgede zaten yüksek olan tansiyonu daha da artırma riski taşıyor. Hamas ve İslami Cihad gibi Filistinli gruplar, yerleşimlerin genişletilmesine karşı silahlı direnişi sürdüreceklerini açıkladı. Uluslararası toplum, İsrail'in yerleşim politikalarını defalarca kınadı ve bunların Filistin topraklarını ele geçirme amacı taşıdığını belirtti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı açıklamada, 'Yerleşim faaliyetleri uluslararası hukukun açık ihlalidir ve iki devletli çözümü baltalamaktadır' ifadelerini kullandı.
ABD yönetiminin ise bu konudaki tutumu belirsizliğini koruyor. Biden yönetimi, önceki Trump yönetiminden farklı olarak yerleşimleri yasa dışı olarak nitelendirse de, İsrail'e yönelik somut bir yaptırım uygulamış değil. Bu durum, Netanyahu'yu uluslararası baskıya rağmen iç siyasetteki koalisyon ortaklarının taleplerini karşılamaya yönlendiriyor. İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu'nun yerleşimci tabanına verdiği bu taviz, seçim hesapları olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını destekleyen ve İsrail'in yerleşim politikalarını kınayan ülkelerin başında geliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikalarında Filistin'e verdiği desteği yeniden öne çıkarabilir ve Ankara'nın uluslararası platformlarda İsrail aleyhine yürüttüğü diplomatik girişimleri hızlandırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin son dönemde İsrail ile normalleşme sürecine girmesi, bu tür olayların süreci olumsuz etkileyip etkilemeyeceği sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye, iki devletli çözümü savunmaya devam ederken, Filistin topraklarının işgaline yönelik eleştirilerini sürdürecektir.