İsrail'de siyasi dengeleri değiştirebilecek bir isim öne çıkıyor: Gadi Eisenkot. Eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot'un liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi, son kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu'nun partisi Likud'a açık ara fark atmış durumda. Bu durum, İsrail siyasetinde on yılı aşkın süredir iktidarını koruyan Netanyahu'nun koltuğunun tehlikede olduğunu gösteriyor. Peki, Eisenkot kim ve Netanyahu'nun siyasi geleceğini gerçekten tehdit edebilir mi?
Eisenkot’un Yükselişi ve Siyasi Hedefleri
Gadi Eisenkot, 2022 yılında siyasete atılmadan önce 2015-2019 yılları arasında İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) 21. Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptı. Askeri kariyeri boyunca özellikle kuzey cephesinde Hizbullah'a karşı yürütülen operasyonlardaki başarısıyla tanındı. Eisenkot, siyasete girdikten sonra Benny Gantz liderliğindeki Ulusal Birlik Partisi'ne katıldı ve kısa sürede partinin önemli figürlerinden biri haline geldi. Gantz'ın savunma bakanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte Eisenkot, partisinin seçim kampanyasının yüzü oldu.
Son anketler, Ulusal Birlik Partisi'nin oy oranının yüzde 30'ları bulduğunu gösteriyor. Bu oran, Likud'un yüzde 20'lerde kaldığı bir tabloda, Eisenkot'un başbakanlık için en güçlü aday olduğuna işaret ediyor. Eisenkot'un vaatleri arasında, yargı reformunun durdurulması, güvenlik politikalarında yeniden yapılanma ve toplumsal kutuplaşmanın azaltılması yer alıyor. Özellikle Netanyahu'nun yargı bağımsızlığını zayıflatacak yasa tasarısına karşı çıkması, Eisenkot'un geniş bir kesimin desteğini kazanmasını sağladı.
Ancak Eisenkot'un önünde önemli engeller bulunuyor. Netanyahu, siyasi kariyeri boyunca birçok kez zorlu seçimlerden galip çıkmayı başardı. Ayrıca, İsrail'de aşırı sağcı partilerin koalisyon ortaklarıyla birlikte Netanyahu'nun güçlü bir seçim bloğu oluşturduğu biliniyor. Eisenkot'un bu bloğu kırabilecek bir ittifak kurması gerekiyor ki bu da kolay bir iş değil.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'deki bu siyasi değişim rüzgarları, yalnızca ülke içini değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek potansiyele sahip. Netanyahu, bölgede İran'a karşı sert bir duruş sergileyen bir lider olarak biliniyor. Eisenkot ise daha temkinli bir dış politika izleyeceğinin sinyallerini veriyor. Özellikle İran nükleer anlaşması konusunda Eisenkot'un daha diplomasi yanlısı bir tavır takınması bekleniyor. Bu durum, ABD ve Avrupa ülkeleriyle ilişkileri de doğrudan etkileyebilir.
Ayrıca, Filistin meselesinde Eisenkot'un iki devletli çözümü savunan bir isim olduğu biliniyor. Netanyahu döneminde rafa kaldırılan barış süreci, Eisenkot'un liderliğinde yeniden canlanabilir. Bu da bölgede istikrarın sağlanması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Ancak, Hamas ve diğer radikal grupların bu sürece nasıl tepki vereceği belirsizliğini koruyor.
Küresel arenada ise İsrail'in liderlik değişikliği, ABD'nin Ortadoğu politikalarını da etkileyebilir. Washington yönetimi, Netanyahu ile yakın ilişkiler kurmuş olsa da Eisenkot'un daha dengeli bir çizgi izlemesi, Amerikan çıkarlarıyla zaman zaman çelişebilir. Bu nedenle, İsrail seçimleri yalnızca İsrail halkının değil, tüm dünyanın yakından takip ettiği bir süreç haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu olası liderlik değişikliği, Türkiye-İsrail ilişkileri açısından da yeni bir dönemin habercisi olabilir. Netanyahu döneminde zaman zaman gerilimli seyreden ilişkiler, Eisenkot'un başbakan olması durumunda daha ılımlı bir zemine oturabilir. Eisenkot'un iki devletli çözüme verdiği destek, Filistin meselesinde Türkiye'nin pozisyonuyla örtüşüyor. Bu durum, iki ülke arasındaki diyaloğun güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları konusunda Türkiye ile İsrail arasındaki iş birliği potansiyeli, Eisenkot'un daha pragmatik yaklaşımıyla artabilir. Ancak, henüz erken bir aşama olmakla birlikte, Ankara'nın bu süreci yakından izlediği ve olası senaryolara hazırlık yaptığı değerlendiriliyor.