İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkenin yeni güvenlik doktrinini ve bölgesel ittifak haritasını açıkladı. Uzmanlar, bu doktrinin yaklaşan seçimler öncesinde Netanyahu'nun siyasi emellerine hizmet ettiğini belirtiyor. Açıklama, İsrail'in iç siyasetinde ve Orta Doğu'da dengelerin yeniden şekillendiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin arka planı
Netanyahu'nun duyurduğu yeni güvenlik doktrini, İsrail'in savunma stratejisinde önemli değişiklikler öngörüyor. Doktrin, ülkenin bölgesel müttefikleriyle ilişkilerini yeniden tanımlarken, özellikle İran'a karşı daha sert bir tutum alınmasını ve Arap ülkeleriyle işbirliğinin derinleştirilmesini içeriyor. Ancak uzmanlar, bu hamlenin arkasında seçim hesaplarının yattığını düşünüyor. Netanyahu, son aylarda artan yolsuzluk iddiaları ve sokak protestolarıyla karşı karşıya. Bu nedenle, güvenlik odaklı bir söylemle kamuoyunun dikkatini dağıtmayı ve sağ seçmen tabanını konsolide etmeyi amaçlıyor olabilir.
Doktrinin açıklanmasının ardından İsrail basınında, belgenin detaylarına ilişkin tartışmalar başladı. Bazı analistler, doktrinin somut askeri taahhütlerden çok, siyasi bir manifesto niteliği taşıdığını öne sürüyor. Özellikle, doktrinde yer alan "bölgesel ittifak haritası" ifadesinin, mevcut anlaşmaların (Abraham Accords gibi) yeniden paketlenmesinden ibaret olduğu belirtiliyor. Netanyahu'nun, ABD'nin bölgeden çekilme eğilimine karşı İsrail'in kendi güvenliğini sağlama vurgusu, iç kamuoyunda milliyetçi duyguları harekete geçirmeyi hedefliyor.
Ayrıca, doktrinin açıklandığı tarih, İsrail'de koalisyon hükümetinin dağılmasının ve erken seçim kararının alınmasının hemen ardından gelmesi dikkat çekici. Netanyahu, seçim kampanyasında güvenlik konusunu ön plana çıkararak, ana rakibi olan merkez sol ittifakın deneyimsiz olduğu imajını çizmeye çalışıyor. Uzmanlar, benzer taktiklerin geçmiş seçimlerde de kullanıldığını hatırlatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu'nun açıklamaları, Orta Doğu'da artan gerilim ortamında yankı buldu. Doktrin, İran'ın nükleer programına karşı daha agresif bir duruş sergilenmesini ve Körfez ülkeleriyle güvenlik işbirliğinin güçlendirilmesini öngörüyor. Bu çerçevede, İsrail'in Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle ilişkilerini normalleştirme çabaları hız kazanabilir. Ancak Filistin meselesi, bu ittifakların önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Netanyahu'nun doktrini, Filistin devleti konusunda herhangi bir taviz sinyali vermiyor; aksine, Yahudi yerleşimlerinin genişletilmesine devam edileceği mesajını içeriyor.
Uluslararası alanda ise ABD'nin tutumu belirleyici olacak. Biden yönetimi, İsrail'in güvenlik endişelerini paylaşmakla birlikte, Filistinlilerle diyaloğun yeniden başlatılması çağrısında bulunuyor. Netanyahu'nun yeni doktrini, ABD ile olası bir gerilim hattı oluşturabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin'in Orta Doğu'daki etkinliğini artırması, İsrail'in bölgesel stratejilerini yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor. Doktrin, bu aktörlere karşı bir denge politikası izlenmesi gerektiğini de ima ediyor.
Avrupa Birliği ise, İsrail'in güvenlik doktrinini dikkatle izliyor. AB yetkilileri, iki devletli çözümün altını çizerken, İsrail'in bölgesel ittifaklar yoluyla güvenlik sağlama arayışını temkinli karşılıyor. Özellikle, İsrail'in Arap ülkeleriyle yakınlaşması, AB'nin Filistin konusundaki pozisyonuyla çelişebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun yeni güvenlik doktrini, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinirken, İsrail'in bölgesel ittifaklarını genişletmesi ve İran'a karşı sertleşmesi, Ankara'nın bölgedeki denge politikasını zorlaştırabilir. Özellikle, İsrail'in Körfez ülkeleriyle güvenlik işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu sınırlayabilir. Ayrıca, doktrinin seçim malzemesi olarak kullanılması, İsrail iç siyasetinin istikrarsızlığını gösteriyor; bu durum, Türkiye'nin İsrail ile olası diyalog çabalarını sekteye uğratabilir. Türkiye, gelişmeleri yakından izleyerek, Filistin meselesindeki hassasiyetini koruyacak ve bölgesel istikrar için diplomatik girişimlerini sürdürecektir.