İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) Doğu Kudüs'teki merkezine düzenlenen baskının ülke yasalarına uygun olduğunu savunurken, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, ajansın artık "elimizde" olduğunu ilan etti. Bu açıklamalar, uluslararası toplumun İsrail'in BM kurumuna yönelik artan baskısına ilişkin endişelerini artırdığı bir dönemde geldi. Orta Doğu'daki insani krizin derinleştiği bir süreçte, UNRWA'nın faaliyetlerinin kısıtlanması, Filistinli mültecilere yönelik yardımların akışını tehdit ediyor.
Baskın ve Açıklamaların Arka Planı
İsrail güçleri, 9 Mayıs 2024 tarihinde UNRWA'nın Doğu Kudüs'teki ofisine baskın düzenlemiş ve ajansın faaliyetlerini geçici olarak durdurmuştu. Baskın sırasında ofis ekipmanlarına el konulduğu ve bazı personelin gözaltına alındığı bildirilmişti. Netanyahu, konuya ilişkin ilk açıklamasında, “UNRWA, İsrail'e karşı nefreti körükleyen ve terör faaliyetlerine karışan bir kurum haline gelmiştir. Operasyon, tamamen yasalara uygun şekilde gerçekleştirilmiştir” ifadelerini kullandı. Başbakan, ajansın kapatılması gerektiğini savunarak, “UNRWA'nın görevi sona ermiştir. Mültecilerin sorumluluğunu artık diğer BM kurumları veya doğrudan İsrail üstlenmelidir” dedi.
Öte yandan, Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “UNRWA artık bizim kontrolümüzde. Bu, İsrail'in egemenliğini pekiştirmesi açısından tarihi bir adımdır” ifadelerini kullandı. Ben Gvir'in bu sözleri, uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendirilen işgal politikalarının bir parçası olarak görülüyor. Aşırı sağcı bakanın daha önce de UNRWA'nın kapatılması için çağrılar yaptığı ve ajansın faaliyetlerini engellemeye yönelik girişimlerde bulunduğu biliniyor.
UNRWA, 1949 yılında kurulmuş ve bugün beş milyondan fazla Filistinli mülteciye eğitim, sağlık ve gıda yardımı sağlıyor. Ajansın finansmanı büyük ölçüde ABD, Almanya ve Avrupa Birliği gibi bağışçılardan geliyor. İsrail'in baskıları ve ajansın faaliyetlerini engellemesi, bölgede insani durumun daha da kötüleşmesine yol açıyor. Özellikle Gazze'deki savaşın ardından milyonlarca Filistinli, temel ihtiyaçlarını karşılamak için UNRWA'ya bağımlı durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
UNRWA'ya yönelik bu saldırı, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaptığı yazılı açıklamada, “UNRWA'nın faaliyetlerinin engellenmesi, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Kuruma yönelik her türlü saldırı, milyonlarca Filistinlinin insani ihtiyaçlarının karşılanmasını imkansız hale getirir” dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise İsrail'in bu adımını “endişe verici” olarak nitelendirdi ve ajansın çalışmalarının devam etmesi gerektiğini vurguladı. Avrupa Birliği de benzer bir açıklamayla İsrail'i baskın konusunda kınadı.
İsrail'in bu hamlesi, Gazze'deki savaşın ardından artan uluslararası baskıya rağmen gerçekleşiyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) İsrail'in işgal politikalarına ilişkin verdiği kararlar ve Güney Afrika'nın soykırım davası, İsrail'i uluslararası alanda zor durumda bırakıyor. Netanyahu hükümetinin UNRWA'ya yönelik bu tutumu, uluslararası toplumla ilişkileri daha da germe riski taşıyor. Öte yandan, İsrail iç siyasetinde bu tür adımlar, koalisyon hükümetinin tabanını memnun etmek amacıyla atılıyor. Ancak uzmanlar, bu tür hamlelerin İsrail'in uluslararası meşruiyetini daha da aşındıracağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasını destekleyen ve UNRWA'ya maddi katkı sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. İsrail'in UNRWA'ya yönelik bu baskısı, Türkiye'nin Filistinli mültecilerin haklarına verdiği desteği doğrudan etkileyecek bir gelişme. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın daha önce yaptığı açıklamalarda, UNRWA'nın faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesinin önemine dikkat çekilmişti. Bu baskı, Türkiye'nin bölgedeki insani diplomasi çabalarını zayıflatabilir ve Ankara'yı yeni adımlar atmaya zorlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini normalleştirme süreci, bu tür gelişmelerle sekteye uğrayabilir. Türkiye'nin, uluslararası platformlarda UNRWA'ya destek vermeye devam etmesi ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırması bekleniyor.