İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, ABD Başkanı Donald Trump ile birlikte İran'ın dini liderlerini devirme ve kendi siyasi geleceğini sağlama alma planı, beklenmedik bir şekilde tersine dönüyor. Netanyahu, Tahran'ın nükleer programını durdurmayı ve İran'da rejim değişikliğini amaçlayan ortak bir ABD-İsrail ittifakının mimarı olarak Orta Doğu'yu yeniden şekillendireceğini umuyordu. Ancak şimdi, İsrail'in en uzun süre görev yapan başbakanı, ABD Başkanı Donald Trump ile 'korkunç' olarak nitelendirilen yeni bir ABD-İran anlaşması olasılığı nedeniyle çarpışma rotasına girmiş durumda. Bu anlaşma, Netanyahu'nun İran'a yönelik uzun süredir savunduğu maksimum baskı politikasını baltalayabilir ve onu iç politikada zor durumda bırakabilir.
Gelişmenin Arka Planı: İttifaktan Çatışmaya
Netanyahu, Trump'ın 2016 seçim zaferinin ardından, ABD-İsrail ilişkilerini yeni bir zirveye taşıyacağına inanıyordu. İkili, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması, Golan Tepeleri'nin İsrail egemenliğine bırakılması ve İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) çekilme gibi adımlarla yakın işbirliği yaptı. Netanyahu, bu ittifakın İran'daki rejimi çökerteceğini ve kendisini iç politikada güçlendireceğini düşünüyordu. Ancak, Trump'ın ikinci döneminde İran'la müzakere masasına oturma sinyalleri vermesi, Netanyahu'yu endişelendiriyor. Trump'ın 'korkunç' olarak nitelendirdiği bir anlaşma, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırırken yaptırımların hafifletilmesini içerebilir. Bu, Netanyahu'nun İran'ı tecrit etme stratejisine doğrudan bir darbe anlamına geliyor.
Netanyahu'nun iç siyasetteki durumu da kritik. Yolsuzluk davaları ve koalisyon hükümetinin kırılganlığı, onu dış politikada başarıya muhtaç bırakıyor. İran konusunda Trump'tan ayrışmak, İsrail'in aşırı sağcı ve güvenlikçi seçmenleri arasında desteğini erozyona uğratabilir. Ayrıca, İsrail savunma kurumu, ABD ile bir anlaşmazlığın bölgesel güvenliğe zarar vereceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut: Orta Doğu'da Yeni Dengeler
Bu gelişme, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Orta Doğu dengelerini etkileyebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ABD'nin Arap müttefikleri, İran'la gerilimin azaltılmasından yana. Özellikle Suudi Arabistan, İran'la doğrudan müzakerelere başlamış durumda. Netanyahu'nun sert çizgisi, bu ülkelerle ABD arasında bir kopuşa yol açabilir. Öte yandan, Rusya ve Çin'in bölgede artan etkinliği, ABD'yi İran'la anlaşmaya iten faktörler arasında. Trump yönetimi, Çin'in İran'daki yatırımlarını dengelemek ve Rusya'nın Suriye'deki varlığını sınırlamak için diplomatik bir çözüme ihtiyaç duyuyor. Netanyahu'nun bu hesapları göz ardı etmesi, ABD'nin küresel stratejisiyle çelişiyor. İsrail ayrıca, İran destekli Hizbullah ve Hamas gibi aktörlerin olası bir anlaşma sonrası güçlenmesinden endişe ediyor. Ancak, bölgesel uzmanlar, anlaşmanın İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesi halinde İsrail'in uzun vadede daha güvende olacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olarak yeni bir ABD-İran anlaşmasının etkilerini yakından takip ediyor. Ankara, Tahran'la enerji ticareti ve bölgesel işbirliği (Suriye, Irak) açısından pragmatik bir ilişki yürütüyor. Netanyahu-Trump eksenindeki kriz, Türkiye'nin ABD ile İsrail arasında denge politikasını zorlayabilir. Öte yandan, İran'la olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve Doğu Akdeniz'deki rekabette yeni bir cephe açabilir. Ancak, İran destekli grupların Suriye'de güçlenmesi, Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir. Ankara, bu süreçte hem ABD hem de İran'la diyaloğu sürdürmeye çalışacak.