Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde (DKC) nadir görülen bir Ebola türünün yol açtığı salgının, resmî rakamların çok ötesinde bir büyüklüğe ulaştığı uyarısı yapıldı. Oxfam tarafından yapılan açıklamada, salgının kontrol altına alınmasında kritik öneme sahip temiz su ve sanitasyon altyapısının çökmüş durumda olduğu belirtildi. Şimdiye kadar kaydedilen en büyük Ebola salgını olarak nitelendirilen bu dalga, Sudan ebolavirüs türünün görüldüğü ilk büyük vaka kümesi olma özelliği taşıyor. Uzmanlar, gerçek vaka sayısının resmî verilerin 'muhtemelen çok daha üzerinde' olduğunu vurguluyor.
Salgının boyutu ve temel nedenler
Oxfam'ın raporuna göre, DKC'nin kuzeybatısındaki Équateur eyaletinde Mayıs ayında başlayan salgında, sağlık yetkilileri bugüne kadar 100'den fazla vaka ve 40'a yakın ölüm bildirdi. Ancak yardım kuruluşu, temiz suya erişim eksikliğinin ve yetersiz sanitasyon koşullarının salgının kontrolünü neredeyse imkansız hale getirdiğini söylüyor. Oxfam'ın DKC direktörü, 'İnsanlar ellerini yıkayamazsa, sağlık tesisleri temizlenemezse, Ebola'nın yayılmasını durdurmanın ilk savunma hattı çöker' dedi.
Sudan ebolavirüsü, daha yaygın olan Zaire ebolavirüsüne kıyasla daha az görülmekle birlikte, ölüm oranı yüzde 50'ye kadar çıkabiliyor. Daha da önemlisi, bu türe karşı henüz onaylanmış bir aşı bulunmuyor. Sağlık çalışanları, temaslı takibi ve izolasyon gibi klasik yöntemlere güvenmek zorunda kalıyor.
Sağlık sisteminin kırılganlığı ve bölgesel yansımalar
DKC, yıllardır süren çatışmalar ve zayıf sağlık altyapısı nedeniyle Ebola da dahil olmak üzere birçok salgınla mücadele ediyor. Ülke aynı zamanda sarıhumma, kolera ve kızamık salgınlarıyla da karşı karşıya. Salgının komşu ülkelere sıçrama riski, uluslararası toplumun dikkatini bu bölgeye çevirmesine neden oluyor. Dünya Sağlık Örgütü, salgını 'bölgesel acil durum' olarak sınıflandırmış durumda. Uzmanlar, temel hijyen koşullarının sağlanmadığı bir ortamda salgının kontrol altına alınmasının haftalar hatta aylar alabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Afrika'da artan diplomatik ve ekonomik varlığı, özellikle sağlık altyapısı projeleri ve insani yardım faaliyetleri göz önüne alındığında, DKC'deki Ebola salgını Türkiye için dolaylı bir risk oluşturuyor. Salgının komşu ülkelere yayılması halinde bölgesel istikrarsızlık artabilir ve Türkiye'nin Afrika'daki ticari ortaklıklarını etkileyebilir. Doğrudan bir tehdit olmasa da, Türkiye'nin Dünya Sağlık Örgütü ve Afrika Birliği ile işbirliği içinde salgınla mücadeleye destek vermesi, bölgedeki yumuşak gücünü pekiştirebilir.