İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la yeni bir nükleer anlaşma yapma girişimini engellemek için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Orta Doğu uzmanlarına göre Netanyahu, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) halefi olacak herhangi bir anlaşmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceğini düşünüyor. Trump, seçim kampanyasında İran’la “daha iyi bir anlaşma” vaat etmiş olsa da Netanyahu, Tahran’a verilecek her tavizin bölgedeki İran nüfuzunu artıracağından endişe ediyor. Özellikle İsrail’in kuzey sınırında Hizbullah’ın güçlenmesi ve Yemen’deki Husilerin İran tarafından desteklenmesi, Netanyahu’nun anlaşmaya karşı duruşunu sertleştiren faktörler arasında.
Gelişmenin Arka Planı: Trump’ın İran Politikası ve Netanyahu’nun Manipülasyonu
Trump, 2024 seçimlerine hazırlanırken, İran’la nükleer müzakereleri yeniden başlatma sinyali vermişti. Ancak Netanyahu, bu süreci baltalamak için Washington’da etkili isimlerle görüşüyor ve Kongre üyelerine İran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasının tehlikeli olacağını anlatıyor. İsrail istihbarat teşkilatı Mossad’ın, anlaşma görüşmelerini sabote etmek amacıyla İran içinde provokatif eylemler planladığı iddia ediliyor. Netanyahu ayrıca, Suudi Arabistan ve BAE gibi Arap ülkelerini de İran anlaşmasına karşı bir koalisyona dahil etmeye çalışıyor. Bu ülkeler, İran’ın nükleer programından endişe duysalar da, ekonomik çıkarları nedeniyle anlaşmaya daha ılımlı yaklaşıyor. Netanyahu ise anlaşma olması halinde İran’ın elde edeceği mali kaynakların terör örgütlerine aktarılacağını savunuyor.
Netanyahu’nun kişisel motivasyonları da bu süreçte belirleyici. Yolsuzluk davalarıyla boğuşan İsrail Başbakanı, İran tehdidini abartarak siyasi meşruiyetini güçlendirmeye çalışıyor. Ayrıca, Trump’ın 2020’de JCPOA’dan çekilmesine ön ayak olan Netanyahu, şimdi yeni bir anlaşmanın İran’a ekonomik rahatlama sağlayacağı gerekçesiyle karşı çıkıyor. Uzmanlar, Netanyahu’nun “İran’ın nükleer silah elde etmesine asla izin vermeme” söyleminin aslında bölgesel hegemonya ve askeri üstünlüğünü koruma amacı taşıdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran-İsrail Rekabeti ve ABD’nin Çıkmazı
Netanyahu’nun anlaşmayı engelleme çabaları, zaten gergin olan bölgesel dengeleri daha da kırılgan hale getiriyor. İran, İsrail’in “sabotaj” girişimlerine misilleme olarak uranyum zenginleştirmeyi artırmakla tehdit ediyor. Bu durum, Suudi Arabistan ve Mısır gibi ülkeleri de endişelendiriyor. ABD ise iki müttefiki arasında denge kurmakta zorlanıyor. Trump, Netanyahu’nun baskısına rağmen İran’la müzakereleri tamamen reddetmiş değil; ancak İsrail Başbakanı, Amerikan kamuoyunda ve Kongre’de anlaşma karşıtı bir atmosfer yaratmayı başarırsa, Trump’ın eli zayıflayabilir.
Küresel boyutta, Avrupa Birliği ve Rusya, mevcut JCPOA’nın yeniden canlandırılmasını desteklerken, Netanyahu’nun bu çabaları baltalaması uluslararası toplumdaki itibarını zedeliyor. Ancak İsrail, ABD’deki güçlü lobi ağı sayesinde siyasi desteğini koruyor. Öte yandan, Çin ve Rusya, İran’la ekonomik iş birliğini derinleştirerek ABD’nin yaptırım politikalarını delmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran’la nükleer müzakerelerin başarısız olmasının kendisini de olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Sınır komşusu İran’da olası bir askeri çatışma veya yaptırımların sertleşmesi, Türkiye’nin enerji ithalatı ve ticaretini baltalayabilir. Ayrıca, bölgesel istikrarsızlık, PKK ve terörle mücadele stratejilerini zorlaştırabilir. Türkiye, bu nedenle diyaloğu ve anlaşmayı tercih ediyor; ancak Netanyahu’nun engelleme girişimleri, Orta Doğu’da yeni bir kriz potansiyelini artırıyor. Türk diplomatları, ABD ve İsrail’i İran’la yapıcı bir müzakereye zorlamak için arabuluculuk yapabilir.