İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Pazar günü yaptığı televizyonda yayınlanan açıklamada, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'ye yönelik son planını kabul edilemez bulduğunu yineleyerek, sağcı hükümetine hitap etti. Bu açıklama, İsrail ordusunun Gazze'deki operasyonlarını sürdürdüğü ve bölgede insani krizin derinleştiği bir dönemde geldi. Netanyahu'nun bu net tutumu, uluslararası toplumda ve bölgesel aktörler arasında yeni bir tartışma başlattı.
Trump'ın Gazze Planı ve Netanyahu'nun Tepkisi
Trump'ın planı, Gazze'nin yeniden inşası ve yönetimi konusunda ABD öncülüğünde bir model öngörüyor. Ancak Netanyahu, planın İsrail'in güvenlik çıkarlarını tehlikeye attığını ve Gazze'deki kontrolün Filistin Yönetimi veya Hamas'a devredilmesine yol açabileceğini savunuyor. Başbakan, kabine toplantısında yaptığı konuşmada, "Gazze'de İsrail'in güvenliğini sağlayacak hiçbir planı kabul etmeyeceğiz" dedi. Bu ifade, Trump yönetiminin planını kamuoyu önünde reddeden en üst düzey İsrailli yetkili olarak kayıtlara geçti.
Netanyahu'nun bu açıklaması, İsrail iç siyasetinde de yankı buldu. Sağ koalisyon ortakları planı desteklerken, muhalefet partileri Netanyahu'yu savaş stratejisini netleştirmemekle eleştirdi. Öte yandan, Hamas sözcüsü yaptığı açıklamada, "Bu plan, işgalin devamını meşrulaştırma çabasıdır" ifadelerini kullandı. Filistin Yönetimi ise planı "uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendirerek reddetti.
İsrail ordusunun Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yoğunlaşan operasyonları sürüyor. Son 24 saatte düzenlenen hava saldırılarında en az 25 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'de yerinden edilen insan sayısı 1.9 milyona ulaşmış durumda. Bu tablo, Netanyahu'nun savaş hedeflerine ulaşmak konusundaki kararlılığını gölgeliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Netanyahu'nun bu açıklaması, ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerilim noktası oluşturdu. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail'in güvenlik endişelerini anlıyoruz, ancak planın bölgesel istikrar için önemli olduğuna inanıyoruz" denildi. Uzmanlar, bu anlaşmazlığın İsrail'in uluslararası alandaki izolasyonunu artırabileceğini belirtiyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin, Gazze'de kalıcı bir çözüm olmadan normalleşme sürecine sıcak bakmadıkları biliniyor.
Bölgedeki diğer aktörler de gelişmeleri yakından izliyor. Mısır ve Katar, ateşkes sağlanması için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Ancak Netanyahu'nun bu çıkışı, ateşkes müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesini zorlaştırabilir. İran ise, bu anlaşmazlığı "Siyonist rejimin çıkmazı" olarak tanımlayarak, bölgesel direniş gruplarını desteklemeye devam edeceğini açıkladı.
Analistler, Trump'ın planının asıl amacının, İsrail'i daha geniş bir barış çerçevesine bağlamak olduğunu, ancak Netanyahu'nun siyasi olarak güçlü bir taviz verme ihtimalinin düşük göründüğünü ifade ediyor. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde Gazze'deki krizin yönetimi, hem İsrail iç siyasetinin hem de uluslararası diplomasinin ana gündem maddesi olmaya devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona erdirilmesi ve iki devletli çözüm temelinde kalıcı barışın sağlanması yönündeki tutumunu koruyor. Netanyahu'nun bu planı reddetmesi, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği 'İsrail'in bölgesel barışa yönelik samimiyetsizliği' tezini güçlendiriyor. Türk dış politikası, BAAS rejimi ve diğer bölgesel aktörlerle işbirliğini artırarak Filistin davasını uluslararası platformlarda savunmaya devam edecektir. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik manevra alanını genişletebilir ve Barış için İttifak gibi girişimlerde daha aktif rol almasını teşvik edebilir.