İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın dört gün önce açıkladığı Gazze barış planına ilişkin hâlâ resmî bir açıklama yapmadı. Bu sessizlik, hem uluslararası kamuoyunda hem de bölgesel aktörler arasında planın geleceğine dair belirsizliği derinleştirirken, İsrail'in Gazze'deki askerî varlığını kademeli olarak artırdığı yönündeki haberler de dikkat çekiyor.
Planın Açıklanması ve Netanyahu'nun Sessizliği
Trump, geçtiğimiz günlerde Gazze'de kalıcı ateşkesi ve iki devletli çözümü öngören kapsamlı bir barış planını kamuoyuyla paylaşmıştı. Plan, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından olumlu karşılanırken, İsrail hükümetinden beklenen destek açıklaması bir türlü gelmedi. Netanyahu'nun sessizliği, özellikle koalisyon hükümetindeki aşırı sağcı ortaklarının plana karşı çıkması ve Başbakan'ın iç siyasi dengeleri gözetme zorunluluğuyla ilişkilendiriliyor.
İsrail basınına yansıyan haberlere göre, Netanyahu'nun danışmanları, planın ayrıntılarının henüz tam olarak netleşmediğini ve müzakere sürecinin devam ettiğini öne sürüyor. Ancak bu açıklamalar, Başbakan'ın planı açıkça desteklemekten kaçındığı gerçeğini değiştirmiyor. Özellikle geçen yıl imzalanan ateşkes anlaşmasının ardından İsrail güçlerinin Gazze'deki kontrol alanını genişletmesi, Netanyahu'nun sahada kazandığı avantajları koruma isteğine işaret ediyor.
Güç Dengesi: İsrail'in Kontrol Alanı Genişliyor
Geçen yıl yürürlüğe giren ateşkes anlaşması, İsrail askerlerinin Gazze'nin yüzde 53'ünü kontrol etmesine olanak tanımıştı. Ancak anlaşmanın ardından geçen süreçte bu oranın yüzde 60-70 seviyelerine yükseldiği belirtiliyor. Bu durum, Hamas'ın askerî kanadının zayıflatılması bahanesiyle yürütülen operasyonların, aslında kalıcı bir işgal stratejisine dönüştüğü yorumlarını güçlendiriyor. Filistinli yetkililer, İsrail'in bu genişlemeyi ateşkes ihlali olarak değerlendirirken, uluslararası toplumun tepkisi ise sınırlı kalıyor.
Bölgedeki gözlemciler, Netanyahu'nun Trump planına verdiği destek ile sahadaki askerî genişleme arasında bir çelişki olduğuna dikkat çekiyor. Bir yandan barış görüşmelerinde ilerleme sinyali verilirken, diğer yandan işgalin derinleştirilmesi, planın uygulanabilirliğine yönelik derin kuşkular doğuruyor. İsrail'deki muhalefet partileri ise Netanyahu'yu, Trump'ın önerisini kabul ederek bölgedeki gerilimi azaltmaya çağırıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Etkiler
Trump'ın planı, başta Avrupa Birliği ve Arap Birliği olmak üzere birçok ülke ve örgüt tarafından 'iki devletli çözüme giden yolda önemli bir fırsat' olarak nitelendirildi. Ancak İsrail'in sessizliği, planın rafa kaldırılabileceği endişesini artırıyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler, planın uygulanması halinde Filistin topraklarında kalıcı bir istikrar sağlanabileceğini ancak İsrail'in taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurguluyor.
Hamas cephesinden gelen açıklamalarda ise planın 'pazarlık konusu olmaktan çıkarılıp' ciddi bir müzakere sürecine başlanması gerektiği ifade ediliyor. Örgüt, İsrail'in Gazze'den tamamen çekilmesini ve Filistinlilerin temel haklarının tanınmasını talep ediyor. Bu koşullar altında, Netanyahu'nun sessizliği, sadece İsrail siyaseti açısından değil, bölgedeki barış umutları açısından da kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği doğrudan ilgilendiriyor. Ankara, daha önce iki devletli çözümü savunan ve Türkiye'nin etkin rol oynayabileceği bir barış sürecini desteklediğini açıklamıştı. Netanyahu'nun plana karşı isteksiz tavrı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki denklemdeki konumunu da etkileyebilir. Ayrıca, Gazze'deki insani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım çabalarını artırma ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Ankara'nın, İsrail'in askerî genişlemesine karşı daha güçlü diplomatik girişimlerde bulunması ve Filistinli gruplar arasında uzlaşmayı teşvik etmesi beklenebilir.