Suriye'nin kuzeydoğusunda, Rojava olarak bilinen bölgede, Kürt liderler özerklik için verdikleri mücadelede artçı bir savunma savaşı yürütüyor. ABD'nin çekilmesi, Türkiye'nin askeri operasyonları ve Şam yönetimiyle devam eden müzakereler, bölgedeki dengeleri yeniden şekillendiriyor. Kuzeydoğu Suriye'deki Özerk Yönetim, askeri ve siyasi olarak zorlu bir dönemden geçerken, nüfuzunu korumaya çalışıyor. Bu gelişmeler, Suriye'nin geleceğine dair uluslararası tartışmaları da yakından ilgilendiriyor.
Rojava'nın Kısa Tarihi ve Bugünkü Durumu
Rojava, 2011'de başlayan Suriye iç savaşının ardından, 2012'de Esad rejiminin bölgeden çekilmesiyle Kürt grupların kontrolü ele geçirmesiyle kuruldu. Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve onun silahlı kanadı YPG, bölgede fiili bir özerklik ilan etti. ABD'nin DEAŞ'a karşı mücadelede en önemli müttefiki haline gelen YPG, geniş toprakları kontrol etti. Ancak Türkiye, PYD'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bölgeye yönelik askeri operasyonlar düzenliyor. 2019'da ABD'nin çekilmesinin ardından Türkiye, Barış Pınarı Harekâtı ile sınır hattında kontrol sağladı. Bugün Rojava, kuzeyde Türkiye sınırından güneyde Deyrizor'a kadar uzanıyor, ancak toprak bütünlüğü parçalanmış durumda. Özerk Yönetim, Suriye'nin kuzeydoğusunda üç kantonda (Cizire, Fırat, Afrin) ve ayrıca Ayn İsa, Tel Abyad gibi bölgelerde etkisini sürdürüyor.
Son dönemde, Şam yönetimiyle yapılan görüşmeler, Rojava'nın statüsü konusunda bir uzlaşma arayışını yansıtıyor. Kürt liderler, Suriye'nin toprak bütünlüğü çerçevesinde özerklik talep ediyor. Ancak rejim ve muhalefet arasındaki siyasi süreç, bu konuda net bir ilerleme sağlamış değil. Ayrıca, DEAŞ'ın yeniden dirilme riski, bölgedeki güvenlik endişelerini artırıyor. Koalisyon güçleri, özellikle ABD, bölgedeki askeri varlığını sınırlı da olsa sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Dengeler Değişiyor
Rojava meselesi, yalnızca Suriye iç savaşının bir parçası değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel güç mücadelesinin de bir yansıması. Rusya, İran ve Türkiye, Astana süreci çerçevesinde Suriye'nin geleceği üzerinde söz sahibi olmaya çalışıyor. ABD'nin ise bölgedeki varlığı, DEAŞ'la mücadele ve Kürt ortaklarına verdiği desteğe bağlı olarak şekilleniyor. Son yıllarda, ABD'nin Suriye'den tamamen çekilme ihtimali, Kürtleri yeni ittifaklar aramaya itiyor. Bu bağlamda, Kürt yetkililer Şam ve Moskova ile diyalog kanallarını açık tutuyor.
Öte yandan, Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol sahaları, bölgenin stratejik önemini artırıyor. ABD, bu sahaların kontrolünü DEAŞ'a karşı bir güvence olarak görürken, Şam yönetimi de ekonomik olarak bu kaynaklara ihtiyaç duyuyor. Rojava'nın kaderi, bu nedenle sadece askeri değil, ekonomik ve enerji politikalarıyla da yakından ilişkili.
Kürt özerk yönetimi, demokratik konfederalizm modeliyle Suriye'de bir alternatif oluşturmaya çalıştı. Ancak içerdeki siyasi farklılıklar ve dış baskılar, bu modelin sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Özellikle Arap aşiretleriyle olan ilişkiler ve yönetimdeki katılım sorunları, toplumsal desteğin azalmasına yol açabiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güvenlik endişelerini doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, PYD/YPG'nin sınır güvenliği için tehdit olduğunu savunuyor ve bu grupların Suriye'de kalıcı bir özerklik kazanmasına karşı çıkıyor. Rojava'nın geleceği, Türkiye'nin Suriye politikasının merkezinde yer alıyor. Ankara, Şam yönetimiyle normalleşme adımlarını değerlendirirken, sınır bölgesindeki YPG varlığının sona erdirilmesini şart koşuyor. Türkiye ayrıca, ABD'nin PYD'ye desteğini eleştiriyor ve bu durumun ikili ilişkilerde gerginlik yarattığı biliniyor. Sonuç olarak, Rojava'daki gelişmeler, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel nüfuzu açısından kritik önemde izleniyor.