İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan ve Suriye'de işgal altında tutulan topraklardan çekilmeyeceklerini açıkladı. Netanyahu'nun bu çıkışı, ABD ile İran arasında varılan ve bölgedeki gerilimi azaltması beklenen anlaşmanın hemen ardından geldi. Lübnan'ın güneyinde ve Suriye'nin Golan Tepeleri'nde süren işgalin kalıcı olduğunu vurgulayan Netanyahu, uluslararası toplumun çağrılarına rağmen İsrail'in güvenlik çıkarlarının öncelikli olduğunu söyledi.
Gelişmenin arka planı
İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana Suriye'ye ait Golan Tepeleri'ni işgal altında tutuyor. 1981'de tek taraflı ilhak ettiği bu bölge, uluslararası hukuka göre Suriye toprağı sayılıyor. Lübnan'ın güneyinde ise İsrail, 2006 savaşından bu yana belirli noktalarda varlık gösteriyor. Son olarak Hizbullah'ın bölgedeki etkinliğini gerekçe gösteren İsrail, bu yılın başında sınır ötesi operasyonlarını artırdı. Netanyahu'nun açıklaması, Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayan bir tutum olarak değerlendiriliyor.
ABD'nin İran'la yaptığı nükleer anlaşma, bölgede dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Anlaşma metninde İran'ın bölgesel faaliyetlerine ilişkin bir düzenleme bulunmazken, Netanyahu İsrail'in kırmızı çizgilerinin korunacağını belirtti. İsrail ordusu, Lübnan sınırında yığınağını sürdürürken, Hizbullah da olası bir çatışmaya hazır olduğunu sinyalliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Netanyahu'nun bu açıklaması, Ortadoğu'da yeni bir gerilim dalgasını tetikleyebilir. BM Güvenlik Konseyi, İsrail'in işgalini defalarca kınamış ancak ABD'nin vetosu nedeniyle bağlayıcı bir karar çıkarılamamıştı. Fransa ve Almanya, Netanyahu'nun açıklamasını "provokatif" olarak nitelendirirken, Rusya Suriye'nin toprak bütünlüğüne vurgu yaptı. İran ise İsrail'i "bölgesel istikrarı sabote etmekle" suçladı. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah, İsrail'in çekilmemesi halinde "beklenmedik misillemeler" olacağını duyurdu.
ABD'nin iki müttefiki konumundaki İsrail ve Suudi Arabistan arasında normalleşme süreci de bu açıklamayla yara alabilir. Suudi Arabistan, Filistin sorunu çözülmeden İsrail'le ilişkileri normalleştirmeyeceğini yineliyor. Bölgedeki enerji koridorları ve ticaret yolları da İsrail-Lübnan geriliminden etkilenme riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in işgalci politikalarını her platformda eleştirmekte ve Doğu Kudüs'ün yanı sıra Golan Tepeleri'nin de Suriye toprağı olduğunu savunmaktadır. Netanyahu'nun bu açıklaması, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabalarına dolaylı olarak katkı sunabilir. Zira Ankara, İsrail'in yayılmacı tutumunu kınayan İslam ülkeleri nezdinde daha fazla inisiyatif alabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve Lübnan'daki insani yardım faaliyetleri, İsrail işgalinin meşruiyetini sorgulayan bir zemin oluşturmaktadır. Ekonomik olarak ise Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynakları üzerindeki anlaşmazlıklar derinleşebilir. Bu gelişme, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini ve Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları açısından yakından takip edilmelidir.