İSRAİL, KİRYAT ŞMONA — İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçimlerin kaderini belirleyecek kuzey bölgelerinde desteğini hızla kaybediyor. Yeni bir ankete göre, Hizbullah'ın roket saldırılarının en şiddetli olduğu bu bölgelerde seçmenler, hükümetin Lübnan'a karşı daha sert bir duruş sergilemesini talep ediyor. 4 Haziran'da Kiryat Şmona'da yayımlanan anket, Netanyahu'nun popülaritesindeki düşüşü gözler önüne sererken, siyasi geleceği üzerinde baskı oluşturuyor. Seçimlere kısa bir süre kala artan bu hoşnutsuzluk, hükümetin güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Gelişmenin arka planı: Kuzey sınırındaki gerginlik ve Hizbullah tehdidi
Kuzey İsrail, İran destekli Hizbullah'ın roket ve füze saldırılarına maruz kalan bölgelerin başında geliyor. Özellikle 2006 Lübnan Savaşı'ndan bu yana tırmanan gerginlik, sivil halk üzerinde önemli bir psikolojik ve fiziksel baskı yaratıyor. Anket verilerine göre, bölge halkı mevcut hükümetin Hizbullah'a karşı yeterince caydırıcı bir politika izlemediğini düşünüyor. Netanyahu'nun güvenlik odaklı söylemlerine rağmen, kuzeydeki seçmenler daha somut adımlar bekliyor.
İsrail tarihinde seçimlerin kaderini belirleyen bu bölgelerde, Netanyahu'nun Likud partisi geleneksel olarak güçlü bir desteğe sahipti. Ancak son anket, bu desteğin önemli ölçüde aşındığını gösteriyor. Seçmenler, hükümetin Lübnan sınırındaki askeri varlığını artırmasını ve saldırılara anında karşılık vermesini talep ediyor. Ekonomik zorluklar ve güvenlik kaygıları, seçmenlerin tutumunu şekillendiren başlıca faktörler arasında.
Bölgesel ve küresel boyut: Ortadoğu denklemi ve ABD etkisi
İsrail'in kuzeyindeki bu siyasi gelişme, sadece ülke içi dinamiklerle sınırlı değil. Bölgesel ve küresel aktörler, İsrail'in Lübnan'a yönelik olası bir askeri müdahalesini yakından takip ediyor. ABD, İsrail'in en büyük müttefiki olarak, ölçülü bir politika izlenmesi yönünde uyarılarda bulunuyor. Ancak Netanyahu'nun iç politikada artan baskı altında kalması, daha agresif bir dış politika izlemesine neden olabilir.
Bölgedeki diğer aktörler arasında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail'le normalleşme sürecine devam ediyor. Ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik bir harekatı, bu ilişkileri olumsuz etkileyebilir. İran ise Hizbullah üzerinden İsrail'e karşı dolaylı bir güç gösterisi yaparken, tırmanma riski bulunuyor. Diplomatik çözüm arayışları sürse de, sahadaki gerginlik artarak devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikaları açısından birkaç önemli boyut taşıyor. İsrail'in kuzeyinde yaşanan bu siyasi kriz, bölgedeki istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Özellikle Suriye ve Irak bağlantılı Hizbullah faaliyetleri, Türkiye'nin hassas olduğu sınır güvenliği konularını gündeme getirebilir. Ayrıca, Netanyahu'nun daha sert bir Lübnan politikasına yönelmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusunda Türkiye'yi dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bölgesel barış ve istikrarın korunması yönündeki diplomatik girişimlerini sürdürmek durumundadır.