İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Katar'ı "düşman devlet" olarak tanımlayarak 2025 yılında Doha'ya düzenlenen İsrail saldırısını savundu. Netanyahu'nun açıklamaları, Katar'ın İran'ı kendi güvenlik değerlendirmesini seçici bir şekilde alıntılayarak İsrail'e yönelik saldırıları meşrulaştırmakla suçlamasının hemen ardından geldi. Bu karşılıklı suçlamalar, Orta Doğu'da gerilimi daha da tırmandırırken, Katar'ın bölgesel arabuluculuk rolünü de zora sokuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Netanyahu'nun "düşman devlet" ifadesi, İsrail'in 2025'te Doha'ya düzenlediği ve bölgede geniş yankı uyandıran askeri operasyonun ardından geldi. İsrail yönetimi, söz konusu saldırıyı İran'ın Katar üzerinden yürüttüğü istihbarat ve lojistik faaliyetlerine karşı bir önlem olarak gerekçelendiriyor. Netanyahu, Katar'ın Hamas ve diğer direniş gruplarına ev sahipliği yapmasını da eleştirerek Doha'nın "düşman" bir aktör haline geldiğini öne sürdü.
Katar ise bu suçlamayı reddederek, İran'ın kendi güvenlik değerlendirmesini çarpıttığını ve bu çarpıtmayı İsrail'e yönelik saldırıları meşrulaştırmak için kullandığını belirtti. Doha yönetimi, İran'ın Katar topraklarını hedef alan eylemlere gerekçe olarak gösterdiği belgelerin bağlamından koparıldığını savundu. Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İran'ın iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır; Katar toprakları hiçbir ülkeye karşı saldırı üssü olarak kullanılmamıştır" denildi.
Uzmanlar, Netanyahu'nun sert söyleminin İsrail'in iç siyasetinde yaşadığı baskıyı hafifletmeye yönelik bir hamle olabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda Katar'ın bölgedeki arabuluculuk çabalarını zayıflatmayı amaçladığı değerlendiriliyor. Katar, son yıllarda Hamas ile İsrail arasındaki dolaylı görüşmelere ev sahipliği yaparak kritik bir diplomasi kanalı işlevi görüyordu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Katar'ın İran ile ilişkileri, özellikle 2017-2021 arasındaki abluka döneminde daha da güçlendi. Doha, Tahran ile ekonomik ve güvenlik alanlarında iş birliğini artırdı. Ancak Katar, aynı zamanda ABD'nin en büyük askeri üslerinden biri olan El Udeyd Hava Üssü'ne ev sahipliği yapıyor. Bu ikili denge, Katar'ın hem İran hem de Batı ile ilişkilerini yönetme becerisini gösteriyor.
İsrail'in Katar'ı hedef alması, Körfez ülkeleri arasında da tedirginlik yarattı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde olsa da, Katar'a yönelik açık bir tehdit bölgesel istikrarı bozabilir. ABD yönetimi ise hem İsrail'in güvenlik endişelerini hem de Katar'ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak denge politikası izliyor.
Uluslararası kamuoyu, Netanyahu'nun "düşman devlet" söylemini endişeyle karşıladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, taraflara itidal çağrısı yaparak, Katar'ın egemenliğine yönelik her türlü tehdidin kabul edilemez olduğunu belirtti. Avrupa Birliği de Katar ile İran arasındaki gerilimin tırmanmasından duyduğu kaygıyı dile getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Katar, Türkiye'nin Körfez'deki en yakın müttefiklerinden biri. İki ülke arasında askeri iş birliği, ticaret ve yatırım anlaşmaları bulunuyor. Netanyahu'nun Katar'a yönelik "düşman devlet" söylemi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, Katar'ın toprak bütünlüğünü destekleyerek, İsrail'in bu tür açıklamalarının bölgesel istikrarı bozacağını savunuyor. Ayrıca, Katar'ın arabuluculuk rolünün zayıflaması, Türkiye'nin Hamas ile İsrail arasındaki dolaylı müzakerelerde üstleneceği rolleri de etkileyebilir. Türkiye, İran ile de karmaşık bir ilişki ağına sahip olduğundan, Katar-İran geriliminde denge gözetmek zorunda kalabilir.