İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu zirvesi sırasında ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelmedi. İki lider arasında planlanan bir görüşme duyurulmadı ve bu durum, Netanyahu'nun yaklaşan İsrail seçimleri öncesinde Trump yönetiminden bilinçli olarak uzaklaştığı yorumlarına yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı: Neden Görüşme Yok?
İsrail'de 17 Eylül 2019'da yapılacak erken genel seçimler yaklaşırken, Başbakan Netanyahu'nun ABD Başkanı Trump ile görüşmemesi dikkat çekici bir stratejik tercih olarak değerlendiriliyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, iki liderin BM Genel Kurulu sırasında bir araya geleceğine dair herhangi bir bilgi verilmedi. Netanyahu'nun ekibi de görüşme talebinde bulunmadı.
Bu durumun arkasında yatan temel neden, İsrail iç siyasetindeki dengeler. Netanyahu, son dönemde ABD yönetimiyle çok yakın görünmenin seçim kaybına yol açabileceğini düşünüyor. Özellikle Trump'ın Orta Doğu barış planı ve İran'a yönelik politikaları, İsrail'de sağ seçmenin bir kısmı tarafından yeterince sert bulunmuyor. Ayrıca, Netanyahu hakkında devam eden yolsuzluk soruşturmaları ve olası bir ABD arabuluculuğu, İsrail kamuoyunda olumsuz algılanabilir.
Trump ise son aylarda Netanyahu'ya olan desteğini açıkça dile getirmiş, hatta İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki egemenliğini tanımıştı. Ancak bu destek, İsrail sol ve merkez seçmeni nezdinde Netanyahu'ya zarar veriyor olabilir. Netanyahu'nun seçim stratejisi, ABD ile arasına mesafe koyarak milliyetçi ve dindar seçmene "bağımsız lider" imajı vermek üzerine kurulu.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD-İsrail İlişkilerinde Sarsıntı mı?
Netanyahu'nun Trump'tan uzaklaşması, ABD-İsrail ilişkilerinde bir soğuma olarak yorumlanmamalı. İki ülke arasındaki askeri, istihbarat ve ekonomik bağlar tarihsel olarak çok güçlü. Ancak bu adım, İsrail'in iç siyasetinin dış politikayı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Trump yönetimi, Netanyahu'nun seçim stratejisini anlayışla karşılıyor gibi görünüyor; zira Beyaz Saray da İsrail'de istikrarlı bir hükümet istiyor.
Öte yandan, ABD'nin Orta Doğu barış planını açıklamak için İsrail seçimlerinin sonuçlanmasını beklediği biliniyor. Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner, planın ekonomik ayağını haziran ayında Bahreyn'de sunmuştu. Filistin yönetimi planı reddetmişti. Netanyahu, seçim öncesi bu plana açık destek vermekten kaçınıyor; çünkü plan, İsrail'in yerleşim birimlerini koruyor olsa da Filistinlilere sınırlı özerklik vaat ediyor ve sağ kanatta tepki çekebilir.
İran cephesinde ise Netanyahu, Trump'ın "maksimum baskı" politikasını destekliyor. Ancak İsrail, ABD'nin İran ile olası bir müzakereye girmesinden endişeli. Netanyahu, seçim sonrası İran konusunda Trump'ı daha agresif bir çizgiye çekmeye çalışabilir. Bu nedenle şimdilik mesafeli durmayı tercih ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun Trump'tan uzaklaşması, Türkiye'nin Orta Doğu diplomasisi açısından karmaşık bir tablo sunuyor. ABD-İsrail ilişkilerindeki olası bir soğuma, Türkiye'nin bölgedeki manevra alanını genişletebilir; ancak İsrail seçimleri sonrası kurulacak hükümetin Filistin politikası belirsizliğini koruyor. Türkiye, Filistin davasını desteklerken aynı zamanda İsrail ile enerji ve ticaret ilişkilerini de yürütüyor. Netanyahu'nun seçim stratejisi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki gaz rekabeti ve Suriye politikası açısından da yakından izlenmeli. ABD'nin İsrail'de istikrar arayışı, Türkiye'nin ABD ile olan gerilimini de etkileyebilir.