İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'a karşı geniş kapsamlı bir askeri operasyon başlatmak için yoğun çaba harcıyor. İsrail ordusunun bu ayın başlarında kapsamlı bir saldırı planı hazırladığı ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD ara seçimleri öncesinde bir saldırıya karşı çıkması nedeniyle planın askıya alındığı bildirildi. Trump yönetimi, İran'a yönelik bir saldırının bölgesel istikrarsızlığı artıracağı ve küresel petrol fiyatlarını yükselteceği endişesiyle hareket ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile İran arasındaki gerilim, İran'ın nükleer programı ve bölgesel etkisi nedeniyle uzun süredir devam ediyor. Son aylarda İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerinden geri adım atması ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırması, İsrail'i harekete geçmeye itti. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'ın nükleer tesislerine ve askeri altyapısına yönelik kapsamlı bir hava ve füze saldırısı planlamıştı. Ancak ABD'nin tutumu, planın uygulanmasını engelledi.
ABD Başkanı Donald Trump, 6 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde İran'a yönelik herhangi bir askeri müdahaleye onay vermeyeceğini açıkça belirtti. Trump, seçim öncesi dönemde dış politika krizlerinden kaçınmak ve seçmen nezdinde istikrar görüntüsü vermek istiyor. Ayrıca, olası bir İran saldırısının petrol fiyatlarını fırlatacağı ve ABD ekonomisini olumsuz etkileyeceği korkusu da yönetimin temkinli yaklaşımında etkili.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran, Orta Doğu'da önemli bir aktör ve petrol üretiminde kritik bir ülke. İsrail'in İran'a saldırması, Hürmüz Boğazı'nda petrol akışının kesilmesi riskini artırarak küresel enerji piyasalarında şok yaratabilir. Ayrıca, İran'ın bölgedeki vekil güçleri (Hizbullah, Husiler, Şii milisler) aracılığıyla misilleme yapması, çatışmanın Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen'e yayılmasına yol açabilir. Bu durum, zaten kırılgan olan Orta Doğu dengelerini daha da bozabilir.
Uluslararası toplum, İsrail'in olası bir saldırısının diplomatik çözüm umutlarını azaltacağından endişe ediyor. Avrupa Birliği ve Rusya, tarafları itidal çağrısı yaparken, Çin'in tutumu belirsizliğini koruyor. ABD'nin askeri müdahaleye sıcak bakmaması, İsrail'in tek başına hareket etme olasılığını gündeme getiriyor; ancak İsrail'in böylesi bir operasyonu ABD desteği olmadan gerçekleştirmesi askeri ve lojistik açıdan zor görünüyor.
İsrail iç siyasetinde Netanyahu, koalisyon ortaklarının baskısı altında. Aşırı sağcı partiler, İran'a karşı daha sert bir tutum izlenmesini talep ediyor. Netanyahu, hem iç kamuoyunu tatmin etmek hem de İran'ın nükleer programını durdurmak için askeri seçeneği masada tutuyor. Ancak ABD'nin tutumu, İsrail'in manevra alanını daraltıyor. Önümüzdeki günlerde Netanyahu'nun Washington ile temaslarını yoğunlaştırması ve Trump yönetimini ikna etmeye çalışması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu ve bölgesel bir güç olarak olası bir İsrail-İran çatışmasından doğrudan etkilenme riski taşıyor. Özellikle enerji arz güvenliği ve sınır güvenliği açısından endişeler var. Türkiye, son dönemde İran ile ilişkilerini normalleştirme ve ekonomik işbirliğini artırma çabasındaydı. Bir saldırı, bu süreci sekteye uğratabilir. Ayrıca, mülteci akını ve terör örgütlerinin hareketliliği gibi riskler de gündeme gelebilir. Türkiye, muhtemelen diplomatik kanalları kullanarak tarafları sakinleştirmeye çalışacak ve BM çatısı altında inisiyatif alacaktır.