İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçtiğimiz ayın sonunda yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna Gazze Şeridi'nin yüzde 70'ini ele geçirme talimatı verdiğini duyurdu. Bu hamle, ABD Başkanı Donald Trump'ın 20 maddelik ateşkes planının uygulanmaya başlanmasından sadece haftalar sonra geldi. Trump planına göre İsrail güçlerinin Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 50'sini kapsayan bir bölgeye çekilmesi öngörülüyordu. Netanyahu'nun bu talimatı, ateşkes sürecinin en kırılgan anında tansiyonu yeniden tırmandırdı. Uluslararası toplum, İsrail'in bu adımını ateşkesin ihlali olarak değerlendirirken, bölgede insani krizin daha da derinleşmesinden endişe ediliyor.
Ateşkes Planı ve İsrail'in Hamlesi
Trump yönetiminin arabuluculuğunda varılan ateşkes planı, taraflar arasında kalıcı bir barışın tesisi için kritik bir adım olarak görülüyordu. Plan, İsrail'in Gazze'den kademeli olarak çekilmesini, Filistin yönetiminin bölgede yeniden otorite kurmasını ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını öngörüyordu. Ancak Netanyahu'nun son emri, bu süreci fiilen rafa kaldırdı. İsrail ordusu, Gazze'nin kuzeyinden güneyine uzanan bir hat boyunca ilerleyerek bölgenin büyük bir kısmını kontrol altına almayı hedefliyor. Bu hamle, özellikle sivil yerleşim alanlarını hedef almasıyla bilinen İsrail saldırılarının yeniden başlamasına yol açtı. Birleşmiş Milletler verilerine göre, son 48 saatte en az 150 Filistinli hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Gazze'deki sağlık sistemi çökmüş durumda, hastaneler yaralılarla dolup taşıyor ve temel tıbbi malzeme sıkıntısı had safhada.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Netanyahu'nun bu kararı, bölgede domino etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Mısır ve Ürdün, İsrail'in ateşkesi ihlal etmesine sert tepki gösterdi. Kahire, İsrail büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı'na çağırarak resmi protesto notası verdi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de İsrail'in adımını kınayan açıklamalar yayımladı. Öte yandan, ABD'den gelen tepkiler daha temkinli. Beyaz Saray sözcüsü, "İsrail'in güvenlik kaygılarını anlıyoruz ancak ateşkes planına bağlı kalınması gerektiğine inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği ise derhal ateşkesin yeniden tesis edilmesi çağrısında bulundu. Bu gelişmeler, Ortadoğu'da kalıcı bir barışın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Uzmanlar, Netanyahu'nun bu hamlesinin İsrail iç politikasındaki dengelerle de ilgili olduğunu belirtiyor. Başbakan, aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı altında ve siyasi geleceğini güvence altına almak için sert bir çizgi izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında iki devletli çözümü ve Filistin halkının meşru haklarını desteklerken, Netanyahu'nun bu adımı Ankara'yı harekete geçirebilir. Türkiye'nin bölgede arabuluculuk rolü oynama potansiyeli var; ancak İsrail'in bu tutumu Ankara'nın diplomatik girişimlerini zora sokabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki denklemler de bu krizden etkilenebilir. Türkiye, insani yardımlarını Gazze'ye ulaştırmakta zorlanabilir ve bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin güney sınırlarını da tehdit edebilir. Ankara'nın bu süreçte BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda daha aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor.