İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinin doğusunda ordu kontrolü altındaki bir bölgede yeniden imar çalışmalarını “sessizce” onayladı. İsrail medyasına yansıyan haberlere göre, kamuoyuna herhangi bir duyuru yapılmadan alınan bu karar, savaşın sürdüğü bir ortamda Gazze'nin gelecekteki yönetimine ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. İsrail'in Filistin topraklarındaki işgal politikaları bağlamında kritik bir adım olarak değerlendirilen bu gelişme, uluslararası toplumun ve özellikle Türkiye'nin tepkisini çekecek nitelikte.
İmar kararının ayrıntıları
İsrail medyasında yer alan haberlere göre, Netanyahu ve Katz, Refah'ın doğusundaki "insani bölge" olarak bilinen ve ordu kontrolünde bulunan alanda imar planlarını onayladı. Bu planların, bölgedeki altyapının iyileştirilmesi ve geçici konutların inşasını içerdiği belirtiliyor. Ancak bu adımın, İsrail'in savaş sonrası Gazze'ye yönelik uzun vadeli hedeflerinin bir parçası olarak görüldüğü ifade ediliyor.
Kararın kamuoyuna duyurulmaması dikkat çekici. İsrail hükümeti, savaşın başından bu yana Gazze'de kalıcı bir yerleşim veya ilhak planı olmadığını savunuyor. Ancak bu tür bir imar onayı, İsrail'in bölgedeki varlığını meşrulaştırma çabası olarak yorumlanabilir. Özellikle Refah, savaş nedeniyle büyük ölçüde yerle bir olmuş ve yüz binlerce Filistinli buradan göç etmek zorunda kalmıştı.
İsrail ordusu, daha önce Refah'ın doğusunu “kapalı askeri bölge” ilan etmişti. Bu bölgede yeniden imar çalışmalarının başlatılması, sivil nüfusun geri dönüşüne zemin hazırlayabilir. Ancak Filistinli yetkililer, bunun İsrail'in işgalini derinleştirmek ve Gazze'yi parçalamak anlamına geldiğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, uluslararası toplumun Gazze'de ateşkes çağrılarına rağmen İsrail'in sahadaki fiili durumunu değiştirme çabası olarak değerlendiriliyor. Birleşmiş Milletler ve birçok ülke, Gazze'de kalıcı bir çözümün ancak iki devletli çözüm çerçevesinde mümkün olduğunu vurguluyor. İsrail'in bu tür tek taraflı adımları, barış sürecine zarar vermesi ve bölgedeki tansiyonu artırması açısından risk oluşturuyor.
Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, Refah'taki bu gelişmenin ateşkes müzakerelerini olumsuz etkileyebileceği endişesini taşıyor. Öte yandan, ABD'nin bu konudaki tutumu merakla bekleniyor. Washington, İsrail'in güvenlik endişelerini anladığını ancak sivillerin korunması gerektiğini savunuyor. Bu nedenle, ABD'nin imar onayına ilişkin resmi bir tepki verip vermeyeceği önemli bir soru işareti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki sivil katliamların durdurulması ve kalıcı ateşkes sağlanması için diplomatik girişimlerini sürdürürken, İsrail'in tek taraflı adımları Ankara'nın tepkisini çekiyor. Türk Dışişleri Bakanlığı'nın bu tür uygulamaları uluslararası hukuka aykırı bulduğu biliniyor. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek, bu haberin Türk medyasında geniş yankı bulmasına neden oluyor. Türkiye'nin bölgedeki etkisi göz önüne alındığında, bu gelişmenin Türkiye-İsrail ilişkilerini daha da germesi bekleniyor. Ankara'nın, Filistinlilerin haklarını korumak ve iki devletli çözümü savunmak için diplomatik baskısını artırması olası.