İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun emriyle başlatılan hava saldırıları öncesinde, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyösü Dahiye'de panik başladı. Binlerce sivil, özellikle kadın ve çocuklar, evlerini terk ederek kuzeye doğru yola çıktı. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, Dahiye'nin ana çıkış noktalarında yoğun trafik oluştu. Birçok aile, yanlarına alabildikleri sadece birkaç eşyayla araçlarına binmeye çalışırken, yaya olarak kaçanlar da görüldü. Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın 'terör altyapısını' hedef alacaklarını belirtmişti. Ancak sivil kayıpların artmasından endişe ediliyor. Daha önce de İsrail ile Hizbullah arasında çatışmalar yaşanmış, 2006 savaşında Dahiye ağır hasar görmüştü.
Netanyahu'nun emriyle başlayan saldırılar
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un güney banliyölerine yönelik hava saldırıları emri verdiğini duyurdu. Netanyahu, bu saldırıların Hizbullah'ın İsrail'e yönelik son dönemde artan saldırılarına karşı bir misilleme olduğunu ifade etti. İsrail ordusu, Dahiye bölgesindeki belirli hedefleri bombalamaya başladı. Saldırılar öncesinde ve sırasında bölgeden yükselen dumanlar kilometrelerce uzaktan görüldü. Lübnan Sağlık Bakanlığı, ilk belirlemelere göre en az 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 50'den fazla kişinin de yaralandığını açıkladı. Ölenler arasında çocukların da bulunduğu belirtiliyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), bölgedeki sağlık ekiplerinin yetersiz kaldığını ve hastanelerin yaralılarla dolup taştığını bildirdi.
Bölgede artan gerilim ve uluslararası tepkiler
İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırıları, bölgede zaten yüksek olan gerilimi daha da tırmandırdı. Hizbullah yetkilileri, saldırılara karşılık vereceklerini duyururken, İsrail'in kuzey sınırında da çatışmalar yoğunlaştı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı kararı aldı. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediklerini ancak sivil kayıpların önlenmesi çağrısında bulundu. Fransa ve Almanya, taraflara itidal çağrısı yaparken, Arap Birliği saldırıyı kınadı. İran ise İsrail'i 'savaş çığırtkanlığı' yapmakla suçladı. Dahiye'de yaşayanlar, evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını ve gidecek yerlerinin olmadığını söylüyor. Birçok kişi, Beyrut'un kuzeyindeki akrabalarının yanına sığınmaya çalışıyor. Yerel kaynaklar, şu ana kadar yaklaşık 100 bin kişinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.
Lübnan Başbakanı Necib Mikati, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. Mikati, 'Lübnan halkı bir kez daha savaşın bedelini ödüyor. Bu saldırılar durdurulmalı ve siviller korunmalıdır' dedi. Beyrut'taki okullar ve kamu binaları, yerinden edilenler için geçici barınma merkezlerine dönüştürülüyor. İnsani yardım kuruluşları, bölgeye acil yardım sevkiyatı başlattı. Ancak sınır kapılarının bazıları kapalı olduğu için yardımların ulaştırılmasında güçlük yaşanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Beyrut'a yönelik bu saldırılar, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bir bölgede gerçekleşiyor. Türkiye, daha önce benzer krizlerde olduğu gibi, insani yardım ve diplomatik girişimlerle sürece dahil olabilir. Ancak İsrail ile ilişkilerin normalleşme süreci bu tür olaylardan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, bölgede artan istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve Türkiye'nin bölgesel denklemdeki konumunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye, hem Lübnanlı sivillerin korunması hem de çatışmanın yayılmasının önlenmesi için uluslararası platformlarda aktif rol oynayabilir.