İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 2022 seçim kampanyasının son günlerinde Arap vatandaşları 'seçimi çalmaya çalışmakla' suçlayarak ırksal bir söylem kullandı. Netanyahu, sosyal medya ve mitinglerde yaptığı açıklamalarda, Arap partilerinin oylarıyla kendisini iktidardan indirmeye çalıştığını öne sürdü. Bu açıklamalar, İsrail'de Arap azınlığa yönelik ayrımcı söylemin seçim dönemlerinde nasıl araçsallaştırıldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Netanyahu'nun Arap karşıtı söyleminin arka planı
Netanyahu, uzun yıllardır İsrail siyasetinde Arap partilerini ve vatandaşları hedef alan bir söylem geliştiriyor. 2015 seçimlerinde de benzer şekilde 'Araplar sandığa akın ediyor' diyerek taraftarlarını sandığa çağırmıştı. Bu kez de, özellikle Ra'am (Birleşik Arap Listesi) ve diğer Arap partilerinin olası koalisyon ortaklığına karşı çıkarak, 'Arap partilerinin seçim sonuçlarını değiştirmeye çalıştığını' iddia etti. Netanyahu'nun bu çıkışı, Likud partisinin oylarını konsolide etme ve sağ seçmeni motive etme amacı taşıyor.
İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan seçimler, ülkenin son dört yılda beşinci kez sandığa gitmesi anlamına geliyordu. Siyasi istikrarsızlık ortamında Netanyahu, yargı reformu ve yolsuzluk davalarıyla gündemdeyken, seçim kampanyasını kutuplaştırıcı bir dil üzerine inşa etti. Arap vatandaşlar, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 20'sini oluşturuyor ve genellikle Filistinlilerle dayanışma içinde hareket ediyorlar. Netanyahu'nun suçlamaları, bu topluluğu 'düşman' olarak çerçeveleyerek siyasi avantaj sağlama çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Netanyahu'nun açıklamaları, İsrail'in demokrasi imajına gölge düşürürken, Arap dünyası ve uluslararası toplumda tepkilere yol açtı. Filistin yönetimi, bu söylemi 'ırkçı' olarak nitelendirirken, insan hakları örgütleri İsrail'de Arap azınlığa yönelik sistematik ayrımcılığa dikkat çekti. Ayrıca, Netanyahu'nun bu tür açıklamaları, İbrahim Anlaşmaları ile normalleşme sürecinde olan Arap ülkeleriyle ilişkileri de zorlaştırabilir. ABD yönetimi ise, İsrail'in iç işlerine karışmaktan kaçınmakla birlikte, demokratik değerlere vurgu yaparak dolaylı eleştirilerde bulundu.
Seçim sonuçları, Netanyahu'nun bu stratejisinin kısmen işe yaradığını gösterdi; Likud birinci parti çıktı ve Netanyahu, aşırı sağ ve dindar partilerle koalisyon kurarak iktidara döndü. Ancak, Arap partilerinin oylarındaki artış ve Ra'am'ın koalisyona katılması, İsrail siyasetinde yeni bir dönemin habercisiydi. Bu gelişme, Arap vatandaşların siyasi temsili açısından önemli bir adım olarak değerlendirilse de, Netanyahu'nun söylemi toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Netanyahu'nun Arap vatandaşları hedef alan söylemi, Türkiye'nin Filistin meselesine yaklaşımını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Filistinlilerin haklarını savunma konusunda kararlı bir tutum sergilerken, İsrail'de Arap azınlığa yönelik ayrımcılık, Ankara'nın tepkisini çekiyor. Bu tür açıklamalar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik eleştirilerini haklılaştırıyor ve bölgesel barış çabalarını zorlaştırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini güçlendirme çabaları bağlamında, İsrail'in iç siyasetindeki ırksal söylem, Ankara'nın arabuluculuk rolünü de etkileyebilir.