Nestlé, 150 yılı aşkın geçmişiyle gıda devi olarak anılsa da son yıllarda ‘uyuyan dev’ imajından sıyrılmak için yoğun çaba harcıyor. Şirket, özellikle 2017’de CEO Mark Schneider’in göreve gelmesiyle başlayan yeniden yapılanma sürecinde, yavaş büyüyen markaları elden çıkararak daha dinamik, sağlıklı ve teknoloji odaklı ürünlere yöneldi. Bu hamleler, şirketin bilançolarına suyun altında yavaş yavaş yansıyor ve uzun vadeli bir dönüşümün işaretlerini veriyor.
Uyuyan Markalardan Arınma
Nestlé’nin portföyünde yıllardır satışları durgun seyreden birçok marka bulunuyordu: su bazlı içecekler, dondurulmuş gıdalar ve bazı şekerlemeler gibi. Şirket, bu markaları satarak veya kapatarak kaynaklarını daha hızlı büyüyen alanlara yönlendirmeye başladı. 2020’de ABD’deki dondurulmuş pizza markası DiGiorno’yu, 2021’de ise şekerleme markası Wonka’yı satıştan çekti. Bunun yerine, bitki bazlı gıda şirketi Sweet Earth’ü satın aldı ve sağlıklı atıştırmalık markası Blue Bottle Coffee’ye yatırım yaptı.
Schneider, bu stratejiyi ‘dinamik portföy yönetimi’ olarak tanımlıyor. Amaç, yılda ortalama %4-5 büyüyen düşük marjlı markalar yerine, %10 ve üzeri büyüme potansiyeli olan kategorilere odaklanmak. Örneğin, Nestlé’nin kahve segmenti, özellikle premium marka Nespresso sayesinde son üç yılda %8’in üzerinde büyüdü. Benzer şekilde, evcil hayvan maması bölümü (Purina) da artan evcil hayvan sahiplenmesiyle yıllık %7-9 arasında büyüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nestlé’nin dönüşümü sadece ürün karmasıyla sınırlı değil; aynı zamanda coğrafi odak değişikliğini de içeriyor. Şirket, gelişmiş pazarlarda daha niş ve yüksek marjlı ürünlere yönelirken, gelişmekte olan pazarlarda (özellikle Asya, Afrika ve Latin Amerika) fiyat-performans ürünleriyle büyümeye odaklanıyor. Örneğin, Hindistan ve Endonezya’da yerel tatlara uygun Maggi noodle çeşitleriyle pazar payını artırdı. Bu strateji, Nestlé’nin toplam gelirinin %45’ini oluşturan gelişen pazarlardaki büyümeyi hızlandırdı.
Ancak dönüşümün maliyeti de var. Şirket, 2020-2023 arasında yeniden yapılanma giderleri için 2,5 milyar İsviçre frangı (yaklaşık 2,8 milyar dolar) ayırdı. Bu harcamalar, kısa vadede karlılığa baskı yapsa da analistler, uzun vadede operasyonel verimliliği artıracağını belirtiyor. Gerçekten de, 2023’te Nestlé’nin operasyonel kâr marjı %17,2’ye yükseldi (2017’de %15,1’di). Ayrıca, geri dönüştürülebilir ambalaj ve karbon ayak izini azaltma hedefleri de yatırımcılar tarafından takdir ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nestlé’nin dönüşümü, Türkiye gibi gelişmekte olan pazarlar için iki yönlü anlam taşıyor. Birincisi, Nestlé Türkiye’de de benzer bir portföy iyileştirmesi yapabilir; son yıllarda içecek, kahve ve evcil hayvan maması kategorilerine ağırlık veren şirket, düşük marjlı ürünlerden çıkıp daha kârlı segmentlere yönelebilir. İkincisi, küresel tedarik zinciri ve fiyatlandırma stratejileri, Türkiye’deki enflasyonist ortamda Nestlé’nin rekabet gücünü etkileyebilir. Ancak şirketin Türkiye’deki pazar payı ve marka bilinirliği, dönüşümün yerel etkisini sınırlandırabilir; asıl risk, gıda enflasyonu ve döviz kuru dalgalanmaları nedeniyle tüketicilere yansıyan fiyat artışlarıdır.