Nepal, Çin sınırındaki Katrina benzeri ani sel felaketinin ardından yalnızca iki gün içinde uluslararası kurtarma yardımı talebinde bulundu. Hükümetin daha önce reddettiği bu yardım çağrısı, yüzlerce kişinin hâlâ hidroelektrik tünellerinde mahsur olduğu ve binlerce kişinin kayıp olduğu bir ortamda geldi. Yetkililer, ölü sayısının 200'ü geçtiğini ve bazı bölgelerde su baskınlarının köyleri tamamen yuttuğunu doğruladı. Peki, Nepal hükümeti neden ilk etapta yardımı reddetti ve bu karar felaketin boyutunu nasıl etkiledi?
Gelişmenin Arka Planı: Felaketin Boyutları ve İlk Tepkiler
Geçtiğimiz Cuma günü başlayan şiddetli muson yağmurları, Nepal'in doğusundaki Taplejung ve Sankhuwasabha bölgelerinde büyük toprak kaymalarına ve ani sellere yol açtı. Özellikle Arun Nehri'nin taşmasıyla birlikte onlarca hidroelektrik santrali ve ulaşım altyapısı sular altında kaldı. Nepal hükümeti, başlangıçta uluslararası yardım tekliflerini "mevcut kaynakların yeterli olduğu" gerekçesiyle geri çevirmişti. Ancak kurtarma ekiplerinin hidroelektrik tünellerinden ulaşmaya çalıştığı tahminen 150-200 işçiye ulaşamaması üzerine hükümet, Hindistan, Çin ve diğer ülkelerden acil yardım istemek zorunda kaldı.
Başbakanlık Sözcüsü, “Durumun ciddiyetini hafife aldık. Şu anda tüm kaynaklarımızı seferber ediyoruz ve uluslararası dostlarımızdan özellikle arama kurtarma köpekleri ve su altı kurtarma ekipmanları konusunda destek bekliyoruz” açıklamasını yaptı. Kathmandu'daki hastaneler yaralılarla dolu, birçok köy karantina altında. Nepal Ordusu, helikopterlerle tahliye çalışmalarına devam ederken, yaklaşık 300 bin kişinin geçici barınma merkezlerinde yaşam mücadelesi verdiği bildiriliyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut: İklim Değişikliği ve İnsani Yardımın Sınırları
Bu felaket, Güney Asya'nın iklim değişikliğine karşı kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, Himalayalar'da artan sıcaklıkların ve düzensiz yağışların, ani sel ve toprak kayması risklerini katladığını belirtiyor. Nepal'in altyapı yatırımları, özellikle hidroelektrik projeleri, bu tür doğal afetlere karşı yetersiz kalıyor. Öte yandan, Hindistan ve Çin arasında stratejik bir konumda bulunan Nepal'in yardım talebi, bölgesel güç dinamikleri açısından da önem taşıyor. Çin, hızlı bir şekilde kurtarma ekipleri göndereceğini açıklarken, Hindistan da insani yardım paketi hazırladığını duyurdu. Bu durum, iki ülkenin Nepal üzerindeki etki yarışını yeniden alevlendirebilir.
Birleşmiş Milletler, Nepal'e 15 milyon dolarlık acil fon ayırdı. Ancak insani yardım kuruluşları, lojistik zorluklar ve havaalanı hasarları nedeniyle yardımların yavaş ilerlediğini kaydediyor. Özellikle dağlık arazideki tünellere ulaşmak, özel ekipman ve teknik bilgi gerektiriyor. Bu da, uluslararası kurtarma ekiplerinin deneyiminin önemini artırıyor. Nepal'in ilk yardım reddi, benzer felaketlerde zaman kaybının nasıl telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabileceğinin bir örneği olarak hafızalara kazındı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki bu felaket, Türkiye'nin afet yönetimi ve insani diplomasi alanındaki deneyimini hatırlatıyor. Türkiye, 2023 Kahramanmaraş depremlerinde uluslararası yardımın önemini bizzat görmüş ve bu alanda önemli bir kapasite geliştirmiştir. AFAD ve diğer arama kurtarma ekipleri, uluslararası arenada tanınır hale gelmiştir. Türkiye'nin, bölgesel bir güç olarak Nepal'e benzer krizlerde hızlı ve etkin insani yardım sağlama potansiyeli, dış politikasında "insani diplomasi" vurgusunu güçlendirebilir. Ayrıca, bu tür felaketlerin iklim değişikliğiyle bağlantısı, Türkiye'nin iklim politikalarını gözden geçirmesi için de bir fırsat sunmaktadır. Türkiye'nin bu tür küresel krizlere müdahale kapasitesi, uluslararası itibarını artırabilir.