Nepal'de son haftalarda etkili olan şiddetli muson yağışları, ülkenin geniş kesimlerinde can ve mal kaybına yol açan sellere neden oldu. Ulusal Afet Yönetim Otoritesi (NDMA) eski danışmanı ve afet risk analisti Safi Ahsan Rizvi, The Hindu gazetesine verdiği demeçte, sellerin yalnızca aşırı yağışlardan değil, aynı zamanda kötüleşen arazi kullanımı, ormansızlaşma ve yetersiz altyapıdan kaynaklandığını belirtti. Rizvi, Güney Asya ülkelerinin iklim değişikliğine uyum sağlamak için acil önlemler alması gerektiğini vurguladı.
Sellerin Arka Planı: Nedenler ve Etkiler
Nepal, her yıl Haziran-Eylül ayları arasında muson yağışlarının etkisi altında kalıyor. Ancak bu yıl yağışlar hem daha yoğun hem de düzensiz gerçekleşti. Ülkenin dağlık topoğrafyası, hızlı akışa ve ani sellere zemin hazırlıyor. Özellikle Koshi, Gandaki ve Karnali nehir havzalarında su seviyeleri kritik düzeylere ulaştı, birçok köprü ve yol ulaşıma kapandı. Binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı, tarım arazileri sular altında kaldı. Hükümet, arama kurtarma çalışmaları için ordu ve polis ekiplerini seferber etti, ancak engebeli araziler ve hasarlı altyapı nedeniyle yardımlar bazı bölgelere ulaşmakta gecikti.
Rizvi, sellerin şiddetlenmesinde iklim değişikliğinin yanı sıra plansız kentleşmenin de payı olduğunu söylüyor. "Himalaya bölgesinde buzulların erimesi, nehir akış rejimlerini değiştiriyor. Aşırı yağışlar, toprağın su emme kapasitesini aşınca yüzey akışı artıyor ve seller kaçınılmaz hale geliyor" diyor. Ayrıca, ormansızlaşma ve heyelanlar, nehir yataklarını doldurarak taşkın riskini artırıyor. Nepal hükümeti, afet riskini azaltma çalışmalarına daha fazla kaynak ayırması gerektiğini kabul ediyor, ancak ekonomik kısıtlar ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle uygulamada zorluklar yaşanıyor.
Güney Asya'da Bölgesel İşbirliği ve Hazırlık
Güney Asya, dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden biri. Hindistan, Bangladeş, Pakistan, Nepal ve Bhutan'da her yıl seller, kuraklıklar ve siklonlar milyonlarca insanı etkiliyor. Rizvi, bölge ülkelerinin erken uyarı sistemlerini güçlendirmesi, sınır aşan nehirler için ortak veri paylaşımı yapması ve afet sonrası yardım mekanizmalarını koordine etmesi gerektiğini belirtiyor. "İklim göçü, gıda güvenliği ve su kıtlığı gibi sorunlar sınır tanımıyor. Ulusal çabalar yetersiz kalıyor; bölgesel bir strateji şart" diyor.
Geçmişte Saarc (Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı) çerçevesinde afet yönetimi konusunda adımlar atılmıştı, ancak siyasi anlaşmazlıklar ve kaynak yetersizliği nedeniyle bu girişimler sınırlı kaldı. Rizvi, özellikle Hindistan ve Nepal arasında nehir suyu paylaşımı ve baraj yönetimi konusunda diyaloğun güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, yerel toplulukların afet eğitimi ve tatbikatlarla bilinçlendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin son milde etkili olması için kritik önem taşıyor. Uluslararası finans kuruluşlarının iklim adaptasyon projelerine daha fazla fon sağlaması da çağrılar arasında.
Bilim insanları, Himalaya buzullarının erime hızının arttığını ve bunun uzun vadede su kaynaklarını tehdit ettiğini belirtiyor. Nepal gibi ülkeler, hem ani seller hem de buzul gölü patlamaları (GLOF) riskiyle karşı karşıya. 2021'de Melamchi'de yaşanan sel felaketi, altyapının ne kadar kırılgan olduğunu göstermişti. Uzmanlar, afet riskinin azaltılması için doğa temelli çözümlerin (örneğin, yukarı havzalarda ağaçlandırma, nehir yataklarının ıslahı) yanı sıra mühendislik yapılarının da doğru planlanması gerektiğini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki seller, iklim değişikliğinin yol açtığı afetlerin sınır tanımadığını bir kez daha gösteriyor. Türkiye, son yıllarda sel, kuraklık ve orman yangınları gibi iklim kaynaklı afetlerle mücadele ediyor. Nepal örneği, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, altyapının iklime dayanıklı hale getirilmesi ve bölgesel işbirliğinin önemini ortaya koyuyor. Türkiye, Güney Asya ülkeleriyle afet yönetimi konusunda deneyim paylaşımında bulunabilir; ayrıca iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası fonların artırılması için diplomatik girişimlerde bulunabilir. Bu tür olaylar, Türkiye'nin kendi afet hazırlık planlarını gözden geçirmesi için de bir uyarı niteliğinde.