Nepal'in kuzeyindeki hidroelektrik projesinde çalışan bir işçi, geçen hafta meydana gelen yıkıcı selin ardından tünelden kaçışını anlattı. Ülke genelinde altı hidroelektrik santralin tünellerinde yaklaşık 900 işçinin mahsur kaldığı bildirilirken, yetkililer Perşembe günü Himalaya felaketinde kayıp sayısının 5,624'e yükseldiğini açıkladı.
Sel felaketinin boyutları ve kurtarma çalışmaları
Geçen hafta Nepal'in kuzeyinde meydana gelen şiddetli yağışlar, nehirlerin taşmasına ve hidroelektrik santrallerin bulunduğu bölgelerde büyük hasara yol açtı. Ülkenin enerji üretiminin önemli bir kısmını karşılayan tesislerde çalışan yüzlerce işçi, sel sularının tünelleri doldurmasıyla mahsur kaldı. Kurtarma ekipleri, zorlu arazi koşulları ve devam eden yağışlara rağmen işçilere ulaşmaya çalışıyor.
Hayatta kalan bir işçi, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Karanlıkta ve suyun içinde mücadele ettik. Arkadaşlarımızla birlikte yukarıya doğru tırmanmaya çalıştık. Sesimizi duyurmak için bağırdık ama suyun gürültüsü her şeyi bastırıyordu." İsmi açıklanmayan işçi, tünelin çökme riski altında olduğunu ve birçok arkadaşının hâlâ içeride olduğunu belirtti.
Nepal hükümeti, kurtarma operasyonları için ordu ve yerel ekipleri seferber etti. Ancak bölgedeki altyapı hasarı ve ulaşım zorlukları nedeniyle çalışmalar yavaş ilerliyor. Yetkililer, mahsur kalan işçilere gıda ve su ulaştırmaya çalışıldığını, ancak tünellerdeki su seviyesinin hâlâ yüksek olduğunu bildirdi.
Bölgesel ve küresel etkiler
Nepal, Hindistan ve Çin arasında sıkışmış bir Himalaya ülkesi olarak, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı savunmasız durumda. Muson yağmurlarının şiddetlenmesi, heyelanlar ve seller, ülkenin enerji altyapısını ve ekonomisini ciddi şekilde tehdit ediyor. Hidroelektrik santraller, Nepal'in en önemli enerji kaynağı ve ekonomik kalkınma için kritik öneme sahip. Ancak bu tesisler, doğal afetlere karşı yeterince korunamıyor.
Uzmanlar, Nepal'deki altyapı projelerinin iklim risklerine uygun şekilde planlanmadığını ve denetim eksikliklerinin felaketleri derinleştirdiğini vurguluyor. Son olay, ülkedeki yabancı yatırımcıların ve uluslararası kuruluşların dikkatini bir kez daha Nepal'in kırılgan enerji sektörüne çekmiş durumda. Bölgede artan Çin ve Hindistan rekabeti, Nepal'in enerji politikalarını da etkiliyor; her iki ülke de Nepal'in hidroelektrik potansiyelinden yararlanmak için projeler yürütüyor.
Öte yandan, iklim değişikliğinin Himalaya bölgesindeki buzulları eritmesi, nehir akışlarını düzensizleştiriyor ve ani sel riskini artırıyor. Bu durum, yalnızca Nepal'i değil, aynı nehir havzalarını paylaşan Hindistan ve Bangladeş'i de tehdit ediyor. Uluslararası toplum, Nepal'e acil yardım ve uzun vadeli iklim uyum desteği sağlama konusunda çağrılar yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal'deki sel felaketi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel iklim krizinin yıkıcı sonuçlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, benzer şekilde sel, heyelan ve kuraklık gibi doğal afetlerle mücadele eden bir ülke olarak, altyapı projelerinde iklim risklerini göz önünde bulundurması gerektiğini görüyor. Ayrıca, Nepal'deki enerji yatırımları ve bölgesel istikrar, Türkiye'nin Asya'daki ekonomik ve diplomatik ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türk müteahhitlik firmalarının bölgede potansiyel projeleri olabilir; bu tür felaketler, yatırım kararlarında risk değerlendirmesinin önemini artırıyor. Küresel iklim politikalarında işbirliği, Türkiye için de öncelikli bir konu haline gelmeli.