Nepal, ülkeyi vuran şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı sel ve heyelanların ardından kayıplarına ulaşmakta zorlanıyor. Yetkililer, 2.500'den fazla kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve şu ana kadar ölü sayısının bu kayıpların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu doğruladı. Bu durum, ölü sayısının önümüzdeki günlerde daha da artacağına işaret ediyor. Felaketin boyutu, başkent Katmandu'yu da etkisi altına alan ve ülkenin büyük bölümünü vuran 29-30 Eylül tarihlerindeki aşırı yağışların ardından ortaya çıktı. Nepal hükümeti, ceset kimlik tespitinin güçlüğü nedeniyle toplu mezarlara başvurmak zorunda kaldı.
Felaketin Boyutu ve Kurtarma Çalışmaları
Nepal İçişleri Bakanlığı'nın verilerine göre, şu ana kadar 217 kişinin cesedine ulaşıldı, ancak kayıpların büyük kısmı hâlâ bulunamadı. Yetkililer, enkaz altında kalanların ve nehirlerin sürüklediği cesetlerin bulunması için çalışmaların sürdüğünü, ancak ulaşımın felç olduğu kırsal bölgelerde bu çalışmaların çok yavaş ilerlediğini belirtiyor. Özellikle Katmandu Vadisi'ni çevreleyen dağlık bölgelerde, heyelanlar yolları ve köprüleri yok etmiş durumda. Nepal ordusu, polis ve gönüllü ekipler, çamur ve moloz yığınları arasında arama kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Ancak ekipler, kayıp sayısının fazlalığı karşısında zorlanıyor. Kimlik tespiti yapılamayan cesetler, halk sağlığı risklerine karşı hızla toplu mezarlara defnediliyor. Bu durum, ailelerin yakınlarını bulma umudunu da zayıflatıyor.
Yetkililer, felaketin boyutunun 2015 depremiyle kıyaslanabileceğini, ancak bu kez etkilenen bölgelerin daha geniş olduğunu söylüyor. Ülke genelinde 10 binden fazla evin yıkıldığı veya hasar gördüğü, 300 binden fazla kişinin evsiz kaldığı tahmin ediliyor. Kumar ve tarım arazilerinin büyük bölümü sular altında kaldı. Nepal hükümeti, uluslararası yardım çağrısında bulundu. Komşu ülkeler Çin ve Hindistan'ın yanı sıra ABD ve Avrupa Birliği'nden de yardım ekipleri ve insani yardım malzemeleri gelmeye başladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal'in içinde bulunduğu Güney Asya bölgesi, iklim değişikliğinin etkilerine en açık bölgelerden biri. Himalayalar'daki buzulların erimesi ve değişen yağış rejimleri, bu tür ani sel felaketlerini daha sık ve daha yıkıcı hale getiriyor. Bilim insanları, bu yılki muson yağmurlarının normalin çok üzerinde olduğunu ve küresel ısınmanın atmosferdeki nem oranını artırarak bu tür aşırı hava olaylarının olasılığını artırdığını vurguluyor. Nepal'in kendisi, küresel karbon emisyonlarında önemsiz bir paya sahip olmasına rağmen, iklim krizinin yükünü en ağır şekilde taşıyan ülkelerden biri. Uzmanlar, Nepal hükümetinin afet yönetimi kapasitesinin yetersiz olduğunu ve bu tür felaketlere karşı daha hazırlıklı olunması gerektiğini söylüyor.
Bölgesel olarak, Nepal'in sel felaketi, Hindistan'ın Bihar eyaleti ve Bangladeş gibi alçak bölgelerde de sellerin yaşanmasına yol açabilir; çünkü bu nehirlerin suları yüksek debiyle akıyor. Ayrıca, Nepal'deki siyasi istikrarsızlık ve yoksulluk, felaketin etkilerini daha da derinleştiriyor. Ülke, ekonomik büyüme ve kalkınma hedeflerini sürdürmeye çalışırken, böyle bir felaket uzun vadeli sonuçlar doğuracak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu felaketin doğrudan Türkiye'ye etkisi sınırlı olsa da, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı doğal afetlerin her geçen yıl arttığı bir dönemde, Türkiye'nin de benzer risklerle karşı karşıya olduğu gerçeğini hatırlatıyor. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkeler arasında ve özellikle sel, orman yangını ve kuraklık riski taşıyor. Dolayısıyla Nepal'de yaşanan bu trajedi, Türkiye'nin afet yönetimi ve iklim adaptasyonu politikalarına öncelik vermesi gerektiğinin bir göstergesi. Türkiye ayrıca, geçmişte Nepal'e yardım gönderen ülkeler arasında yer alıyor; bu tür uluslararası dayanışma çabalarına devam etmesi, küresel sorumluluğunu yerine getirmesi açısından önemli.