Nepal’in Pokhara kentinde yaşayan 21 yaşındaki ormancılık öğrencisi Alina B.K., yıl sonu üniversite sınavlarına hazırlanması gerekirken, Nepal-Tibet sınırındaki yıkıcı sel haberleri onu sürekli rahatsız edici bir soruya sürüklüyor: Onu nasıl bir gelecek bekliyor? Alina, Nepal gençlik ağının Pokhara koordinatörü olarak, iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerin gölgesinde yaşamını sürdürmeye çalışan binlerce gençten sadece biri.
Sel Felaketinin Yarattığı Yıkım
Ağustos 2023’te Nepal’in kuzeyindeki Tibet sınırında meydana gelen şiddetli yağışlar, bölgede büyük çaplı sellere neden oldu. Yetkililere göre, onlarca kişi hayatını kaybetti, yüzlerce ev ve tarım arazisi sular altında kaldı. Altyapı ciddi hasar gördü; köprüler yıkıldı, yollar kapandı. Bölge halkı hem maddi hem manevi olarak ağır bir darbe aldı. Sel sularının çekilmesinin ardından geride kalan çamur ve moloz yığınları, yaşamın normale dönmesini engelliyor.
Uzmanlar, bu tür aşırı hava olaylarının iklim değişikliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtiyor. Himalaya bölgesi, dünyanın en hızlı ısınan bölgelerinden biri. Buzulların erimesi, muson yağışlarının düzensizleşmesi ve ani sel baskınları, bölgede yaşayan milyonlarca insan için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Nepal, iklim krizinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor; ancak sera gazı emisyonlarına katkısı son derece düşük.
Alina gibi gençler, bir yandan eğitimlerine devam etmeye çalışırken diğer yandan iklim kaygısı (climate dread) denilen psikolojik bir yükü taşıyor. Alina, “Sınavlara çalışmam gerekiyor ama aklım sürekli sel bölgesinde. Geleceğimizin nasıl olacağını bilmemek beni felç ediyor,” diyor. Bu duygu, sadece Nepal’de değil, iklim değişikliğinden etkilenen tüm dünyada gençler arasında yaygınlaşıyor.
İklim Kaygısı ve Gençlik Aktivizmi
Alina’nın koordinatörlüğünü yaptığı Nepal gençlik ağı, iklim değişikliğine karşı farkındalık yaratmak ve politika yapıcıları harekete geçirmek için çeşitli kampanyalar düzenliyor. Ancak bu tür çabalar, hükümetlerin yetersiz adımları ve uluslararası toplumun ilgisizliği nedeniyle sıklıkla sekteye uğruyor. Genç aktivistler, iklim adaletsizliğine dikkat çekiyor: En az sorumlu oldukları halde en ağır bedeli ödeyen ülkelerin başında Nepal geliyor.
Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Nepal’de 2023 yılında yaşanan seller, 200’den fazla can kaybına yol açtı ve 1 milyondan fazla insanı etkiledi. Ekonomik kayıplar milyonlarca doları buldu. Tarım, turizm ve enerji sektörleri ciddi zarar gördü. Özellikle dağlık bölgelerde yaşayan topluluklar, izole kalma riskiyle karşı karşıya.
Gençlerin iklim kaygısı, sadece psikolojik bir sorun değil; aynı zamanda bir harekete geçme motivasyonu. Alina ve arkadaşları, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak erken uyarı sistemleri kurulması, afet eğitimi verilmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışıyor. Ancak kaynak yetersizliği ve bürokratik engeller, bu çabaları yavaşlatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Nepal’deki sel felaketi, iklim değişikliğinin sınır tanımadığını bir kez daha gösteriyor. Himalaya buzullarının erimesi, sadece Nepal’i değil, Hindistan, Çin, Bangladeş ve Pakistan’ı da etkiliyor. Bölgede su kaynakları azalıyor, tarımsal verimlilik düşüyor ve kitlesel göç riski artıyor. Bu durum, Güney Asya’da istikrarsızlığı derinleştirebilir.
Uluslararası toplum, iklim finansmanı konusunda yeterli adım atmıyor. Gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği yıllık 100 milyar dolarlık iklim fonu, halen tam olarak hayata geçirilmedi. Nepal gibi ülkeler, iklim adaptasyonu için gereken kaynağı bulmakta zorlanıyor. 2023’te düzenlenen COP28 zirvesinde alınan kararlar, fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda somut bir takvim içermiyor. Genç aktivistler, bu durumu “hayal kırıklığı” olarak nitelendiriyor.
Alina, “Bizim sesimiz duyulmuyor. Karar vericiler, bizim geleceğimizi ipotek altına alıyor. Ama yine de umudumuzu kaybetmiyoruz; çünkü başka seçeneğimiz yok,” diyerek kararlılığını ifade ediyor. Nepal’li gençler, iklim adaleti için mücadeleye devam edeceklerini söylüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nepal’deki sel felaketi ve gençlerin iklim kaygısı, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerden biri. Artan sıcaklıklar, kuraklık, orman yangınları ve ani seller, ülkemizde de can ve mal kaybına yol açıyor. Nepal’deki gibi dağlık bölgelerde yaşanan sel felaketleri, Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde sıkça görülüyor. Gençlerin iklim kaygısı, Türkiye’de de yaygın; anketler, gençlerin iklim değişikliğini en büyük sorunlardan biri olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Türkiye, iklim diplomasisinde daha aktif rol alarak hem bölgesel istikrara katkı sağlayabilir hem de genç nesillerin gelecek kaygısını azaltabilir. Ayrıca, iklim göçü ve su kıtlığı gibi konularda uluslararası işbirliğini güçlendirmek Türkiye’nin çıkarına olacaktır.