Nepal'de meydana gelen ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan sel felaketinin ardından, Çin'in sınırları içindeki barajlarla ilgili bilgi paylaşımını kısıtlaması, Pekin'in gizlilik politikasının uluslararası arenadaki maliyetini gözler önüne serdi. 2021 yılının Haziran ayında Nepal'in kuzeyinde yaşanan ani sellerin, Çin'de bulunan bir barajın patlaması sonucu tetiklendiği iddiaları, iki ülke arasında bilgi akışının yetersizliğini ortaya koydu. Olayda en az 20 kişi hayatını kaybederken, onlarca kişi kayboldu ve binlerce kişi yerinden edildi.
Olayın Arka Planı ve Bilgi Boşluğu
Nepal'in Melamchi Vadisi'nde 15 Haziran 2021'de yaşanan sel, bölge halkını hazırlıksız yakaladı. Nepal hükümeti ve bağımsız uzmanlar, selin nedeninin Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'ndeki bir barajın patlaması olduğunu öne sürdü. Ancak Pekin yönetimi, bu iddiaları ne doğruladı ne de yalanladı; konuyla ilgili hiçbir resmi açıklama yapmadı. Çin'in sınır aşan nehirler konusundaki tutumu, uzun süredir şeffaflık eksikliği nedeniyle eleştiriliyor. Özellikle Mekong Nehri üzerindeki barajların su akışını kontrol etmesi, Güneydoğu Asya ülkelerinde ciddi endişelere yol açmıştı.
Nepal, hidrolojik verilere erişim konusunda Çin ile sınırlı bir işbirliğine sahip. İki ülke arasında 2018 yılında imzalanan bir mutabakat zaptı, veri paylaşımını öngörüyordu ancak uygulamada bu mekanizma etkin çalışmadı. Felaket sonrası Nepal yetkilileri, Çin'den bilgi talebinde bulundu ancak yanıt alamadı. Bu durum, bölgede yaşayan milyonlarca insanın güvenliğini tehdit ediyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkisiyle artan aşırı hava olaylarının, sınır aşan su yönetimi konusunda daha fazla işbirliği gerektirdiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin, son yıllarda Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında altyapı yatırımlarıyla bölgedeki etkisini artırıyor. Ancak bu projelerin çevresel ve sosyal etkileri, yerel halklar ve uluslararası kuruluşlar tarafından sorgulanıyor. Nepal'deki sel felaketi, Çin'in imajına gölge düşürdü. Olay, aynı zamanda Hindistan ile Çin arasındaki rekabetin bir yansıması olarak da okunabilir. Hindistan, Nepal'in geleneksel müttefiki olarak, sel sonrası yardım ve veri paylaşımı konusunda daha hızlı hareket etti. Bu durum, Nepal'in dış politikasında denge arayışını zorlaştırıyor.
Uluslararası kamuoyu, Çin'in gizlilik politikasının sadece komşuları için değil, küresel iklim müzakereleri için de sorun oluşturduğunu belirtiyor. Şeffaf veri paylaşımı olmadan, sınır aşan nehirlerin yönetimi ve iklim adaptasyonu mümkün görünmüyor. Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, ülkeleri hidrolojik verileri paylaşmaya teşvik ediyor ancak bağlayıcı bir mekanizma bulunmuyor. Çin'in bu tutumu, küresel su güvenliği rejiminin zayıf halkası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sınır aşan sular konusunda benzer sorunlar yaşayan bir ülke olarak, Çin'in gizlilik politikasının yarattığı riskleri yakından takip etmeli. Dicle ve Fırat nehirleri üzerindeki yatırımları nedeniyle Irak ve Suriye ile zaman zaman gerilim yaşayan Türkiye, veri paylaşımı ve işbirliği mekanizmalarının önemini biliyor. Nepal'deki olay, sınır aşan nehirlerde şeffaflığın sadece çevresel değil, aynı zamanda insani ve siyasi bir gereklilik olduğunu gösteriyor. Türkiye, bölgesel istikrar için komşularıyla su diplomasisini güçlendirmeli ve uluslararası platformlarda şeffaflık çağrılarını desteklemeli. Ayrıca, Çin'in bölgedeki artan etkisi, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya politikalarını gözden geçirmesini gerektirebilir.