Nepal'in yüksek kesimlerinde, Mustang bölgesindeki Lubra köyü, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileriyle boğuşuyor. Tibet'in Bon inancının son kalesi olan bu köy, artan sıcaklıklar ve eriyen buzullar nedeniyle sıklaşan sellerin tehdidi altında. Köylüler, hem evlerini hem de tarım arazilerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırken, yüzyıllardır süregelen dini ve kültürel geleneklerinin de yok olma tehlikesiyle yüzleşiyor.
Bon inancının son sığınağı Lubra
Mustang bölgesindeki Lubra, dünyada Bon dininin hâlâ yaşatıldığı birkaç köyden biri. Tibet'in Budizm öncesi şamanist geleneklerinden beslenen Bon inancı, doğa ruhlarına ve elementlere saygıyı merkezine alıyor. Ancak iklim değişikliği nedeniyle sellerin şiddeti ve sıklığı artınca, köyün fiziksel ve kültürel dokusu ciddi zarar görüyor. Lubra sakinleri, sel sularının mezarlıkları, tapınakları ve evleri sürüklediğini belirtiyor. Köyün ileri gelenlerinden biri, 'Topraklarımızı kaybediyoruz; ruhani varlığımızı da kaybetme korkusu içindeyiz' diyor.
İklim değişikliğinin bölgesel boyutu
Himalayalar, küresel ısınmanın ortalamadan daha hızlı yaşandığı bölgelerden biri. Nepal'deki buzullar hızla eriyor, bu da ani taşkınlara ve toprak kaymalarına yol açıyor. Lubra köyü, yıllık muson yağmurları ve eriyen buzulların beslediği bir nehrin kıyısında yer alıyor. Son yıllarda sel baskınları, köyün tarım alanlarını ve altyapısını tahrip etti. Nepal hükümeti ve uluslararası yardım kuruluşları, bölgede iklim adaptasyon projeleri yürütse de, kaynaklar yetersiz kalıyor. Bon topluluğu, geleneksel yaşam tarzını sürdürebilmek için desteğe ihtiyaç duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, iklim değişikliğinin kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini gösteriyor. Türkiye de benzer şekilde, iklim kaynaklı doğal afetlerle karşı karşıya; özellikle kıyı bölgelerinde erozyon ve sel tehlikesi artıyor. Ancak doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, Bon inancının korunması, kültürel çeşitliliğin önemine dikkat çekiyor. Türkiye, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması kapsamında taahhütlerini yerine getirerek, küresel iklim krizinin etkilerini azaltma çabalarına katkıda bulunabilir. Ayrıca, kendi kadim kültürlerini koruma konusunda benzer zorluklar yaşayan ülkelerle deneyim paylaşımında bulunabilir.