Birleşmiş Milletler'in iklim kayıp ve hasar fonu, sel felaketinden etkilenen Nepal'e 20 milyon dolarlık yardım sağlama kararı aldı. Bu, fonun kurulduğundan bu yana ilk kez bir ülkeye doğrudan kaynak ayırması anlamına geliyor ve BM'nin iklim krizinde güvenilirliğinin test edilmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Perşembe günü olağanüstü toplanan fon yönetim kurulu, Nepal'in talebini karşılamak üzere 20 milyon doları tahsis etmeyi kabul etti.
Fonun arka planı ve Nepal'in sel felaketi
BM iklim kayıp ve hasar fonu, iklim değişikliğinin yol açtığı olumsuz etkilerle baş etmekte zorlanan gelişmekte olan ülkelere destek olmak amacıyla oluşturulmuştu. Ancak fonun işleyişi ve kaynaklarının hızla harekete geçirilmesi konusunda uzun süredir belirsizlikler bulunuyordu. Nepal, son dönemde şiddetli muson yağışlarının neden olduğu sellerle büyük zarar gördü. Ülke, altyapı kaybı, tarım arazilerinin sular altında kalması ve yerinden edilen binlerce insanla mücadele ediyor. Nepal hükümeti, uluslararası toplumdan acil yardım çağrısında bulunmuştu. Fonun bu talebe yanıt vermesi, iklim adaleti açısından umut verici bir gelişme olarak yorumlanıyor.
Fon yönetim kurulunun olağanüstü toplantısında alınan karar, sadece Nepal için değil, benzer risklerle karşı karşıya olan diğer ülkeler için de emsal teşkil ediyor. Daha önce fon, kaynaklarını ülkelere doğrudan aktarmak yerine proje bazlı desteklerle kullanmayı planlıyordu. Ancak Nepal'in acil ihtiyaçları, hızlı ve esnek bir mekanizmanın gerekliliğini gözler önüne serdi. Bu karar, fonun operasyonel kapasitesini ve iklim krizine müdahale hızını göstermesi bakımından önemli.
Uzmanlar, 20 milyon dolarlık yardımın Nepal'in acil ihtiyaçları için kritik olduğunu, ancak ülkenin uzun vadeli iklim direnci için çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Nepal, iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyor ve dağlık coğrafyası nedeniyle sel, toprak kayması gibi afetlere karşı savunmasız. Fonun bu ilk tahsisi, gelecekte daha büyük ölçekli desteklerin önünü açabilir.
Küresel iklim finansmanında yeni bir dönem mi?
BM iklim kayıp ve hasar fonu, 2022'deki COP27 zirvesinde kurulmuş ve gelişmiş ülkelerin iklim değişikliğinden en çok etkilenen yoksul ülkelere mali destek sağlamasını öngörüyordu. Ancak fonun sermayesi ve işleyiş kuralları konusunda tartışmalar sürmüştü. Nepal'e yapılan bu ilk tahsis, fonun artık somut adımlar atmaya başladığını gösteriyor. Yine de fonun toplam büyüklüğü ve taahhüt edilen kaynakların yeterliliği hâlâ tartışma konusu. Gelişmiş ülkelerin fonlama taahhütlerini yerine getirmesi ve fonun bürokratik engellerden arındırılması gerekiyor.
Bu gelişme, uluslararası iklim müzakerelerinde güven tazeleyici bir adım olarak görülüyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, iklim finansmanının hızlandırılması ve kolaylaştırılması çağrısında bulunuyordu. Nepal örneği, fonun etkinliğini kanıtlaması için bir fırsat. Ancak tek bir ülkeye yapılan yardımın ötesinde, iklim krizinin kronikleştiği bir dünyada fonun sürdürülebilir ve öngörülebilir bir kaynak yaratması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde fonun diğer ülkelere de benzer destekler sağlaması bekleniyor.
İklim değişikliğinin yol açtığı kayıp ve hasarlar her geçen gün artıyor. Nepal'in sel felaketi, bu gerçeğin son örneklerinden biri. Fonun bu ilk tahsisi, uluslararası toplumun iklim adaleti konusundaki samimiyetini test edecek. Eğer fon, hızlı ve etkili bir şekilde işletilebilirse, diğer ülkeler için de umut verici bir model oluşturabilir. Aksi halde, iklim müzakerelerinde güven kaybı yaşanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinden etkilenen ve aynı zamanda iklim finansmanı mekanizmalarında yer alan bir ülke. Nepal'e sağlanan bu destek, Türkiye'nin iklim diplomasisindeki tutumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak iklim fonlarından yararlanma potansiyeline sahip. Ancak fonun ilk kez bir ülkeye doğrudan kaynak ayırması, Türkiye'nin gelecekteki talepleri için emsal oluşturabilir. Ayrıca, iklim krizinin yol açtığı göç ve güvenlik riskleri, Türkiye'nin bölgesel istikrarı açısından önemli. Nepal örneği, iklim finansmanının hızlandırılması gerektiğini gösteriyor; Türkiye, uluslararası platformlarda bu yöndeki çağrıları destekleyebilir.