Nepal hükümeti, geçtiğimiz aylarda ülkeyi vuran yıkıcı sellerin ardından Birleşmiş Milletler'in "kayıp ve zarar" fonundan 20 milyon dolar talep etti. Carbon Brief'in analizine göre, bu talep Nepal'in sel kaynaklı toplam maliyetinin yalnızca yüzde 0,7'sini karşılıyor. Bu çarpıcı oran, iklim değişikliğinin yol açtığı felaketlerde uluslararası finansman mekanizmalarının ne kadar yetersiz kaldığını gözler önüne seriyor.
Sel Felaketinin Boyutları ve Ekonomik Yük
Nepal, son yılların en şiddetli muson yağışlarıyla karşı karşıya kaldı. Ülkenin doğu ve orta kesimlerinde etkili olan seller, yüzlerce köyü sular altında bıraktı, binlerce aileyi yerinden etti ve altyapıya ağır hasar verdi. İlk belirlemelere göre, sel nedeniyle oluşan toplam ekonomik kayıp yaklaşık 3 milyar doları buluyor. Bu rakam, Nepal'in gayri safi yurt içi hasılasının önemli bir bölümünü oluşturuyor ve ülkenin kalkınma çabalarını sekteye uğratıyor.
Hükümet yetkilileri, sellerin yol açtığı yıkımın boyutlarını net bir şekilde ortaya koyan raporlar hazırladı. Buna göre, tarım arazileri, yollar, köprüler ve okullar gibi kritik altyapı unsurları büyük ölçüde zarar gördü. Ülkenin güneydeki Terai bölgesi, en fazla etkilenen alanlardan biri oldu. Bu bölge, Nepal'in tarımsal üretiminin önemli bir kısmını karşılıyor ve seller nedeniyle ekim alanları sular altında kaldı.
Nepal, iklim krizine karşı en kırılgan ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. Himalaya bölgesindeki buzul erimeleri, ani sel baskınları ve toprak kaymaları gibi riskler her geçen yıl artıyor. Buna rağmen, ülkenin iklim uyum kapasitesi ve finansman erişimi son derece sınırlı. Uzmanlar, Nepal'in karşılaştığı bu tür felaketlerin sıklığının ve şiddetinin iklim değişikliğiyle birlikte daha da artacağını öngörüyor.
Uluslararası Kayıp ve Zarar Fonu'nun Yetersizliği
Nepal'in başvurduğu "kayıp ve zarar" fonu, 2022'deki COP27 zirvesinde kuruldu ve gelişmekte olan ülkelerin iklim felaketlerinin yol açtığı ekonomik ve sosyal kayıpları telafi etmeyi amaçlıyor. Ancak fonun kaynakları, ihtiyaç duyulan miktarın çok altında. Fonun toplam büyüklüğü henüz 700 milyon dolar seviyesinde ve bu miktar, iklim kaynaklı felaketlerden etkilenen tüm ülkeler için yetersiz.
Nepal'in 20 milyon dolarlık talebi, fonun sınırlı kaynakları nedeniyle kısmen karşılanabiliyor. Uzmanlar, bu durumun adil bir iklim finansmanı mekanizmasının ne kadar acil olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Gelişmiş ülkelerin taahhüt ettiği yıllık 100 milyar dolarlık iklim finansmanı hedefi bile henüz tam olarak yerine getirilmiş değil. Kayıp ve zarar fonu ise bu hedefin çok küçük bir parçası.
Carbon Brief'in analizine göre, Nepal'in sel hasarının sadece yüzde 0,7'sinin karşılanması, uluslararası toplumun iklim adaleti konusundaki samimiyetsizliğini ortaya koyuyor. Gelişmekte olan ülkeler, iklim değişikliğine en az katkıda bulunmalarına rağmen en ağır sonuçlarına katlanıyor. Bu durum, iklim müzakerelerinde "kayıp ve zarar" konusunun neden bu kadar tartışmalı olduğunu da açıklıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Nepal'in yaşadığı bu finansman açığı, sadece ülkeyi değil, benzer risklerle karşı karşıya olan diğer Güney Asya ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Hindistan, Bangladeş, Pakistan ve Sri Lanka gibi ülkeler de iklim kaynaklı felaketlerden ciddi şekilde etkileniyor. Bu ülkelerin çoğu, Nepal gibi uluslararası yardıma bağımlı durumda.
Uzmanlar, iklim finansmanının sadece acil yardım değil, aynı zamanda uzun vadeli uyum ve direnç projelerini de kapsaması gerektiğini vurguluyor. Nepal'in seller sonrası toparlanma süreci, yalnızca altyapı onarımını değil, aynı zamanda erken uyarı sistemleri, sürdürülebilir tarım ve afet risk yönetimi gibi alanlarda yatırım yapmayı gerektiriyor.
Uluslararası toplumun, iklim kriziyle mücadelede daha etkin bir finansman mekanizması oluşturması gerekiyor. Aksi takdirde, Nepal gibi ülkeler her yıl artan felaket maliyetleriyle baş etmekte zorlanacak ve kalkınma hedeflerinden uzaklaşacak. Carbon Brief'in analizi, bu gerçeği somut verilerle gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha fazla hisseden bir ülke olarak, Nepal'in yaşadığı finansman sorununa benzer zorluklarla karşılaşabilir. Türkiye, Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle kuraklık, sel ve orman yangınları gibi iklim kaynaklı felaketlere maruz kalıyor. Uluslararası iklim finansmanı mekanizmalarına erişim, Türkiye için de kritik önem taşıyor. Nepal örneği, gelişmekte olan ülkelerin iklim felaketlerinin maliyetini tek başına karşılamasının ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin iklim diplomasisinde, kayıp ve zarar fonunun güçlendirilmesi ve adil finansmana erişim konularını daha fazla öne çıkarması gerekebilir. Ayrıca, bu tür felaketlere karşı ulusal direnç kapasitesinin artırılması, ekonomik istikrar ve güvenlik açısından da hayati önem taşıyor.