ABD medyası, geçmişte süt tüketimini ve çember oyununu (circle game) beyaz üstünlükçülükle ilişkilendiren haberler yaparken, şimdi de bir kişinin kolunda bulunan Nazi Almanyası SS birimlerine ait Totenkopf (ölüm başı) dövmesini sorgulamaksızın masumiyet karinesiyle yaklaşarak çifte standart sergiliyor. Söz konusu kişi, geçtiğimiz günlerde bir siyasi etkinlikte görüntülenen ve dövmesi fark edilen Platner isimli bir birey. Medya kuruluşları, daha önce en ufak bir sembolik çağrışımı bile beyaz üstünlükçülük olarak yaftalarken, Platner'ın bariz Nazi sembolü taşıyan dövmesi karşısında temkinli ve hatta savunmacı bir dil kullanıyor.
Gelişmenin arka planı
Olay, Platner adlı bir kişinin bir kamu etkinliğinde çekilen fotoğrafının sosyal medyada yayılmasıyla başladı. Fotoğrafta kolunda net bir şekilde SS Totenkopf dövmesi görülüyor. Bu sembol, II. Dünya Savaşı'nda Nazi toplama kamplarının ve ölüm mangalarının amblemi olarak biliniyor. Ancak bazı medya organları, bu sembolün yanlış anlaşılmış olabileceğini, hatta Stone Island gibi markalar tarafından kullanılan benzer motiflerle karıştırılmış olabileceğini öne sürdü. Oysa aynı medya kuruluşları, daha önce süt içmenin beyaz üstünlükçü bir ritüel olduğu iddiasını ciddi bir haber olarak sunmuş; çember oyunu gibi masum bir el hareketini ise faşist sembollerle ilişkilendirip kamuoyunu uyardı.
Platner'ın geçmişi ve siyasi bağlantıları henüz tam olarak bilinmiyor. Ancak dövmenin açık bir şekilde Nazi sembolü olduğu görülüyor. Medyanın bu sembolü görmezden gelmesi veya hafifletmesi, eleştirilere neden oldu. Söz konusu haber kuruluşları, daha önce aşırı sağla ilişkilendirilen her türlü sembolü en ufak bir kanıt olsun olmasın hedef alırken, şimdi aynı sembolün sahibini korumaya çalışıyor. Bu tutarsızlık, medyanın siyasi yönelimine dair soru işaretlerini artırıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu vaka, ABD medyasının aşırı sağ ve beyaz üstünlükçülük konularında ne kadar seçici davrandığını ortaya koyuyor. Geçmişte süt içmek gibi günlük alışkanlıkları bile ırkçılıkla ilişkilendiren bir medya, bugün açık bir Nazi sembolünü masum göstermeye çalışıyor. Bu durum, medya kuruluşlarının ideolojik önyargılarını ve sansasyonel habercilik anlayışını eleştirenlerin elini güçlendiriyor. Küresel ölçekte ise, Batı medyasının aşırı sağa karşı tutarsız tutumu, popülist hareketlerin daha da cesaretlenmesine yol açabilir. Nazi sembollerinin normalleştirilmesi, özellikle Avrupa'da yükselen aşırı sağ partiler için tehlikeli bir emsal teşkil ediyor.
Öte yandan, bu tür sembollerin medyada tartışılması, toplumların tarihsel hafızasını zayıflatma riski taşıyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Nazi sembolleri neredeyse evrensel bir şekilde lanetlenirken, medyanın bunu hafife alması, faşizmin yeniden yükselişine zemin hazırlayabilir. ABD'deki bu tartışma, benzer olayların Avrupa ülkelerinde de yaşanmasına neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO müttefiki ABD'nin iç siyasetindeki bu tür sembolizm tartışmalarını dikkatle takip etmelidir. ABD medyasının çifte standardı, Türkiye'deki siyasi söylemlerde de benzer manipülasyonların yapılabileceğini göstermektedir. Ayrıca, aşırı sağın yükselmesi ve Nazi sembollerinin normalleştirilmesi, Türkiye'nin göçmen politikaları ve terörle mücadele gibi alanlarda Avrupa ülkeleriyle olan işbirliğini etkileyebilir. Türkiye, tarihsel olarak faşizme karşı duruşuyla bilinir; bu nedenle, bu tür sembollerin hafife alınmasına karşı net bir tavır almalıdır. Küresel ölçekte medyanın tutarsızlığı, Türkiye'nin dış politikada güvenilir müttefikler bulma çabalarını da zorlaştırabilir.