NATO liderleri, Varşova'da düzenlenen zirvenin ilk gününde hava sahası gözetleme ve erken uyarı sistemlerine yönelik büyük bir yatırım dalgasını başlattı. İsveç yapımı GlobalEye radar uçaklarından ABD'nin Triton insansız hava araçlarına kadar geniş bir yelpazedeki sistemlerin tedariki, ittifakın doğu kanadında artan tehditlere karşı hava kabiliyetlerini modernize etme çabasının bir parçası. Anlaşmalar, özellikle Baltık ülkeleri ve Polonya'nın hava savunmasını güçlendirmeyi hedefliyor. Zirve, aynı zamanda ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma planları ve ABD Başkanı Donald Trump'ın müttefiklere yönelik savunma harcamalarını artırma çağrısı öncesinde gerçekleşiyor.
Hava kabiliyetlerinde stratejik dönüşüm
NATO'nun hava sahası yönetimindeki bu atılım, İsveç'in GlobalEye hava erken uyarı ve kontrol sistemini (AWACS) satın almasıyla başladı. GlobalEye, Saab tarafından geliştirilen ve Erieye radarıyla donatılan bir uçak; hem havadaki hem de denizdeki hedefleri aynı anda takip edebiliyor. Sistem, özellikle Baltık Denizi'nde artan Rus denizaltı faaliyetlerine karşı kritik bir gözetleme kapasitesi sunuyor. Bunun yanı sıra, ABD yapımı Triton insansız hava araçları (İHA), yüksek irtifada uzun süreli keşif yapma yeteneğiyle NATO'nun istihbarat toplama kabiliyetini artıracak. Triton’ın otonom uçuş süresi 24 saati aşıyor ve geniş bir bölgeyi sürekli izleyebiliyor. Bu araçların konuşlandırılması, NATO'nun geleneksel AWACS filosunun emekliye ayrılması sürecine denk geliyor; ittifak, eskiyen uçaklarını yenileriyle değiştirirken maliyet etkinliği de gözetiyor.
Zirvede ayrıca, Almanya ve Fransa'nın ortak geliştirdiği Eurodrone programına da hız verilmesi kararlaştırıldı. Eurodrone, Avrupa savunma sanayisinin bağımsız silahlı İHA ihtiyacını karşılamak üzere tasarlandı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, anlaşmaların “ittifakın caydırıcılığını ve savunmasını 21. yüzyılın tehditlerine uygun hale getireceğini” söyledi. Savunma analistleri, bu yatırımların özellikle Karadeniz ve Baltık bölgelerindeki Rus askeri yığınağına karşı bir yanıt olduğunu belirtiyor. Rusya'nın Kaliningrad’da konuşlu S-400 ve İskender füzeleri, NATO'nun doğu kanadındaki hava üstünlüğünü tehdit ediyor. Yeni hava araçları, bu tehditlere karşı daha esnek ve dirençli bir gözetleme ağı oluşturmayı amaçlıyor.
ABD'nin rolü ve Trump faktörü
NATO zirvesi, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma planlarının gölgesinde gerçekleşiyor. Pentagon, Almanya'daki bazı üslerden çekilmeyi ve Avrupa'da konuşlu birlik sayısını yaklaşık 34 bin 500'den 25 bine düşürmeyi değerlendiriyor. Bu adım, müttefikler arasında ABD'nin güvenlik garantilerine olan güveni sarsarken, Avrupa ülkelerini kendi savunma kapasitelerini artırmaya zorluyor. Trump'ın zirvede yapacağı konuşmada, NATO üyelerine gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) %2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirmeleri çağrısında bulunması bekleniyor. Şu anda 32 üyeden yalnızca 11'i bu hedefe ulaşmış durumda. Trump'ın bu konudaki sert tutumu, zirvede gerilime yol açabilir. Bununla birlikte, hava kabiliyetlerine yapılan yatırımlar, Avrupa'nın ABD'ye bağımlılığını azaltma yönünde bir adım olarak görülüyor. GlobalEye ve Eurodrone gibi sistemler, Avrupa savunma sanayisinin teknolojik bağımsızlığını da pekiştiriyor. Uzmanlar, bu gelişmelerin transatlantik ilişkilerde bir dönüm noktası olabileceğini; Avrupa'nın kendi savunmasını üstlenme konusunda daha istekli hale geldiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO'nun hava kabiliyetlerine yönelik bu yatırım dalgası, Türkiye'nin stratejik konumu nedeniyle doğrudan ilgisini çekiyor. Türkiye, uzun süredir insansız hava araçları (Bayraktar, Anka) ve hava savunma sistemleri (Hisar, SİPER) alanında kendi teknolojisini geliştirirken, NATO'nun yeni sistemleri özellikle Doğu Akdeniz ve Karadeniz'de güvenlik dinamiklerini etkileyebilir. Türkiye'nin NATO üyesi olarak bu projelerde yer alma potansiyeli, yerli savunma sanayisine yeni iş birlikleri getirebilir. Ancak, ABD'nin Avrupa'dan çekilmesi ve Trump'ın savunma harcamaları konusundaki baskısı, Türkiye'nin de bütçe ayarlamaları yapmasını gerektirebilir. Ayrıca, Yunanistan'ın da benzer sistemler satın alması, Ege'deki güç dengesini değiştirebilir. Türkiye, kendi hava savunma ve İHA ekosistemini güçlendirerek bu rekabette avantaj sağlamayı hedeflemelidir.