NATO'nun geleceği, bu hafta Türkiye'de düzenlenecek liderler zirvesinde yeniden şekilleniyor. İttifakın 75 yıllık tarihindeki en kritik dönemeçlerden birinde, Başkan Donald Trump'ın “daha az yap, daha çok talep et” politikası, Avrupa'nın savunma sorumluluğunu üstlenme kapasitesini sorgulatıyor. Zirvenin ana gündem maddesi, ABD'nin azalan katkısı karşısında Avrupa'nın kendi güvenliğini nasıl üstleneceği ve ittifakın yeni bir iş birliği modeline nasıl evrileceği olacak.
Arka Plan: Trump’ın Baskısı ve Avrupa’nın Yanıtı
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana NATO müttefiklerine gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 2'sini savunmaya ayırma taahhüdünü hatırlatıyor. Ancak Beyaz Saray'ın talebi bununla sınırlı değil; ABD, Avrupa'nın kendi kıtasının güvenliği için daha fazla inisiyatif almasını, hatta bazı NATO yapılarının Avrupa merkezli hale gelmesini istiyor. Bu durum, ittifak içinde “yük paylaşımı” tartışmalarını alevlendirirken, Avrupalı liderler hem Washington'a bağımlılığı azaltma hem de Rusya tehdidine karşı caydırıcılığı artırma ikilemiyle karşı karşıya. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un “NATO'nun beyin ölümü” sözleri, Avrupa'nın kendi savunma stratejisini geliştirme çabalarının habercisiydi. Almanya'nın 100 milyar euroluk savunma fonu oluşturması ve Avrupa Birliği'nin askeri hareketlilik programları, bu yöndeki somut adımlar arasında.
Bölgesel ve Küresel Boyut: NATO’nun Geleceği
Zirvenin merkezinde, ittifakın dönüşümü için önerilen “Avrupa Ayağı” konsepti yer alıyor. Bu modele göre, NATO'nun Avrupa'daki operasyonel komutası daha fazla yetkiyle donatılacak, AB ülkeleri kendi aralarında ortak silah sistemleri geliştirecek ve savunma harcamalarını artıracak. Ancak bu dönüşüm, ittifak içinde iki kutuplu bir yapı mı yaratacak, yoksa ABD'nin yükünü hafifleterek NATO'yu daha verimli mi kılacak? Analistler, Avrupa'nın kısa vadede ABD'nin nükleer şemsiyesi ve istihbarat kapasitesi olmadan tam bağımsız bir savunma inşa edemeyeceğini vurguluyor. Rusya'nın Ukrayna savaşındaki saldırgan tutumu, Baltık ülkeleri ve Polonya başta olmak üzere Doğu Avrupa'da güvenlik kaygılarını körüklüyor. Bu nedenle zirvede, Doğu kanadının güçlendirilmesi ve acil müdahale kuvvetlerinin artırılması da ele alınacak. Öte yandan, Çin'in yükselişi ve Hint-Pasifik bölgesindeki gelişmeler, NATO'nun küresel bir güvenlik aktörü olarak rolünü yeniden tanımlamasını gerektiriyor. ABD, müttefiklerinden sadece Avrupa'da değil, Asya'da da daha fazla sorumluluk almasını bekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun güney kanadının kilit ülkesi olarak bu dönüşümden doğrudan etkilenecek. İttifak içinde savunma harcamalarının yüzde 2'sini aşan nadir üyelerden biri olan Türkiye, yük paylaşımı tartışmalarında elini güçlendiriyor. Ancak ABD ile S-400 krizi ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu zaman zaman zora soktu. Yeni modelde, Türkiye'nin Avrupa savunma girişimlerine entegrasyonu ve PKK/YPG gibi terör örgütleriyle mücadelede ittifak desteğinin sürekliliği kritik önem taşıyor. Ayrıca, NATO'nun Orta Doğu ve Afrika'ya yönelik operasyonlarında Türkiye'nin üs ve lojistik katkıları, ülkeyi vazgeçilmez bir ortak haline getiriyor. Zirveden çıkacak kararlar, Türkiye'nin savunma sanayii hedefleri ve bölgesel güvenlik stratejileri açısından belirleyici olacak.