NATO yetkilisi, Rusya'nın Akdeniz'deki deniz duruşunun “önemli ölçüde azaldığını” açıkladı. Bu değerlendirme, Rus deniz kuvvetlerinin Ukrayna savaşı nedeniyle kaynaklarının giderek tükendiğini gösteriyor. Breaking Defense'e konuşan bir analist ise bu durumun “uzun vadede” böyle kalmasının pek olası olmadığını söyledi. NATO'nun bu tespiti, İttifak'ın güney kanadındaki deniz güvenliği açısından dikkatle izleniyor.
Rusya'nın Akdeniz'deki varlığı neden azaldı?
Rusya'nın Akdeniz'deki deniz varlığı, özellikle Suriye'nin Tartus limanındaki üssü ve bölgedeki savaş gemileriyle biliniyor. Ancak 2022'de başlayan Ukrayna savaşı, Rus Karadeniz Filosu'na ağır kayıplar verdirdi ve Moskova'nın deniz kaynaklarını önceliklendirmesini değiştirdi. Karadeniz'deki abluka ve kayıplar, Rusya'nın Akdeniz'e gönderebileceği gemi sayısını sınırladı. NATO yetkilisine göre, Rus gemilerinin Akdeniz'deki görünürlüğü ve faaliyetleri son dönemde belirgin şekilde düştü. Bu durum, Rusya'nın deniz gücünü aynı anda birden fazla cephede sürdürmekte zorlandığını gösteriyor.
Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı da tartışmalı hale geldi. Esad rejiminin Aralık 2024'te çökmesi ve yerine geçen yönetimin Rusya ile ilişkileri belirsizliğini korurken, Tartus ve Hmeymim üslerinin geleceği de soru işareti. Bu belirsizlik, Rus donanmasının Doğu Akdeniz'deki lojistik ve ikmal yeteneklerini olumsuz etkiliyor. NATO yetkilisi, Rusya'nın bölgede daha az gemi bulundurmasının yanı sıra, bu gemilerin daha kısa süreli ve düşük profilli görevler yaptığını belirtti.
Öte yandan, Rusya'nın denizaltı faaliyetlerinde bir artış olup olmadığı net değil. Uzmanlar, yüzey gemilerindeki azalmanın denizaltılar için geçerli olmayabileceğini, Moskova'nın sessiz ve stratejik varlığını sürdürebileceğini söylüyor. Ancak NATO'nun tespiti, genel olarak Rus deniz gücünün Akdeniz'deki etkinliğinin azaldığı yönünde.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Rusya'nın Akdeniz'deki azalan varlığı, bölgesel güç dengesini etkileyebilir. NATO, özellikle Türkiye, Yunanistan ve İtalya gibi üyeler aracılığıyla Doğu Akdeniz'de daha aktif bir rol üstlenebilir. ABD'nin 6. Filosu da bölgede konuşlu ve Rusya'nın çekilmesiyle oluşan boşluğu doldurmak isteyebilir. Ancak Rusya'nın uzun vadede Akdeniz'e geri dönme ihtimali göz ardı edilmiyor. Analist, “Rusya'nın deniz gücü şu an için zorlanıyor olabilir, ancak uzun vadede bu böyle sürmeyecek” diyerek Moskova'nın deniz kapasitesini yeniden inşa edebileceğini vurguladı.
Rusya'nın Akdeniz'deki varlığı, aynı zamanda Suriye ve Libya gibi ülkelerdeki nüfuzuyla da bağlantılı. deniz gücündeki azalma, Rusya'nın bu ülkelerdeki etkisini de sınırlayabilir. Libya'da Wagner Grubu ve diğer Rus paralı askerleri üzerinden yürütülen etki, deniz desteği olmadan sürdürülebilir mi? Bu soru, önümüzdeki dönemde yanıt aranacak.
NATO'nun açıklaması, İttifak'ın Rusya'yı izleme ve caydırıcılık çabalarının bir parçası. Rusya'nın deniz gücündeki dalgalanmalar, NATO'nun güney kanadındaki savunma planlamasını doğrudan etkiliyor. İttifak, Akdeniz'deki dengeleri yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Akdeniz'deki deniz gücünün azalması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki güvenlik hesaplarını etkiliyor. Türkiye, Montrö rejimi çerçevesinde Karadeniz'deki dengeyi korurken, Akdeniz'de NATO müttefikleriyle birlikte hareket ediyor. Rus gemilerinin azalması, Türkiye'nin bölgedeki deniz güvenliği için olumlu bir gelişme olarak görülebilir; ancak Rusya'nın Suriye ve Libya'daki varlığı, Türkiye'nin bu ülkelerle ilişkilerinde dikkate alması gereken bir faktör. Ayrıca, Rusya'nın denizaltı faaliyetleri ve Karadeniz'deki durumu, Türk donanması için yakından izlenmesi gereken konular arasında. Türkiye, hem NATO içinde hem de ikili ilişkilerde dengeli bir politika izlemeye devam edecek gibi görünüyor.