NATO ile çalışan savunma planlamacıları, Rusya ile olası bir savaş durumunda Avrupa'nın şu anki koşullarda uzun süreli bir yıpratma savaşını sürdüremeyeceği uyarısında bulundu. Güvenlik uzmanları, Kremlin yanlısı ve aşırı sağ partilerin Avrupa genelinde yükselişi karşısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Batı'ya karşı yürüttüğü hibrit savaşı kazanma ihtimalinin arttığını belirtiyor. Savunma planlamacılarına göre, kamuoyunun uzun süreli bir çatışmaya desteğinin azalması ve mühimmat stoklarının yetersızlığı, Avrupa'nın savunma kapasitesini ciddi şekilde kısıtlıyor.
Avrupa'nın Savunma Açmazı: Yetersiz Stoklar ve Azalan Kamu Desteği
NATO bünyesinde görev yapan savunma planlamacıları, Avrupa ülkelerinin Rusya ile olası bir savaşta ihtiyaç duyulacak mühimmat ve askeri teçhizatı uzun süre tedarik edemeyeceği görüşünde. Soğuk Savaş sonrası dönemde savunma harcamalarının büyük ölçüde azalması, Avrupa ordularının stoklarının erimesine yol açtı. Ukrayna'ya yapılan askeri yardımlar da bu stokları önemli ölçüde tüketti. Özellikle top mermisi, hava savunma füzesi ve zırhlı araç gibi kritik mühimmat kalemlerinde Avrupa'nın üretim kapasitesi, uzun süreli bir çatışmanın taleplerini karşılamaktan uzak.
Öte yandan, Avrupa kamuoyunun uzun süreli bir savaşa vereceği destek de sorgulanıyor. Ekonomik sıkıntılar, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve sosyal refah sistemlerindeki baskılar, halkların savaş yorgunluğunu artırabilir. Savunma uzmanları, kamuoyu desteği azaldıkça hükümetlerin askeri harcamaları sürdürmekte zorlanacağını ve bunun da cephedeki kapasiteye doğrudan yansıyacağını vurguluyor.
Ayrıca, Avrupa'nın savunma sanayii tabanı, Soğuk Savaş dönemindeki gibi kitlesel üretim kapasitesine sahip değil. Üretim hatlarının yeniden kurulması ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi zaman alacak. Bu süreçte Rusya, savaş ekonomisine geçiş yaparak üretimini artırabilir. Uzmanlar, Avrupa'nın acilen savunma sanayii yatırımlarını artırması ve ortak tedarik projelerine hız vermesi gerektiğini belirtiyor.
Hibrit Savaş ve Aşırı Sağın Yükselişi: Putin'in Stratejik Kazanımları
Güvenlik analistleri, Rusya'nın askeri gücünün yanı sıra hibrit savaş yöntemlerini de etkin şekilde kullandığını ifade ediyor. Dezenformasyon kampanyaları, siber saldırılar, enerji şantajı ve seçimlere müdahale gibi araçlarla Batı toplumlarında kutuplaşma ve istikrarsızlık yaratmayı hedefleyen Kremlin, bu yöntemlerle NATO'nun birlik ve beraberliğini zayıflatmayı amaçlıyor.
Son yıllarda Avrupa genelinde aşırı sağ ve Kremlin yanlısı partilerin oy oranlarındaki artış, bu stratejinin meyvelerini verdiğini gösteriyor. Fransa'da Ulusal Birlik (Rassemblement National), Almanya'da Almanya için Alternatif (AfD), İtalya'da Lega ve Macaristan'da Fidesz gibi partiler, Rusya ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve Ukrayna'ya verilen desteğin kesilmesi yönünde çağrılar yapıyor. Bu partilerin yükselişi, Avrupa'nın ortak savunma politikalarını ve Rusya'ya karşı birleşik cepheyi zayıflatıyor.
Uzmanlara göre, Putin yönetimi, Avrupa'daki siyasi parçalanmayı derinleştirerek NATO'nun karar alma mekanizmalarını felç edebilir ve askeri bir çatışma durumunda Batı'nın ortak hareket etme kabiliyetini azaltabilir. Bu durum, Rusya'nın askeri üstünlük sağlamasa bile stratejik hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın Rusya ile olası bir yıpratma savaşında zorlanacağı ve Kremlin yanlısı aşırı sağın yükselişi, Türkiye için kritik sonuçlar doğuruyor. NATO'nun güneydoğu kanadında yer alan Türkiye, ittifak içindeki dayanışmanın zayıflamasından doğrudan etkilenebilir. Rusya ile hem enerji hem de savunma alanında yakın ilişkileri olan Ankara, Batı ile Moskova arasında dengeli bir politika yürütüyor. Avrupa'da artan istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel güvenlik rolünü daha da önemli kılarken, aynı zamanda ekonomik ve siyasi riskleri de beraberinde getiriyor. Türkiye, savunma sanayiindeki yerli üretim kapasitesiyle Avrupa'ya kıyasla daha dirençli görünse de, olası bir krizde enerji güvenliği ve ticaret yollarının korunması öncelikli olacaktır.