NATO, 2026 yılına kadar savunma harcamalarında önemli bir eşiğin aşılacağını duyurdu. İttifakın yayımladığı güncellenmiş verilere göre, beş NATO üyesi ülkenin gayri safi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 3,5'ini çekirdek savunma kalemlerine ayırması bekleniyor. Bu oran, ittifakın 2014 yılında belirlediği ve uzun süredir tartışılan yüzde 2'lik hedefin oldukça üzerinde yer alıyor. NATO'nun Ankara'da düzenlenen liderler zirvesi öncesinde yayımlanan veriler, üye ülkeler arasındaki harcama farklılıklarını da gözler önüne seriyor. Özellikle Doğu Avrupa'daki üyelerin, Rusya tehdidine karşı savunma bütçelerini artırması dikkat çekiyor. Ancak ittifakın bazı büyük üyelerinin hala yüzde 2’nin altında kaldığı ve bu durumun Washington yönetiminde rahatsızlık yarattığı biliniyor.
Beş ülke hedefi tutturacak
NATO'nun yayımladığı projeksiyonlara göre, 2026 yılında beş üye ülke GSYH’lerinin yüzde 3,5'ini çekirdek savunmaya ayıracak. Bu ülkeler arasında Polonya, Estonya, Letonya, Litvanya ve Yunanistan'ın yer aldığı belirtiliyor. Polonya, halihazırda NATO'nun en yüksek orana sahip üyesi konumunda bulunurken, Baltık ülkeleri Rusya'ya sınırları nedeniyle savunma harcamalarını sürekli artırıyor. Yunanistan ise Türkiye ile yaşadığı gerilimler nedeniyle askeri bütçesini yüksek tutuyor. NATO'nun hedefi, üye ülkelerin GSYH'lerinin yüzde 2'sini savunmaya ayırması yönünde olmasına rağmen, özellikle son dönemde bazı ülkelerin bu oranı yüzde 3,5'e çıkarması ittifak içinde yeni bir norm oluşturma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
NATO'nun savunma harcamalarındaki artış, sadece ittifakın caydırıcılık kapasitesini değil, aynı zamanda transatlantik ilişkileri de etkiliyor. ABD, uzun süredir Avrupalı müttefiklerinin yük paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk almasını talep ediyor. Bu çerçevede, özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi büyük ekonomilerin yüzde 2 hedefini tutturması bekleniyor. Ancak bu ülkelerin bir kısmı hala hedefin altında kalıyor. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları, NATO'nun savunma harcamalarını artırma yönündeki kararlılığını pekiştirdi. İttifak, doğu kanadını güçlendirmek için yeni askeri birlikler konuşlandırırken, üye ülkelerin savunma sanayilerine yatırımları da hızlandırdı. Öte yandan, yüzde 3,5 hedefinin bazı ülkeler için ekonomik açıdan sürdürülebilir olup olmadığı tartışma konusu. Uzmanlar, bu oranın bir standart haline gelmesi durumunda özellikle Güney Avrupa ülkeleri için bütçe zorlukları yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO'nun savunma harcamalarını artırma yönündeki bu eğilim, Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu doğrudan etkiliyor. Türkiye, halihazırda NATO'nun en büyük ordularından birine sahip ve yüzde 2 hedefini aşan ülkeler arasında yer alıyor. Yunanistan'ın harcamalarını artırması, Ege'deki dengeleri etkileyebilir. Ayrıca, Doğu Avrupa'da savunma bütçelerinin yükselmesi, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik çıkarlarıyla örtüşen bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Türkiye, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları sonrası Karadeniz'deki askeri varlığını artırmış, Montrö Sözleşmesi'ne dayalı olarak boğaz geçişlerini sıkılaştırmıştı. Bu bağlamda, NATO'nun doğu kanadındaki caydırıcılık artışı Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına katkı sağlayabilir. Ancak, ittifak içindeki yük paylaşımı tartışmalarında Türkiye'nin pozisyonu, özellikle ABD ile ilişkilerde önemli bir parametre olmaya devam ediyor.