Küresel piyasalar, Perşembe günü Japon yeninin ABD doları karşısında gösterdiği sert yükselişi konuşurken, Fransız yatırım bankası Natixis'in Asya-Pasifik başekonomisti Alicia Garcia Herrero, bu hareketin arkasında Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) doğrudan müdahalesi olabileceğini söyledi. Herrero'ya göre, piyasa katılımcılarının ekranlarında gördüğü ani düzeltme, normal bir piyasa dalgalanmasıyla açıklanamayacak kadar keskin ve koordineliydi. Tokyo'nun resmi bir açıklama yapmamış olması ise spekülasyonları körüklüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Japon yeni, 2024 yılının başından bu yana dolar karşısında sürekli değer kaybediyordu. ABD Merkez Bankası'nın faiz oranlarını yüksek tutması, Japonya'nın ise uzun süredir devam eden negatif faiz politikasını yalnızca mart ayında sonlandırması, yen üzerindeki baskıyı artırdı. Dolar/yen paritesi Nisan ayında 160 seviyesini görerek 34 yılın zirvesine ulaşmış, bu da Tokyo'yu müdahaleye zorlamıştı. Perşembe günkü hareket ise paritenin bir gün içinde 157,6'dan 153,5'e gerilemesiyle dikkat çekti. Herrero, "Kimse resmi olarak söylemedi, ancak ben bu düzeltmenin herkesin ekranlarına bakıp piyasanın kendi kendine düzeleceğini düşündüğü bir ortamda gerçekleşemeyeceğini savunuyorum," dedi. Natixis'in tahminine göre, müdahale tutarı 3-4 trilyon yen (20-26 milyar dolar) civarında olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya'nın döviz piyasasına müdahalesi yeni bir olgu değil. Tokyo, 2022 yılında da üç kez doğrudan müdahale ederek yenin aşırı değer kaybını durdurmaya çalışmıştı. Ancak bu kez farklı olan, müdahalenin zamanlaması ve büyüklüğü. Analistler, BOJ'un pasif bir yaklaşım izlemek yerine agresif bir şekilde piyasaya girdiğini belirtiyor. Bu hamlenin küresel etkileri de oldu. Yenin değer kazanması, Asya borsalarında dalgalanmalara yol açarken, emtia fiyatları üzerinde de baskı oluşturdu. Öte yandan ABD Hazine Bakanlığı'nın Japonya'nın müdahalelerine karşı geleneksel olarak hoşgörülü olduğu biliniyor. Washington, Tokyo'nun aşırı volatiliteyi önlemek için yaptığı müdahalelere genellikle itiraz etmiyor. Ancak bu kez müdahalenin boyutunun büyümesi, ABD ile Japonya arasında yeni bir gerilime yol açabilir. Çin ve Güney Kore gibi diğer Asya ülkeleri ise benzer döviz baskılarıyla karşı karşıya. Çin yuanı da dolar karşısında zayıflarken, Pekin'in sıkı kontrol politikaları sayesinde şimdilik büyük bir dalgalanma yaşanmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer şekilde kur oynaklığıyla mücadele eden bir ülke olarak Japonya'nın müdahalesini yakından izlemeli. Merkez Bankası'nın döviz rezervleri ve faiz politikaları, benzer spekülatif ataklara karşı kırılganlık oluşturabilir. Japonya'nın müdahalesi, küresel risk iştahını azaltabilir ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin ihracatçıları için yenin değer kazanması, Asya pazarlarında rekabet gücünü etkileyebilir. Ayrıca, Japonya'nın bu hamlesi, dünya genelinde merkez bankalarının döviz piyasalarına müdahale konusunu yeniden gündeme getiriyor. Türkiye'nin de benzer bir durumla karşılaşması halinde hazırlıklı olması ve uluslararası işbirliği kanallarını açık tutması stratejik önem taşıyor.