New York borsasında Nasdaq endeksi, 2025 yılının ilk çeyreğini yüzde 12'lik bir artışla tamamlayarak son altı yılın en güçlü çeyrek performansına imza attı. Teknoloji ağırlıklı endeks, yapay zeka yatırımları ve faiz indirimi beklentileriyle yükselirken, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) sıkılaştırma adımlarına rağmen Japon yeni dolar karşısında 152 seviyesini aşarak 34 yılın en düşük seviyesine geriledi. Küresel piyasalardaki bu çift yönlü hareket, yatırımcıların risk iştahını ve para politikalarındaki farklılaşmayı gözler önüne seriyor.
Gelişmenin arka planı: Teknoloji hisseleri ve faiz beklentileri
2025 yılının ilk üç ayında Nasdaq, yapay zeka (AI) alanındaki büyük yatırımlar ve ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimine gideceği beklentisiyle güçlü bir yükseliş kaydetti. Nvidia, Microsoft ve Alphabet gibi büyük teknoloji şirketlerinin hisseleri, AI odaklı iş modellerine yönelik artan talep sayesinde çift haneli getiri sağladı. Nasdaq'ın bu çeyrekteki performansı, 2019'un ilk çeyreğinden bu yana en iyi dönem olarak kayıtlara geçti. S&P 500 endeksi de yaklaşık yüzde 8 değer kazanırken, Dow Jones endüstriyel ortalaması daha mütevazı bir artış gösterdi.
Analistler, yükselişin temelinde ABD'de enflasyonun yavaşlama sinyalleri vermesinin ve Fed'in bu yıl içinde iki kez faiz indirimine gidebileceği yönündeki beklentilerin yattığını belirtiyor. Ayrıca, Çin'in ekonomik teşvik paketleri ve Avrupa Birliği'nin savunma harcamalarını artırma kararı da küresel risk iştahını destekleyen faktörler arasında sayılıyor. Ancak bazı ekonomistler, yüksek değerlemeler ve jeopolitik riskler nedeniyle piyasalarda bir düzeltme yaşanabileceği konusunda uyarıyor.
Diğer taraftan, Japon yeni dolar karşısında 152,30 seviyesine kadar gerileyerek son 34 yılın en düşük seviyesini gördü. BOJ, Mart ayında faiz oranını %0,25'e yükseltmesine rağmen, Japonya ile ABD arasındaki geniş faiz farkı yen üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Japon yetkililer, kur müdahalesi olasılığına karşı sözlü uyarılarda bulunsa da piyasalarda bu adımın yakında atılması beklenmiyor. Yenin zayıflaması, Japonya'nın ihracatçı şirketlerine kısa vadede avantaj sağlasa da enerji ithalatını artırarak tüketici fiyatları üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Para politikaları ve yatırımcı stratejileri
Küresel piyasalarda bu çeyrekte gözlenen en önemli trendlerden biri, merkez bankalarının para politikalarındaki farklılaşma oldu. ABD'de Fed'in faiz indirimine hazırlandığı sinyali verilirken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) daha temkinli bir duruş sergiledi. Japonya ise onlarca yıl süren ultra gevşek para politikasından çıkış yaparak faiz artırımına başlasa da, bu adım yeni güçlendirmeye yetmedi. Sonuç olarak, dolar endeksi 105 seviyesinin üzerinde dengelenirken, gelişen piyasa para birimlerinde karışık bir seyir izlendi.
Asya bölgesinde, Çin'in ekonomik toparlanma sinyalleri ve Hindistan'ın güçlü büyüme verileri, yatırımcıların dikkatini çeken diğer konular arasında yer aldı. Ancak Çin-ABD ticaret gerilimleri ve Tayvan çevresindeki askeri faaliyetler, bölgesel risk algısını canlı tutuyor. Nasdaq'ın güçlü performansı, teknoloji hisselerine olan ilginin küresel çapta devam ettiğini gösterirken, yenin zayıflaması Asya'da rekabetçi kur savaşları endişelerini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nasdaq'daki yükseliş, küresel risk iştahının arttığına işaret ediyor. Bu durum, gelişmekte olan piyasalara sermaye akışını hızlandırabilir ve Türkiye gibi ülkelerin dış finansman koşullarını iyileştirebilir. Ancak yenin dolar karşısında zayıflaması, gelişen ülke para birimleri üzerinde de baskı yaratma potansiyeli taşıyor. Türk lirasının değer kaybı riski ve yüksek enflasyon ortamında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikasını sıkı tutmaya devam etmesi bekleniyor. Ayrıca, ABD faiz indirimleri Türkiye'ye yönelik portföy yatırımlarını artırabilir, ancak jeopolitik riskler ve yurtiçi ekonomik kırılganlıklar bu etkiyi sınırlayabilir.