Uluslararası Ekonomi Peterson Enstitüsü (PIIE) kıdemli üyesi Mary Lovely, Çin'in nadir toprak elementleri üretimindeki baskın konumunun, ABD ile yaşanan ticaret anlaşmazlıklarında Pekin'e önemli bir pazarlık gücü kazandırdığını belirtti. Lovely, Şanghay'da düzenlenen Bund Zirvesi çerçevesinde Bloomberg'den Stephen Engle'e yaptığı açıklamada, nadir toprakların stratejik önemine dikkat çekti.
Nadir Topraklar ve Ticaret Savaşları
Nadir toprak elementleri, yüksek teknoloji ürünlerinden savunma sanayine, elektrikli araçlardan rüzgar türbinlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılan kritik hammaddeler arasında yer alıyor. Çin, küresel nadir toprak üretiminin yaklaşık yüzde 60'ını, işlenmiş nadir toprak ürünlerinin ise yüzde 85'ini elinde bulunduruyor. Bu durum, ABD'nin ticaret müzakerelerinde Çin'e karşı elini zayıflatırken, Pekin'in bu kartı stratejik bir araç olarak kullanmasına olanak tanıyor.
Lovely, Çin'in bu alandaki hakimiyetinin sadece üretim miktarından kaynaklanmadığını, aynı zamanda işleme ve rafineri kapasitesinde de yoğunlaştığını vurguladı. ABD'nin nadir toprak tedarik zincirini çeşitlendirme çabaları uzun süredir devam etse de, yeni madenlerin açılması ve işleme tesislerinin kurulması zaman alıyor. Bu da Çin'in kısa ve orta vadede avantajını koruyacağı anlamına geliyor.
Küresel Tedarik Zincirleri ve Jeopolitik Riskler
ABD-Çin ticaret gerilimi, 2018'de başlayan gümrük tarifeleri savaşıyla yeni bir boyut kazanmıştı. Son dönemde ise teknoloji ihracat kontrolleri ve yatırım kısıtlamaları gibi alanlara yayılan anlaşmazlık, nadir toprakları da kapsıyor. Çin, geçmişte Japonya'ya karşı nadir toprak ihracatını kısıtlayarak bu kaynağı bir dış politika aracı olarak kullanabileceğini göstermişti. Lovely, benzer bir adımın ABD'ye karşı atılması durumunda küresel tedarik zincirlerinde ciddi sarsıntılar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Öte yandan ABD, nadir toprak üretimini artırmak için Avustralya, Kanada gibi müttefikleriyle işbirliğini güçlendiriyor ve kendi topraklarındaki maden projelerine hız veriyor. Ancak bu çabaların meyve vermesi için önümüzdeki 5-10 yıla ihtiyaç var. Bu nedenle Çin'in elindeki kozu kısa vadede etkili bir şekilde kullanma potansiyeli yüksek.
Uzmanlar, nadir toprak meselesinin sadece ticari değil, aynı zamanda ulusal güvenlik boyutu da taşıdığını belirtiyor. ABD Savunma Bakanlığı, kritik savunma sistemlerinde kullanılan nadir topraklar için alternatif tedarik kaynakları arayışını sürdürüyor. Çin'in bu alandaki hakimiyeti, ABD'nin savunma sanayii için de bir kırılganlık oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, nadir toprak elementleri konusunda son yıllarda önemli adımlar atmaya başladı. Eskişehir'deki Beylikova Nadir Toprak Elementleri Tesisi, ülkenin bu alandaki potansiyelini ortaya koyuyor. Ancak Türkiye'nin küresel pazarda henüz önemli bir oyuncu olmadığı açık. Çin-ABD ticaret geriliminin nadir topraklara uzanması, Türkiye gibi alternatif tedarikçi olma potansiyeli taşıyan ülkeler için fırsat yaratabilir. Özellikle Batılı ülkelerin tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabaları, Türkiye'nin yatırım çekmesini kolaylaştırabilir. Ancak bu fırsatı değerlendirmek için teknik altyapı ve uluslararası işbirlikleri kritik önemde.