Londra'daki Ulusal Arşivler'de (The National Archives) gönüllü olarak çalışan Michael Scurr, 2024 yılının Mayıs ayının sonlarında sıradan bir perşembe sabahı olarak nitelendirdiği bir günde, kataloglanmayı bekleyen bir belge kutusunu incelerken tarihi bir keşfe imza attı. 18. yüzyıla ait olduğu anlaşılan bir parşömen üzerinde, ABD Bağımsızlık Bildirgesi'nin (US Declaration of Independence) nadir bir kopyasını buldu. 'Exeter Baskısı' olarak bilinen bu versiyondan dünya üzerinde sadece 11 kopya bulunduğu ve bunlardan sadece bir tanesinin (şimdi iki oldu) ABD dışında olduğu belirtiliyor. Keşif, tarihçiler ve arşivciler arasında büyük heyecan yarattı. Scurr, bulduğu belgeyi meslektaşlarına gösterdiğinde, önce inanamadıklarını, ardından heyecanla doğrulama çalışmalarına başladıklarını anlattı.
Belgenin Tarihçesi ve Önemi
Söz konusu kopya, 1776'da kabul edilen orijinal Bağımsızlık Bildirgesi'nin değil, 1819'da ABD'de basılan 'Exeter Baskısı' adı verilen bir versiyon. Bu baskı, ABD Dışişleri Bakanı John Quincy Adams'ın talimatıyla, Bağımsızlık Bildirgesi'nin orijinal el yazmasının okunamaz hale gelmesi üzerine, 200 nüsha olarak bastırıldı. Günümüze sadece 11 tanesi ulaşabildi. Keşfedilen nüsha, bu 11 kopya arasında ABD dışında bulunan ikinci örnek olma özelliği taşıyor. Belgenin İngiltere'ye nasıl geldiği ise ilginç bir hikayeye dayanıyor. Araştırmacılara göre, belge muhtemelen 1812 Savaşı sırasında bir İngiliz savaş gemisi tarafından ele geçirilen bir Amerikan korsan gemisinden alınmıştı. Savaş ganimeti olarak İngiltere'ye getirilen belge, daha sonra bir hukuk bürosunun arşivine karışmış ve oradan da Ulusal Arşivler'e ulaşmış. Ulusal Arşivler'deki uzmanlar, belgenin sahteliğini ve orijinalliğini doğrulamak için kağıt, mürekkep ve yazı tipi analizi gibi kapsamlı testler yaptı. Tüm testler, belgenin gerçek olduğunu ve 1819 tarihli Exeter Baskısı ile uyumlu olduğunu gösterdi.
Küresel Boyut ve Tepkiler
Bu keşif, yalnızca İngiltere ve ABD arasındaki tarihsel bağları değil, aynı zamanda nadir belgelerin korunması ve kataloglanmasının önemini de bir kez daha gündeme getirdi. ABD'deki tarihçiler, belgenin bulunmasının 1812 Savaşı dönemine ışık tuttuğunu ve iki ülke arasındaki kültürel mirasın paylaşımında yeni bir sayfa açtığını belirtiyor. Ulusal Arşivler, belgenin önümüzdeki aylarda sergilenmesi ve halka açılması planlandığını duyurdu. Keşfin, arşivcilik alanında gönüllü çalışmaların değerini de gösterdiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu keşif doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, kültürel miras ve arşivcilik alanında önemli bir farkındalık yaratmaktadır. Türkiye, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait zengin arşiv belgelerine sahip olup, bu tür nadir belgelerin korunması ve kataloglanması konusunda uluslararası iş birliğinden faydalanabilir. Ayrıca, tarihsel belgelerin izinsiz yurt dışına çıkarılması veya kaybolması riskine karşı Türkiye'nin arşiv güvenliği önlemlerini gözden geçirmesi için bir hatırlatıcı niteliğindedir. Küresel ölçekte ise, bu keşif tarih yazımında birincil kaynakların önemini vurgulamakta ve dijitalleşme çabalarına ivme kazandırabilir.