Nobel Barış Ödülü sahibi ve IŞİD'in eski cariyesi Nadia Murad, Irak'ta Yezidilere yönelik 'soykırımın' üzerinden on iki yıl geçmesine rağmen adalet arayışının 'çok yavaş' ilerlediğini belirtti. Murad, Perşembe günü yaptığı açıklamada, uluslararası toplumun Yezidi kurbanlar için adalet sağlama konusundaki taahhütlerini yerine getirmediğini ve bu durumun hayatta kalanlar için derin bir hayal kırıklığı yarattığını ifade etti.
IŞİD'in Yezidilere Yönelik Soykırımı ve Murad'ın Mücadelesi
IŞİD militanları 2014 yılında Irak'ın kuzeyindeki Sincar bölgesini ele geçirdiğinde, binlerce Yezidi'yi katletmiş, kadınları ve kız çocuklarını cinsel köle olarak kullanmış ve binlerce kişiyi yerinden etmişti. Birleşmiş Milletler, bu saldırıları 2016 yılında resmi olarak 'soykırım' olarak nitelendirdi. Nadia Murad, IŞİD tarafından kaçırılarak cinsel köle olarak tutulan binlerce kadından biriydi. Üç ay süren esaretin ardından kaçmayı başaran Murad, o günden bu yana Yezidi kurbanların sesi olmayı sürdürüyor.
Murad, 2018 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesinin ardından, soykırımın faillerinin yargılanması ve kurbanların tazmin edilmesi için uluslararası çapta kampanya yürütmeye devam ediyor. Ancak bugüne kadar sadece birkaç ülkede IŞİD üyeleri yargılanabilmiş durumda. Almanya, Irak ve İsveç'te bazı davalar görülürken, kurbanların büyük bir kısmı hâlâ adalet arayışında.
Uluslararası Toplumun Yetersizliği ve Bölgesel Etkiler
Murad, uluslararası toplumun Yezidi kurbanlar için özel bir mahkeme kurulması çağrılarını dikkate almadığını belirtiyor. Irak hükümetinin, soykırım suçlarını kendi ulusal mahkemelerinde yargılamak için yeterli yasal çerçeveyi oluşturamadığını ifade eden Murad, bu durumun kurbanların adalete erişimini ciddi şekilde engellediğini vurguluyor. Ayrıca, IŞİD saflarında savaşan yabancı savaşçıların kendi ülkelerinde yargılanması konusunda da çeşitli zorluklar yaşanıyor.
Bölgesel olarak, IŞİD'in yenilgiye uğratılmasının ardından Yezidilerin bir kısmı Sincar'a geri dönmüş olsa da, bölgenin altyapısı hâlâ büyük ölçüde tahrip edilmiş durumda. Ayrıca, Irak ile Suriye arasındaki bölgede güvenlik riskleri devam ediyor. Yezidi toplumu, hem fiziksel hem de psikolojik olarak derin yaralar almış durumda ve bu yaraların iyileşmesi için adalet ve tazminat süreçlerinin hızlandırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, IŞİD'le mücadelede uluslararası koalisyonun bir parçası olmasına rağmen, Yezidilerin maruz kaldığı soykırım konusundaki adalet arayışına doğrudan bir katkı sağlamış değil. Ancak Türkiye'nin sınır komşusu olan Irak ve Suriye'deki istikrar, Türkiye'nin güvenliği açısından kritik öneme sahip. Yezidi toplumunun yaşadığı bölgelerdeki istikrarsızlık, PKK ve diğer terör örgütlerinin faaliyet alanı bulmasına zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki insani krizlerin çözümü ve adalet süreçlerinin desteklenmesi, uzun vadede Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarlarına da hizmet edebilir. Ayrıca, bu tür insan hakları ihlallerinin cezasız kalması, tüm bölgede istikrarsızlığa yol açabilecek bir emsal teşkil etmektedir.